"Viral nedir? Nasıl yenir?" diye bişey yazacak değilim. Bu yazının içeriği "viral videonun iyisi nasıl olur?" konusunda biraz daha farklı. Konumuz "viral video hazırlamadan önce ne gibi materyallerimizin elinde bulunması gerekir" üzerine kurulu olacak.
*İyi bir PR ajansı
Kesinlikle iyi bir PR ajansına sahip olmanız gerekiyor. Viral video prodüksiyonda değil PR'da toplan bunu kesinlikle unutmayın. PR ajansınızın sektörel dergilere ne kadar sözü geçiyorsa sizin videonunuzda o kadar çok PR Coverage alır. Ek olarak sektörel dergilerde çıkan haberleri umarsızca bloglarına koyan pek sevimli pazarlama bloggerları ile "coverage"nıza "coverage" katarsınız.
*En az iki Twitter Fenomeni
Elinizde bir Twitter fenomeni varsa en az 70 retweet garanti! Bu bile sizin viral videonuzu başarılı bir şekilde sunmanızı sağlar. Twitter ölçümle stratejisinde potansiyel erişim diye bir zırva olduğundan 70 retweetle 150 - 200 bin kişiye eriştik diye müthiş bir raporlama yapabilirsiniz. Nihayetinde size kimse sormaz "ulen bu kişiler bizi gerçekten gördü mü?" diye.
*Biraz Medya Bütçesi
Medya bütçesi viral videoların olmazsa olmazı. Öyle milyonlara ulaşan tıklama rekorları kıran(!) videoları kimse arayıp bulmuyor. Prestitial olarak önüne çıkanları insanlar zorla izlemek zorunda kalıyorlar. Kötü viral sayesinde Medya planlama ajansları da "nasıl izletiriz?" konusunda epey uzmanlaştı. Çok abartılı olmayan bütçelerle milyon gösterimlere ulaşıp süper izlenme rekorları kıran(!) viral videolar üretebilirsiniz.
*İnternetteki Komikli Videolardan Esinlenme
Son zamanlarda özellikle offline kökenli ajansların çıkarttığı videolarda bu özelliğin iyi işlediğini görüyoruz. "İyi işleme" konusunu şöyle açalım. Videoları izleyen ve yayan kişilerin temel alışkanlıkları aynı ve videolar için paylaş butonuna basmak için bu kullanıcılara çok ufak şeyler vermeniz yeterli oluyor. Güzel bir video açıklamasıyla "ünlü internet fenomeni ... markasının videosunda" başlığıyla çok güzel bir şekilde kullanıcılara butona basmak için tektikleyebilirsiniz.
Son olarak bu yazdıkları iyi bir video için ipuçları değil sadece bir videonun yayılması için temel ayaklar. Özellikle son zamanlarda çıkan videoların tamamı bu ayaklardan çok iyi destek alarak hayatlarına devam ediyor.
Uzun bir aradan sonra tekrar bloga birşeyler kararlamak gerektiğinin farkına vardım. Anneler gününe denk gelmesi ise şans değil tabii olarak. Markaların sosyal medyalı anneler günü videoları piyasaya düşmesi birazda yazmak için bu konuda bana yardımcı oldu.
İlk video Arçelik'in hazırladığı (aslında Arçelik değil tabii olarak ajansının hazırladığı demek gerekli) "Sosyal Medyada Anne Devrimi" başlıklı 2 dakika 24 saniye uzunluğunda olan video. Videonun 1 dakikası izlenebilir kalanı ise profesyonel merakı olan kişilere hitap ediyor gibi.(Yani işin içinde olmasam 1 dakika 24 saniyelik kısmı izleyemezdim ne yazık ki) Bu video iyi niyetli fakat ve ufak bir sinek olması beni biraz rahatsız etti açıkcası.
"Sosyal Medyada Anne Devrimi"diye video çekip "Poke"un kaldırıldığını söyleyen bir video hazırlıyorsan çorbadaki sineğe yapılan muameleyi görmeyi beklemelisin. Facebook'ta ne yazık ki "Dürtme aksiyonu" halen duruyor. Keşke bu videoyu istihdam ettikleri "Sosyal Medyacı" arkadaşa gösterseydiler. (Bazı ajansların sosyal medya ekiplerinin sadece stajyerlerden oluştuğu düşünüyorum).
