13 Ağustos 2010 Cuma

Devir artık değişti


TMZ geçen günlerde online izleyici rekorunu kırdığından haberiniz var mı? Lindsay Lohan'ın duruşmasının yapıldığı mahkemeden yapılan canlı yayını(yayın yapıldığı anda) 2.3 milyon kişi izledi. Bu konuda önceki izleme rekorları Michael Jackson'un cenazesinden yaptıkları yayındı. O yayını 845 bin kişi izledi.

Bu bilgileri, hem Facebook'un yeni özelliklerinden biri olan Facebook merkezinden canlı yayın yapan Facebook Live'ı duyurmak ve hem de online tv işinin ne kadar büyük olabileceğine dikkat çekmek için verdim.

Facebook Live; Facebook ekibinin merkezine ziyarete gelen ünlü kişilerle yaptıkları röportajları canlı olarak yayınlamak ve önemli seminerleri izleyebileceğimiz bir bölüm. Örneğin yarın America Ferrera konukmuş Facebook Live'a. Buradan sorular alacaklarmış. Girip inceleyiniz her zaman yayın yok fakat geçmişte çekilmiş olan kayıtları izleyebilirsiniz. Facebook bu hamlesi ile online tv pastasından da pay çıkartmak istemiş belli ki. Zaten Adriana Lima bir fotograf çekimini Facebook fan sayfasından online yayınlayarak Facebook online yayınları konusunda gönlümüzü fethetmişti Facebook artık başka bir güzellik bekliyoruz.

Bu tip gelişmeler geleneksel medya araçları ve internet medyasını iç içe geçiren gelişmeler. Bir iki sene içinde iPad gibi tabletler daha çok yayılmaya başladıkça bir çok geleneksel medya devi, internet üzerine gelmek zorunda kalacak. Ülkemizde bile yavaş yavaş başlayan akım bir iki sene içinde tüm dünyayı saracak. Flipboard adlı Ipad uygulaması bu duruma bir başka bakış açısı da getirdi (uygulama sosyal ağ hesaplarınızı dergi gibi size sunuyor Flipboard kadar estetik olmasa da benzer bir uygulama olan Paper.li ile Twitter deneyiminizi farklılaştırabilrisiniz.))

Flipboard insanların tabletler(ve diğer araçlar)  üzerinden bir şeyler okumaya çekinmiyor olduğunu gösterdi eğer doğru düzgün servis ederseniz. Televizyonlar,  gazeteler ve dergiler mecburen tabletlere uygun edisyonlar çıkartacaklar. Her yerden ulaşmak isteyen insanları yakalamak zorundalar artık devir biraz daha hareketli. İnsanlar gerçekten parkta otururken internete bağlanabiliyor :) Eğer yapmazsalar Facebook, TMZ ve Revision3 gibi internet üzerinden yayınlarına devam eden networklarına çok daha fazla şey kaptırırlar. Zaten bir türlü barışmadığı internet kullanıcısını  sonuna kadar kaybederler. Gerekirse internet için özel programlar yayınlamaya başlayacaklar kaçırılmaması gerek bir devir onlar için.

Saygılar.

12 Ağustos 2010 Perşembe

Bunları paylaşasım var # 35


Bir önceki yazımda Twitter hesaplarını adeta çağrı merkezi gibi kullanan iki markaya ufak bir atıfta bulunmuştum. Cnbc-e ve TTnet. Twitter hesaplarının bana göre en mantıklı kullanım yöntemlerinden birisi bu yöntemdir.(Başka nasıl kullanılır derseniz, sadece hediye dağıtmak için olabilir mesala :)

Yurt dışında bu konu hakkında çok başarılı bir çok şirket olduğunu biliyoruz. Özellikle havayolu firmaları Twitter'ı efektif kullanmak için ciddi mesai harcıyorlar. Volkan krizinde de bu durumdan yararlandıklarını da izledik bir çok kez.

Conversation Agent Valeria Maltoni bu konu için süper bir liste hazırlamış. Listenin başlığının kabaca çevrimi "Twitter üzerinde olan en iyi müşteri hizmetleri hesapları" (çok kaba oldu galiba :)).

Bu listeye Top Customer Service Accounts on Twitter  ulaşıp Twitter müşteri ilişkilerinde nasıl efektif kullanılıyor inceleyebilirsiniz.

