14 Aralık 2010 Salı

Toparlıyoruz #2 : Twitter

Twitter hakkında yazacağımı belirtmiştim ki bu gün Twitter bu senenin trend listesini yayınladı. Bu liste arasında sık sık burada yer verdiğim üç konuyu seçip onlara yönelik yorumlarımı yazacağım. Bu konular filmler, televizyon ve teknoloji konuları en son olarak büyük trend listesine değinip yazıyı sonlandıracağım.


 Televizyon trenlerinde dikkat çekici konu Mtv kanalının iki etkinliği ile bu listede kendine yer bulması. Bu listede yer almasının en önemli nedeni Twitter'ı ciddiye alıp yaptığı her iki etkinlikte Twitter tepkilerini görsel olarak yüksek olan uygulamalar ile sunması oldu. Etkinlikler için yaptığı uygulamalar hakkında yazılar için VMA ve Movie Awards

Pretty Little Liars'ın burada olması şaşırtıcı olması her yayınladığı akşam trend listesinde yer alıyordu. CSI ise içi farklı versiyonu sayesinde listede yer bulduğunu düşünüyorum.

Listede 4 adet ödül töreninin olması insanların ödül törenlerinde olup bitenleri direkt olarak aktarmak istemesini bir sonucu olsa gerek.(Muhabirlik içgüdülerini törpülüyor insanlar galiba) Aynı zamanda bu durum ödül törenlerini düzenleyenlerin Twitter'ı es geçmemelerini öğütlüyor sanki.




                                                   

 Fİlmlerde dikkat çekici olan şeylerden biri aslında çok da iyi gişe yapmamasına rağmen burada yer alan filmler. The Last Airbender, Scott Pilgrim, Karate Kid gibi. Bu listede herkesin yılın en iyi filmlerinden birisi olduğunun tartışmasız olarak söylediği Inception'nın yer alması şaşırtıcı değil. Harry Potter serisininde sona ereceğini düşünürsek eğer bu listede yer alması kaçınılmazdı elbette.

 Narnia serisi aslında çok popüler olmayan bir seri fakat burada aynen yukarıda bahsettiğim filmler gibi yer buldu kendine. Yeni gösterime girdiği içi gişe hasılatı hakkında kesin konuşmamak lazım(ilk haftası büyük bütçeli bir film için düşük denilebilir). Geçen senenin efsanesi Paranormal Activity bu senede kendinden konuşturmayı başarmış. Anlaşılan iyi veya kötü ayrımı yapmadan çok fazla konuşulmuş filmler hakkında.

 Twitter filmler için her zaman çok iyi bir reklam mekanıdır fakat Twitter'da çok konuşulan filmin iyi olma garantisi olmadığını tekrar hatırlatırım (Sahi Tron niye yok listede :))



Apple kesinlikle bu senenin galibi olmuş. Enteresan bir şekilde çalışanlarına sosyal medya yasağı koyan şirket hakkında en çok konuşulan teknoloji ürünlerini üreten şirket olmuş.

Call Of Duty zaten çok acayip satış sayılarına ulaşarak milletin Hollywood neymiş boşverin oyun yapın kafasına soktu.(5 günde 650 milyon dolar).

 Google ise Android ve Google Instant ile ilgili konuşmalar ile işin içinde olduğunu bize unutturmadı. HTC Nexus One ile kendine hatırı sayılır bir bilinirlilik kazandırdı.

RockMelt'in buırada olması çok şaşırtıcı oldu benim için insanların belli ki böylesine kompakt bir tarayıcıya ihtiyacı varmış demek ki düşüncelerini kafamdan atamadım bir türlü.






Son olarak aşağıdan bu yılın Twitter'da en çok konuşlan olaylarına göz atabilirsiniz. Dünya Kupası etkisi ve herkesin içindeki stand-up komedyenini çıkartırcasına hakkında espri yaptığı Justin Bieber ve Pulpo Paul(ahtapot Paul) görebilirsiniz. Bir markanın alıp alabileceği en büyük yarayı da birinci olarak görebilirsiniz. Çevre felaketi hakkında ben de burada bir kaç kez  bir şeyler yazmıştım.