Bir diğer "Anneler Günü" temalı video ise "Yavrum Seni Like Ettim" başlıklı Profilo videosu oldu. Videonun açılışında "Teknolojiyi Profilo'larla takip eden annelerimiz, yavrularını Facebook'tan takip ediyor" gibisinden bir metin yazılmış. Güzel gaz verilmiş eyvallah.
Bu videoyu biraz geç izledim açıkcası ve benim aklıma "Acaba Profilo'nun bir Facebook sayfası var mı acaba?" sorusu gelmeden Olcayto Cengiz'in şu tweetini(https://twitter.com/#!/OlcaytoCengiz/status/200172178002542592) okudum. Öğrendim ki adamlar "Like Ettim" diye şarkı yapıp Facebook sayfası açmamışlar. Markanın "sosyal medyada var olmama" tercihini farklı neden/sonuç ilişkileri ile anlayabilirim fakat "Like Ettim" diye şarkı yapıp Facebook sayfası açmamak için "Çorbadaki Sinek" muamelesi az bile kalabilir. Bu iş denizde çakıl taşı sektirmek gibi birşey. 2-3 kez seker mutlu olursun ve taş sonunda suya düşer. Keşke bir Facebook sayfası açıp video düzenlemeye verdikleri bütçeden 2-3 Bin TL ayırıp bir Facebook sayfası açsaydılar. En azından seken taşları bir kovaya doldurabilirdiler.(Bunu kesinlikle ajansın önermesi ve hayata geçirmesi gerekiyordu)
Neyse uzatmayalım. Sonuçta sektör profesyoneli olduğum için(artık) biraz daha sakin yazmak gerekiyor.
Sonraki yazımı Babalar Günü'ne saklıyorum bakalım orada hangi sinekleri yakalayacağız.
Not: Iñárritu gibi başlık atmışım arkadaş. Beklenti oluşmasa bari insanlarda.
Not 2: Yazım hatalarını bildirirseniz güzel olur.
Bu konuda yazmak için konunun biraz soğumasını bekledim. Milletin "ürünün popülerliğinden yararlanıp bir şeyler kazanmaya çalışıyor" tipinde yorumlarında uzakta kalmayı tercih ettim. Çünkü bu tip işlerde bloggerlar veya bu konu hakkında ve kendini her nasıl tanımlıyorsa onlar hemen iki safa ayrılıyor. İşi çok sevenler ve işten nefret edenler. Bu işlerin genelde ortası olmaz. Sevilirsin veya nefret edilirsin bu yüzden de çok ağır eleştiriye maruz kalırsın.
Bahsettiğim olay Miles & Smiles kartın viral olsun diye çekilen videosu.(Var ya, şunun aslında amatör video olmasını o kadar çok istiyorum ki hepimizin ağzı kapansın, öylece apışıp kalalım). Viral reklam biraz erken bir tanım olarak geliyor bana. Ben de bu yüzden "Viral olması planlanan reklam videosu" olarak daha spesifik bir tanım kullanıyorum. Neyse şimdi bu konu hakkında biraz sayılara bakalım.
Yukarıda bu tarz işlerin ya sevildiğini ya da nefret edildiğini söyledim ya. İşte Viral Video Chart sitesinde en popüler olan global viral reklamların likes/dislikes oranlarına bakalım.