Kısaca yazıda hangi markalardan bahsediliyor sırlayalım ; Wells Fargo Bank, Blackberry, Ford, AT&T, General Motors, Directv, Homedepot, Best Buy, Zappos, Comcast, Southwest Air ve JetBlue(Jet Blue'nun bu aralar başında bir sosyal medya krizi olduğunu da hatırlatalım, kriz sonuçladığı zaman ufak bir inceleme yazısı onları bekliyor. Detaylar için Ad Age ve JetBlue'nun Facebook bağlantılar sayfasına gelen eleştiri mesajları)

Not: Görselde kullandığım tweet bir eski lakin başka türlüsü olmazdı, şimdi başka birinin adını orada olsa silmek gerekli kim uğraşacak bunlarla :)

Saygılar.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

ING Bank sosyal medyaya ısınıyor


Klişe başlıklar atamayı sevdiğimi söylemiştim daha önceleri. Bu başlıkta öyle başlıklardan. ING Bank'ın sosyal medya hamlelerinden bahsedelim biraz.

Bir süre önce ING bir blog(ING blog) açarak sosyal medyaya ısınmaya başladı. Blog 23 temmuzdan bu yana yayında. İlk bakışta belli bir yayınlama frekansına ulaşmışlar. Oluşturulan içerikler, bir kurumsal blogtan beklenilecek düzeyde resmi bir ağızla yazılmış olan ürünlerini tanıtma odaklı yazılar ve kişisel ve gezi bloglarında görmeye alışık olduğumuz  şekilde oluşturulmuş olarak ikiye ayırabiliriz. Şu yorumu yapmak doğru olur sanırım bu durum için; bankaların kurumsal sıkıcılığı direkt alıp bloga entegre edilmemiş, daha çok banka kişiselleştirerek blog devam ettirilecek gibi görünüyor(ING bank sizden biri :). Kurumların kişi olarak düşünülmesi yapılan bir olay lakin dikkat edilecek bir şey var bu hususta üslup zaten pazarlama iletişim departmanları bu konuyu da düşünmüşlerdir.

Bu tip banka blogları kariyerinde bankacılık düşünen kişiler için müthiş bir referans noktası olabilir. Bu bloglarda bankaların işleyişi, çalışanların sosyal hayatı ve bankanın gelecek planlarını takip edebilir ve kariyer planlarınızda banka bloglarından destek alınabilir. ING banktan örnek verecek olursak, MTV'te de yayınlanan Praktica adlı bankacılık odaklı ve üniversite öğrencilerine yönelik yarışmanın detayları anlatılmış ve bir daha ki sene yapılacak olan yarışmadan bahsedilmiş gözden kaçırmamak lazım.

ING sadece blog olarak sosyal medyaya giriş yapmamış güzel bir landing page sahip Facebook sayfası ve Twitter hesapları var. Twitter hesapları TTNet ve Cnbc-e gibi şimdilik bir müşteri ilişkileri noktası gibi görünmüyor lakin kullanıcı ve takipçi sayısı ile bu durum bir adım müşteri ilişkileri noktasına dönüştürülebilir.


 Facebook sayfalarından bahsetmek gerekirse açılışta bizi karşılayan landing page başarılı ve ilk etapta bize bankanın kendini göstermek istediği nokta olana mortgage konusuna odaklı olmuş. Göründüğü kadarıyla Facebook fanları daha çok çalışanları. Yine yeni başlandığı için ve bir kampanya ile bu işe girişilmediğinden dolayı bu sayının düşük olması normal, bir iki pazarlama blogunda yapılan iş fark edilirse yine fan sayısının artması ihtimali yüksek.

Dikkat çekici diğer bir nokta ise Friendfeed ağında aktif olmamaları. Geçmişte bir kaç ajansın artık Friendfeed'e yönelik iş yapmayacağından bahsedilmişti. Bankalar gibi kurumsal kimlikleri çok önde olan şirketler için Friendfeed zaten doğru bir ağ olamayabiliyor. Çok fazla gerginliğin yaşandığı bu ortama girmek istemeyen kişilerin anlaşılması gerekli.