Kaynak : Twitter Blog görseller de Twitter blogun listesinde alınmıştır elbette. Yine Year İn Review sitesine de göz atmak gerek zaten verdiğim yazıda link verilmiş :)

Saygılar.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Toparlıyoruz #1 : Yeni Ivır Zıvırlar

Yılı kapatıyoruz yavaş yavaş. Geçen seneden aklımda kalan web servislerini ve sık sık gözümüze çarpan teknolojik ıvır zıvırları hatırlatayım. Bir nevi yılın bana göre en iyileri manasında bir liste yapmış olayım. Kategorik bir liste olmayacak geçen sene akılda kalan bir çok şeyi yazacağım. Bir seriye dönüşebilir bilemiyorum. Sıralamanın iyiden kötüye göre bir derecelendirmesi yoktur.

Get Glue : Her ne kadar daha önce açılmış olan bir servis olsa da asıl çıkışını bu sene gerçekleştirdi. Medya sektöründen markalar ile yaptığı ortaklıklar onun daha da göz önünde bulunmasını sağladı. Sene sonunda ciddi bir yatırım ile bu sene olanların bir karşılığını almış oldu.

Hunch : Recommendation (öneri) üzerine kurulu sistem size sorulan sorulara verilen cevaplar ile sizin zevklerini tahmin ediyor. Bana göre başarılı çıkıt bazı konularda öneriler kısıtlı gibi görünse dahi cevaplanan soru sayısına göe tahmin oranının yükseldiğini hatırlatalım. Ben ilk girdiğimde cevapladığım 20 soru ile müzik zevkim ile dizi zevkim konusunda ciddi tahminlerde bulundu.

Fflick : Twitter'dan data çekerek yapılan bu ilginç uygulama Twitter kullanılarak yapılan en başarılı uygulamalardan biri idi. Twitter'da konuştuğunuz filmleri çekip size özel bir film listesi oluşturan bu uygulama kullanıcılar ve yapımcılar için bulunmaz bir sosyal medya takip mekanizması sağlıyordu.




Star Wars Falcon Gunner (Augmented Reality) : AR uygulamasının bir türlü potansiyelini bulamadığını düşündüm yıl boyunca bu oyun görüşümü değiştirdi. Tamam süper teknolojik bir oyun değil belki ama AR uygulamasının herkesin kullanacağı bir seviyeye indirmesi konu ile daha bir çok ilginç AR uygulamasının geleceğini gösterdi.

Paper.li ve Flipboard :  Flipboard'ı pek kullanmadım fakat bir çok kaynakta iki servisi beraber adları anılırken ben de ayırmak istemedim. Paper.li'den bahsedebilirim ilk popüler olduğundan beri kullanırım bir çok kişiyi takip ettiğim için bana acayip bir takip kolaylığı sağlıyor. Facebook desteğini eklediklerini hatırlatmak isterim. Bu seneden daha çok dikkat çekeceği aşikar. Kişisel yayıncılık kavramı tam anlamıyla oluştuğu zaman bu servisin değeri daha çok anlaşılacak.

Şimdilik aklıma gelen servisler ve uygulamalar bunlar. Facebook, Twitter ve Bloglar konularını ayrı başlıklar olarak yazıp devam edeceğim seriye. Neler olmuş bitmiş toparlayacağım hafızamı tazeleyeceğim.

Saygılar.

12 Aralık 2010 Pazar

WorkFlowy ile beyninizi organize edin!

Sosyal Medya Strateji Taslağı
  • Karar Ver!
    • Beklentileri belirle!
    • Aracı Belirle!
    • Hedef kitleyi belirle!
    • ..
  • Uygula!
    • Hesapları Aç!
    • İçerik Taslağı Oluştur!
      • İçerik çeşitlerini belirle! (Video, Fotoğraf, Yazı vesaire)
      • Frekansı Düzenle!
    • Bloglarla etkileşime gir!
  • Ölç!
    • Sayfa gösterimleri
    • Retweet ve mention sayısı
    • Facebook fan ve beğeni sayısı
    • ...
Created with WorkFlowy.com 
Yukarıda kısaca bir taslak hazırlamak için WorkFlowy adlı servisi kullandım. Elbette yukarıda olduğu gibi taslakları her türlü ofis programı ile hazırlamanız mümkün fakat WorkFlowy'nin en büyük özelliği bu servise internet üzerinde ulaşabilmeniz ve burada oluşturduğunuz listeleri saklayabilmeniz.(Her şey bulut olmuş arkadaş :)). Bu listelere yakın zamanda iPhone veya diğer akıllı telefonlar ile de ulaşılacakmış. Unutmadan sakladığınız ve oluşturduğunuz listeleri export edebilme şansınız var. 
Benim oluşturduğum gibi taslakları çok rahat bir şekilde hazırlayabilir ve saklayabilirsiniz. Servisin nasıl çalıştığını anlamak için aşağıda olan videoyu seyretmenizi öneririm.  