Bir de bizim videomuzun sayıları ise şöyle 1,150 likes, 568 dislikes. Açıkçası bana garip geldi hele ki David Beckham'lı yavan işin sayıları ile karşılaştırınca. Galiba bir şeyler olmamıştı. (Şimdi çıkıp birisi bana 1 milyon kişi seyretti falan filan demesin. Ben ortada olan oranlara göre konuşuyorum. "Neden bu oranlar böyle?" sorusunu cevaplamaya çalışıyorum ki benim işim olmadığı halde(neden sinir yaptım bilmiyorum :-)) Üç temel noktada eleştirim olacak videoya Buyrun;
* Bu "viral olması gereken video" kimin için çekildi? Bu sorunu cevabını "yeni ortaya çıkartacağımız karta yeni müşteriler için" diye cevap vereceklerdir muhtemel. İşte sorun burada yukarıda çok izlenen videolardan hangisi yeni müşteri kazanmak için çekildiğini gösterebilir misiniz? Yavan Pepsi videosu bile bu videodan iyi oran yakalamışsa belli ki "yeni kullanıcılar" pek sıcak bakmadı bu videoya demektir. "Pepsi neden bu kadar beğeni aldı da biz neden almadık?" sorusunu sorup burada çıkartılacak en belirgin sonuç ortada "Pepsi yaptığı videoda hedef kitleyi açıkça belli etmiş(Beckham, futbolseverler ve zaten Pepsi fanı olanlar) ve videoyu o kitleye göre optimize ederek izleyicilerin beğenisine sunmuş" Peki bu videoda olan hedef kim "Yeni evlenecekler, parası olup uçakla gezmeyi sevenler, romantikler, başka Esra Erol fanları, başka Dest-i İzdivaç takipçiler başka başka kim kaldı" Bu saydıklarımın kesişim kümesi zaten 1000 kişi kadardır. Onlar beğenmiş videoyu zaten.
* Duygu, oyunculuk, inandırıcılık vesaire vesaire ... : Videoyu eleştirenlere bakarsanız eleştiri ayaklarından birisi de "abi çok duygusuz olmuş" eleştirisidir. Amatörden beklenti gerçekleri görmekse eğer bir çok kişinin yaptığı bu eleştiriye hak vermemek elde değil. Videonun teknik yönü amatör olmak için fazla profesyonel kaçmış gibi. Beklenti amatör yönünde olunca teknik ve oyunculuk meseleleri konusunda eleştiri yapılması normaldir. Amatör reklam videosu = viral olması durumunu bu videoları çeken arkadaşlardır.
* İnadına amatör, inadına viral : Viral olması istenen videolar illa ki amatör mü olacak? Viral olması istenen videoda amaç, insanların videoyu paylaşmasını sağlamak değil midir? Bu paylaşım sırasında fazla göze batmadan marka reklamını yapmak değil midir? Bu videoyu sıradan insanların paylaşmasını sağlamaya çalışmaktan çok Okan Bayülgen'nin Twitter hesabından ya da Gülben Ergen'nin Twitter hesabından yayılmasını izliyor olmamız bana mantıklı gelmiyor. Açıkçası bir de "aha bu kartı kullandım gezdim" diye kartın ortaya çıktığı an zaten işi kopartan bir durum olması apayrı bir durum. Yukarıda viral olarak tanımlanan videolardan sadece bir tanesi amatör çekim ki o da vasat olduğu halde hedef kitle tarafından iteklendiği için orada. Artık amatör kafasının azalarak bitmesi gerekmiyor mu?
Çok başarılı bir tv reklam olurdu bana göre. Hele ki 118 furyasında süper bir reklam olurdu. Bu kartı satacakları kişilerin interneti iyi kullanan kişiler olduğunu düşünüyorlarsa saygılarımı sunarım. Bir de internet bedava değil mi? Viral = Amatör kafası artık yeter başka bir şey deneyiniz lütfen.
Fikre ve emeğe sonsuz saygım var ama belli alışkanlıklara takılıp kalınca böylesine bir çok markanın tv reklamları için bile uğraşmadığı kadar emeğin gözümüze takıldığı bir iş, vasat kalıyor ne yazık ki. Dediğim gibi keşke tv reklamı olarak konumlansaydı . Neyse haddimi aşmamaya çalıştım. Reklamcı olmadığı burada en az 10 kere söylemişimdir. Bu videonun reklamcılık yanıyla ilgili konuşmamaya çalıştım özellikle. Dikkat çekmeye çalıştığım nokta hedef kitle konusuydu. Etkilemek istenen değil de paylaşım yapan kişilerin hedeflenmesi bana doğru gelmedi açıkçası. Neyse bu kadar yeter uzadı zaten.