Zaten reklamlarında kullandıkları "Bir Kadın Bir Erkek" adlı dizi karakterlerini de sadece internetten izlenebilen bir seri ile duyursalar bu sosyal medya hareketleri daha da güzel olabilirdi. (Tamam ben de biliyorum maliyetli olur ama bu tarz bir şey iyi ses getirirdi. "ING'den sosyal medyaya özel dizi" gibi bir şey. Tamam tamam çok maliyetli olur anladık:)

Saygılar.

10 Ağustos 2010 Salı

Pislik Sosyal Medya


 Koca koca gazetelerde, koca koca köşe sahibi yazarlara cevap vermek bana düşmez zaten onların geçmişten kalan bir alışkanlıkları vardır "Gazetede ne yazıyorsa doğrudur, ben de gazetede yazıyorum ben de doğruyum". Köşede yazan en doğruysa bir de gidip tvlerde konuşunca kimse dediklerinin doğruluğunu sorgulayamaz. Neyse onlarca yıllık bu düzeni sorgulamak benim neyime.

Serdat Turgut ve Nihal Bengisu Karaca'nın sosyal medyayı konuştuğu programı dinlediniz mi bilmiyorum? Eğer dinlediyseniz yazılanların biliyorsunuz bilmiyorsanız şöyle bir link vereyim. Linkten dinleyebilirsiniz. Serdar Turgut konuşmuş ve geçmişte yaptığı gibi dikkat çekmek için fantastik şeylere bulaşmış. Bir şekilde işi insanların sosyal medya araçları ile seks arayışına getirmiş. İnsanların asosyal yaratıkları dönüşmesini sosyal medyaya bağlamış. Gelmiş işi "chat yapıyorlar"a bağlamış. Keşke "pilarda oynuyorlar" deseymiş konuşmalarının arasında, fıkra olarak anlatırdık etrafta.

Sosyal medya araçları insanların kişisel kullanımları için oluşturulmuş araçlardır. Bunların nasıl kullanılacağına kimsenin karışamayacağı araçlardır(Twitter'da olan düşünce özgürlüğü hiç bir gazetede olacağını sanmıyorum hatta bir adım daha ileri gideyim "inanmıyorum"). Öyleyse insanlar bu araçları "seks arayışları" için kullanmalarına kim karışabilir ki. Bir gazete köşesinde yazarak, kadın tavlayabileceğini ilan eden yazarların yaşadığı bir ülkede hele ki. Hatta Rojin olayını hatırlayın.(kimin nerede ne aradığı ortaya çıksın) Böylesine iletişim kavramına yeni bir boyut getiren ve yansız bilgiye ulaşımı kolaylaştıran bir araçlar bütününü "sex arayışı ile yaygınlaştı" gibi bir düşünceye bağlamak ancak böyle güzel insanlara yakışan bir hikmettir. Asıl yararlarını ikinci plana atmaya çalışmak nasıl bir aklın ürünüdür anlamış değilim.

Sosyal medya faciaya dönüşmesine çok var daha merak etmeyin, siz içinde olduğunuz faciaya bir göz atın isterseniz, bulaşmayın sosyal medyaya "he oldu mu güzelim paşa paşa kardeşlerinle oyna bakalım"

Bir de bu arkadaşların yazdığı gazeteler ipad uygulaması çıkarmış varsın holografik anlatım getirsinler lakin neyi okuyacağız. Nedense hep aynı kurum sosyal medya araçlarına yaklaşımı farklı olan kişiler çıkartıyor. Fatih Altaylı vs. Ekşi ve "Wikipedia Kapansın" diyen bir Murat Bardakçı. Murat Bardakçı'nın durumu için Twhaber'de şöyle bir şey yazmıştım.

Dinamiğine hakim olmadığım konularda ben nasıl konuşmuyorsam sadece Twitter hesabı açıp sosyal medyayı yuttuğunu sanmak baştan ayağa iş bilmezliktir Her Twitter hesabı olanı da sosyal medya hakkında tvde konuşmaya çıkartmayın gözünüzü seveyim.

Saygılar.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Fazıl Say : Bir itibar yönetimi hikayesi

Fazıl Say kimdir nedir herkes bilir. Twitter'dan yazdığı şeyleri de herkes öğrendi. Yine de bilmeyen varsa Twhaber'den okuyabilirsiniz olanı biteni.