Bu günlük hayatınızı kolaylaştıracağını düşündüğüm basit ve kullanışlı servisi burada anlatarak geçiyorum. Havalar yüzünden bir türlü konsantre olup yazmak istediğim bir kaç konu hakkında yazı yazamıyorum. Bu aralar sadece paylaşım yapıyorum.

Saygılar.

10 Aralık 2010 Cuma

Bunları paylaşasım var # 50

The Bygone Bureau  web kültürü, gezi, eğlence vesaire hakkında yazan bir blog. Bu blog şimdiye kadar gördüğüm en sıkı blog listesini yayınlamış.  The Best New Blog of 2010 adlı bu liste popüler blogların editörleri(Gawker, Huff Post ..)  ve gazetelerin web editörlerinin(WSJ, Interview Magazine ...)  seçimleri ile derlenmiş. Kimler olduğunu incelemek için linke alayım sizi.

Bu listede bir kaç listede de daha önce gördüğüm The Awl, MediaGazer, Pitchfork, Big Picture  gibi blogları biliyoruz diyorsanız diğerlerini için linke davet edeyim.

Robin Sloan'nın 560 blog takip ediyor olması da şaşırtıcı bir şey. Ben 270 blogu derleyip toplayamıyorum helal olsun saygı duydum :)

Her zaman olduğu gibi bu listenin tartışılabilir olduğunu hatırlatır ve seçicilerinin kişisel görüşleri ile oluşturulduğunu hatırlatırım. Son olarak şu ana kadar gördüğüm listeler arasında en iyi listelerden birisi olduğunu hatırlatırım. Sunum tarzı bu fikrimin oluşmasında önemli yer kapladığını hatırlatırım.

Not: 50 gibi bir sayıya ulaştım Bunları paylaşasım var serisinde bakalım nereye kadar uzayacak bu seri daha. Elbette bir gün sıkılıp burada yazmaya bırakabilirim ama illa paylaşacak şeylerim olacaktır.

Saygılar.

9 Aralık 2010 Perşembe

Araştırmaya gerek yok, eleştir gitsin!


Sosyal medya araçlarının kullanıcıları genellikle bu araçları bir şeyleri eleştirmek için de kullanır. Eleştirmek kötü bir şey değildir herkesin bildiği gibi. Bizim gibi eleştirmeyi bir kültür olarak geliştirememiş toplumlar yaptıkları eleştirinin altını doldurmayı unutur. Hatta şöyle söyleyeyim altını doldurmaya gerek duymaz. Bir açık yakaladığı zaman oradan girişir. Madeni bulmuştur en becerikli odur artık. Tatminin doruklarına ulaşır bir kişiye bir kurumun kötü bir şeyi yakaladı ya. Aynı zamanda bu arkadaşlar  "Print Screen" tuşuna gölgelerinden hızlı basabilirler.
 
Neyse konu eleştiren herkesi "tü kaka" ilan ediyormuş gibi anlaşılmadan asıl konuya geçeyim. Sosyal medya kullanıcıları artmaya başladıkça insanların arama motoru kullanım alışkanlıkları değişti. Bu sosyal medyanın yoğun kullanımının  internet kullanım alışkanlıklarının değiştirdiğini gösteriyor bize. İnsanlar bir şeyler aramadan önce Twitter Facebook veya Friendfeed hesapları aracılığıyla arkadaşlarına duyuruyor "ben şu şeyi arıyorum lütfen yay rt vesaire yapar mısınız?". Bu durum sadece kendiniz için bir ürün, bir makale ararken ya da telefon önerisi almak için yapılmıyor. Bu şekilde gelişen alışkanlıklar yüzünden bir marka veya kişi hakkında bir şeyler konuşurken bir feed, bir tweet, bir blog yazısı yazarken de uygulanıyor. "Şu kurum/kişi şöyledir ne dersiniz?" şeklinde atılan bir tweet, açılan bir feed yüzünden kişinin kurumun itibarı zedelenecek şeyler konuşuluyor ki bu durumu bazen bir çok kişi bilerek bu hale getiriyor. Birilerinin itibarının zedelenmesi hoşuna gidiyor sanki. (Aman şimdi bunu okuyup ne diyorsun? Kim yapmış? demeyin hepimiz yapıyoruz bir marka hakkında araştırma yapmadan atıp tutma işini)

Sosyal medya insanları aramaya inancını kaybetmesine yol açıyor ya da arama sonunda bulacakları kaynaklara güvenlerini sorgulatıyor sanırım artık. Twitter listesinde aradığı konuda ehil olmayan kişiden gelen bir yoruma bile inanabiliyor çoğu zaman. Friendfeed'de rakip marka ile gönül bağı olan birinin yaptığı yanlı yorum ile aklını çelebiliyor. Facebook fan sayfasının yönetilememesi(olmaması) nedeniyle kötü fikirler oluşuyor çoğu zaman.

Sosyal arama kavramı gelişmesi gerekli bu durumda Bing'in attığı adım böyle bir durum ile birilerinin adının karalanmasını belki biraz azaltabilir(Ayrı bir konu, ana fikirden uzaklaşmayalım). Araştırmadan yapılan eleştiriler çoğu zaman markaların ve kişilerin itibarını zedeliyor ne yazık ki. Markaları sosyal medyada aktif olmaları işte bu yüzden gerekli. Haklarında oluşan olumsuz dedikoduları yönetmek için. İlla açılan başlığa dahil olarak değil sosyal medya araçlarını takip edip haklarına oluşan yanlış bilgileri dağıtmak, raporlamak ve bilgileri doğruları ile değiştirmek için. Marka elçilerini/avukatlarını oluşturduktan sonra zaten bir çok iş markanın üstünden kalkacak. Neyse bu durum bütün sosyal medya yol haritasının bir konusu uzamasın burada.

Ekşi Sözlük'ten bir vecize ile bitireyim "Aramaya inanın".

Not: Görsel buradan 

Saygılar.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Who Is Victoria? #2



Dün  VS'ın Facebook hesaplarını nasıl kullandığına bir göz attım. Bugün ise diğer ağlarda ne kadar yer aldığını ve hangi özelliklerini vurgulamaya çalıştığını bir bakacağım.

Twitter hesabını yeni açan marka burada şimdilik pek aktif değil. Daha doğrusu bu ağ için özel içerik geliştirmemiş zaten kimseyi takip etmiyor. Biraz bulunsun diye açılmış bir hesap. Bu konuda eleştirmem doğru olmaz zaten Facebook'ta çok büyük bir fan kitlesine sahip markanın Twitter'ı ikinci hatta üçüncü planda tutması mantıklı geliyor.

Asıl iyi olduğu sosyal medya aracı Youtube bana göre. Ben açıkçası böyle güncel böyle dolu bir başka Youtube marka hesabı görmedim. Moda şovlarının sahne arkası görüntüleri, modeller hakkında bilgiler, reklam filmleri, katalog çekimleri bir sürü marka ile ilgili video yer almakta. Bu durum markanın içerik oluşturma ve yönteme stratejisine büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Böylesine yoğun biri içerik üretimi başka çok az markada vardır herhalde(Red Bull da başarılı hakkını yemeyelim). Bu durum bizim markalarımıza örnek olmalı. Sosyal ağlarda onlarca kez "şu markanın reklamı çok güzel olmuş hiçbir yerde bulamıyorum " serzenişini gördüm. Youtube kapalıydı demek bahane olamaz. Bir sürü yerli video servisi var onları kullanın yahu.