Fazıl Say'ın siyasi duruşu veya müzikal duruşunu yazmak benim burada yaptığım işin içinde olmayan bir şey. Fazıl Say'ı eleştirebileceğim bir nokta çevrim içi itibar yönetimi (hatta bu konuda bile eleştiremezsin adam doğru söylüyor diyenler dahi çıkabilir bir şey diyemem tabi onlara).

“Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum" : Bu yazı Fazıl Say'ın tweetlerinden biri ve her şeyi başlatan tweet. Bu yazılan tweet elbette kişisel görüşüdür ne yazdığına kimse karışamaz. Fakat Fazıl Say gibi bilinirliği yüksek olan bir kişiyseniz ve yaptığınız işi yüceltmeye çalışırken  başka işleri küçültecek gibi görünen şeyler yazarsanız bu işin ipinin ucu kaçar.

Şimdi Fazıl Say'a bakarak tepki almadan sosyal medya hesaplarımız nasıl yönetilir onu anlamaya çalışayım.

Ne yapmalı Fazıl Say?

*Bir yazı yazıldıktan sonra ok yaydan çıkmıştır gelecek eleştirileri karşılamak gibi seçeneğiniz var lakin profesyonel bir ekiple çalışmayan Fazıl Say cevaplamaya çalışmış olsa bile daha çok pot kırmıştır.

* Profesyonel bir ekiple çalışmamanın en büyük eksiklerinden biri sosyal medya araçlarının etkilerini aslında küçümsemektir. Söylenen söz bir anda ana haber bültenlerine çıkabilir. Seneye bu zamanlar Flaş Tweetler adlı bir program yapılmaya başlarsa şaşırmayın.

*Sosyal medya araçları vaaz kürsüsü değildir. Hocanın vaazına itiraz eden olmaz ama burada gelecek eleştiriler en etliye sütlüye dokunmayan adamı dahi bezdirebilir. Nelerin eleştirilebilceğini iyi analiz edip konuşmak lazım.

*Sosyal medya jargonunu bilmiyorsan bu işe bulaşma. Bir retweetin manası seni takip edenler için çok büyüktür. El oğlu boşuna yabancılara Twitter'da adını geçirsin diye para ödemiyor. RT ediyorsan destekliyorsun demektir. Bu kadar basit, neyi destekliyorsan karar ver.

* Asla insanları zekasına hakaret etme.(Daha ne diyeyim bu konu hakkında)

* "Ben bunu demek istememiştim" cümlesini kurmaktan kaçın ve bu cümleyi kurduracak bir şeylere bulaşma. Siyaset, futbol ve din, bu cümleyi kurduracak en etkili konulardır.(şunu onlarca kez yazdım burada galiba :))

* Senden beklenenler dışında bir şey hakkında konuşurken dikkatli ol. Ben buradan adamın yaptığı müzik hakkında nasıl konuşmuyorsam sen de insanların yaşamsal hareketleri hakkında konuşmamalısın.

Son olarak; sosyal medya küçümsenecek bir şey değildir artık. Bu mecrayı kullanmadan önce profesyonel kişilere bu mecrada gerçekleşebilecek itibar yönetimi senaryolarını konuşmanızı öneririm. Ben profesyonel değilim bu konu hakkında çalışan bir çok kurum var. Bu yukarıda yazdıklarım hep ünlülere hem de şirketlere benim önerilerimdir. Sosyal medya takip edilerek öğrenilecek bir şeydir. Fakat insan gücü kullanmak şarttır.

Saygılar.

8 Ağustos 2010 Pazar

2 video arasında bilmem kaç fark




Yukarıda olan video Funny or Die adlı Abd kökenli komedi skeçleri üzerine yoğunlaşmış şirketin "Eva Mendes Sex Tape" adlı skeci. Funny or Die sitesi bu iş üzerinde yoğunlaşan ve Abd'de yaptığı işlerle geleneksel medyada sıkça kendinden söz ettiren bir site. Neyse biraz İngilizce'niz varsa ve SNL (Saturday Night Live) tipi güldürüden hoşlanıyorsanız izlersiniz.(Yuh neyi anlattım bir şekilde benim blogumu bulan adamın Funny Or Die sitesini bilmemesi abes bir durum olur zaten)

Video linkinde olan ise Ntvmsnbc editörlerinin yaptığı bir düzenlemeden sonra videonun hali. İki video arasında olan farkları bir göz atıp inceleyin bakalım neler bulacaksınız. Ama şu açıdan sevinçliyim. Videoyu biz çektik dememişler.