Son olarak yukarı da paylaştığım videonun istatistiklerine bir değinerek yazıyı sonlandıracağım.  Video 30 kasımda yüklediğinden beri 365 bin kez seyredilmiş. Burada reklam filmini Michael Bay çektiğini de hatırlatalım. Geçen sene olan reklamı da Michael Bay çekmişti. Video ilk yüklendiğinde beri bir yükseliş gösteren video izlenme sayısı. Facebook'ta ilk kez paylaşıldığında hızlı bir artış göstermiş ve o süreden beri sürekli paylaşılmakta. Viral diyecektim ama neyse boş ver.

Bu marka Facebook ve Youtube nasıl kullanılır? İlla var olan bütün sosyal ağlarda aktif mi olmalıyız? gibi sorulara cevap veriyor açıkçası. Marka Twitter'da o kadar aktif olmaya gerek duymuyor belli ki Twitter stratejilerin de o kadar yer almıyor. Sosyal medyada olmalıyız deyip bütün sosyal medya araçlarında hesap açan markalarına da önemli bir ders olabilir bu durum.

Saygılar.
 

Who Is Victoria? #1


 Yılbaşı yaklaştığına göre bir Victoria's Secret yazısı yazmanın zamanı gelmiştir herhalde. Sosyal medyayı  iyi kullanan bu markanın neler yaptığına bir göz atayım kısaca.

Facebook

Marka iki farklı Facebook hesabıyla en fazla üyeye sahip Facebook sayfaları listesinde sürekli yer alıyor. İlk hesap markanın tam adıyla açılan Victoria's Secret hesabı diğeri ise markanın alt markası olan  Pink serisinin Facebook sayfası.

Bu iki fan sayfasında da ortak özellikler fanları harekete davet etmesi(Call To Action) ve markanın adı söylendiğinde insanları aklında uyanan prestij vurgulanmakta. Fan sayfalarının landing pagelarına ulaştığımız anda dikkat çekici mesajlar göze çarpıyor. Pink fan sayfasında "Best Gift Ever" mesajının altında "Join For A Special Offer" mesajı yer almakta.  Victoria's Secret sayfasında ise "Get Connected" mesajı ile benzer bir vurguyu yakalanmışa benziyor.

Alt marka olan Pink markası hedef kitlesini çok net bir şekilde bu landing pageler ile belirtmeyi başarıyor. Pink daha gençlere yönelik bir marka olduğu landing pagede yer alan ürün görselleri bize anlatıyor. Zaten kullanıcılar Pink'in hedef kitlesini biliyorlardır. Yeni kullanıcılar için iyi bir yol gösterici olabilir bu sayfa.

Victoria's Secret sayfası ise prestij kavramını vurgularcasına düzenlenmiş. Yine yeni yıl yaklaştıkça büyük moda şovuna vurgu unutulmamış.

Facebook'da yer alan tablara geldiğimizde ise dikkatimi çeken ilk şey Pink sayfasında olan Polyvore tabı oldu. Pink koleksiyonunda yer alan ürünleri incelemek için bir uygulama geliştirmiş. Sürükle-bırak şeklide bir uygulama. İnceleyiniz anlatması çok uzun sürecek. Victoria's Secret sayfasında ise Runway Tv tabı dikkatimi çekti. Markanın yakın zamanda gerçekleştirdiği moda şovunun görüntüleri ile oluşturulmuş bir web kanalı bu taba entegre edilmiş.

İki sayfada da düzenli adam akıllı bir moderasyona sahip sayfalar. Özellikle içerik yayınlama disiplinleri var olması dikkat çekici bir özellik. Her gün sabit olarak bir içerik girilmekte ve bu belli bir takvime oturtulduğu belli. Haftada bir içerik giren kurumsal sayfalara duyurulur. Takipçilerin merak edeceği şeyleri paylaştıklarını unutmadan söyleyelim. Örneğin moda şovunda yer alan müziklerin bir listesini iTunes aracılığıyla takipçilerine bildirilmiş.

Bugünlük diş ağrısı nedeniyle sadece Victoria's Secret'ın Facebook hareketlerini not ettim, yarın Twitter, Youtube ve diğer ağlarda olan hareketlerini yazacağım.

Not: Call To Action kullandıktan sonra Sub Brand(alt marka) yazmaktan vazgeçtim, tırstım. Gelir birileri laf söyle çok bilmiş durumuna düşmeyelim.

Saygılar.

Facebook Sayfası