Her zaman her bilginin ücretsiz yayılması taraftarıyımdır. Ama bir bilgiyi alıp kullanacaksan en azından nereden aldığına dair ufak bir bilgi verilmesini tercih ederim.(Neonebu.com editörleri arada bir benim yazılarımı paylaşırlar ve bu işi adabıyla yaparlar kısa bir giriş sonra bloga link verirler). Zaten videonun asıl sahipleri bu videolar izlensin diye yapıyorlar. Elbette bir de bu işin mali tarafı var kimseden bu  A-list yıldızlara çektirilmiş videoların adları kapatılmış bir şekilde yayılmasını istemez. Yoksa niye adamlar Funny or Die Exclusive yazsın ya da alt tarafa logolarını koysun. (Alakasız gelebilir ama birden aklıma Kuzey Kore'nin Dünya kupası maçlarını nasıl seyrettiği hakkında ortalıkta dolaşan haberler geldi.).

Ntvmsnbc Twitter hesabına yazdığım  sorulara önceden cevap alamadığım için bu sefer sorma gereği duymadım zaten sorulacak bir durum yok. Ben görsem çok kızardım bu videonun böyle yayınlandığını neyse. Zaten ben mi kurtaracağım Türk internetinin nasıl kullanacağını ben mi belirleyeceğim etikleri veya başka şeyleri. Sanki videonun sahibi benim ne halleri varsa görsünler.

Saygılar.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Nasıl kullanırsan kullan!

Her yerde "sosyal medyayı şöyle kullanmalıyız böyle kullanmalıyız" yazıyor. Hatta ben de burada sosyal medyayı verimli şekilde kullanan insanlara sıkça atıfta bulunan yazılar yazıyorum. Her yazının sonunda şunu ekliyorum "bu yazdıklarım benim hoşuma giden şeyler yoksa isteyen istediği gibi kullansın" .

Sosyal medyayı kullanan ünlülere bazen çok fazla anlam yüklüyoruz. Belki de o ünlülere çok anlam yüklediğimizdendir bu durum.

Sosyal medyaya kullanma kılavuzu çıkartma işi bana her zaman riskli gelmiştir. Hangimiz oturma odamızda kanepeye oturmak için kullanma kılavuzu okuyoruz ki. Eleştirdiğim ünlülerin bir çoğu da sosyal medya araçlarını oturma odasında olan kanepe olarak görüyor ve bir kullanma kılavuzu okuma gereği olduğu düşünmüyor.

Belki sosyal medyaya bir de şöyle bakmalıyız arkadaş edinirken hangimiz kitaplara başvurduk? Spontane gelişmiştir, bütün yakın arkadaşlıklar.

"Twiter MSN değildir" diye söylenen kişiye tek diyeceğim sen de kimsenin özel hayatını takip etmek zorunda değilsin. Engelle gitsin.

"Facebook'ta bıktım artık milletin düğünlerinin fotoları görmekten" Facebook bu konuda çok hassas sevmiyorsan gizle gitsin.

"Friendfeed'te çıplaklık istemiyorum" Eğer bu kadar rahatsızsan engelle hala önüne çıktığında kızıyorsan hiç uğraşma hesabını sil bir şeyler yap.

Herkes sosyal medya hesapları kendi istediği gibi kullanır. Kimse buna karışamaz. İster cinsellik basar ister maneviyat ya da başta ayağı milliyetçilik ile bulanır. Hatta istersen özel hayatının en saklı köşelerini açar. Burada tek sormamız gereken şey biz bu kişiyi neden takip ediyoruz olmalı bir +/- tablosu yapmalı ve bunun üzerine takip etmeliyiz. Unutmayalım takip ettiğimiz hesabı satın almıyoruz ya da başımıza başbakan yapmayacağız.

Her kullanıcı sosyal medyayı nasıl kullanacağını kendisi belirler. İster müthiş bir lider olmaya çalışır isterse herkese dalaşan her hangi biri. Hangisini seçmişse bizi ilgilendirmez. Annemin bir sözü vardır biri ile konuşmadığı zaman söyler "ekmeğimi mi suyumu mu veriyor" boşver değmez. Maksimum verim alacağınız kişileri takip edin bunu benim söylemem gerekmiyor.

Saygılar.

Facebook Sayfası