Yukarıdaki İstanbul'da hoş bir kız olmak adlı virali (izlenilme sayısı pek viral olduğuna dair bir sayıyı göstermese de viral olsun maksatlı çekilmiş bir videodan bahsediyoruz) seyretmişsinizdir. Bunun reklamcılık veya pazarlama açısından değil virali çeken markanın sosyal medyada nasıl algılandığına ve algılanacağına dair ufak bir şeyler yazacağım.
Bu video biraz izlenildiğinde anlaşılıyor ki yurt dışında popüler olmuş bir çalışmanın epey bir benzeri olmuş. Hatta öyle ki genellikle viral olan işlere burada yer vermediğimi düşünürsek blogda daha önce malum video hakkında yazdığım için gayet popüler olduğunu da söyleyebilirim. Kıç kamerası hakkında yazdığım ufak yazı
İnsanlar peki bizimkilerin yaptığı video hakkında neler dedi ve diyecek?
1- İlk saldırı "Çakma lan bu! Ecnebiler yapmış, siz de çalmışsınız" üzerinden olacak. Çalma kelimesini kullanmayacağım fakat ağır bir esinlenme olduğu ortada. Bu tarz bir eleştiri alan bir iş ürün ne kadar güzel olursa olsun itibarı için iyi şeyler bırakmaz hafızamızda.
2- "Yeter artık cinsiyetçilik üzerine reklamlar çektiğiniz" eleştirisi ki en ağır nokta burası olacak bana göre. Bir çok marka benzer(çakma) ürün şokunu atlatabilir lakin cinsel ayrımcılık yapanlar bundan kolay kurtulamaz. Ciddi bir itibar zedelenmesi olabilirdi lakin video pek yayılmadı
3- "Eee arkadaşım adamlar ürüne bakmıyor, kıza bakıyor" evet kızın giyim tarzı ve endamı yüzünden arka cebe zorla tıkıştırılmış bir ürüne bakılmıyor olması çok normal değil mi? Takımın önüne geçen futbolcular gibi ürünün önüne geçen unsur burada oynatılan şahıs olmuş.
4- "Yahu artık yemiyoruz bunları" evet insanlar bunları yemiyor ki bu yenilecek bir şey mi? Orası belirsiz bir çok kişi artık böyle videolara Gitti Gidiyor virali yüzünden mesafeli yaklaşmaya başladı. Süper bir şeyler yapmadıkça olmuyor sanırım.
5- "Bırakın artık milleti aptal yerine koymayı sanki yurtdışını bilmiyoruz" Ee haklılar ağır esinlenme kokan bu tarz işler hele ki böylesine popüler olmuş işlerde esinlenen işler insanları aptal yerine koyuyormuşsunuz hissi yaratabilir.
6- "Eee abi o videoda görünenlerden izin alındı mı? İster istemez refleks olarak bakmış olsa bile adamın adı çıkmaz mı?" Bunu videoyu hazırlayanlara sormak lazım.
İlk etapta muhtemel tepkiler bunlar olacaktır. Youtube yorumlarını okursanız da bu yazdıklarımın civarında ve çoğunlukla olumsuz olarak yapıldığı görürsünüz. Bir de videonun puanlama kısmınında kapalı olması bu olumsuz yorumların puan ve puanlara dönüşmemesi için olduğunu fark etmek gerekli. Neyse bir viral denemesini daha izliyoruz bakalım ne olacak? Bir viral uğruna ne itibarlar batıyore.
Bigumigu'nun "Dikkat! Kıç Kamerasına yakalanmayın" başlıklı haberini okumuşsunuzdur büyük ihtimal. Konunun videosunun da zamanında izlemişsinizdir bir şekilde(Youtube kaldırmış videoyu) Yapılan çalışma Levi's markasının bir viraliymiş. Ciddi izlenme sayılarına ulaştı.(Bigumigu'nun dediğinine göre 4 milyon). Marka bu durumdan memnundur. Bu video güzel kızlar, sex satar kitlesi tarafından değil de bana "hemcinsinin rezil olduğunu görmek isteyen erkekler" tarafından patlatılmış gibi geldi.(Bu kitleler kesişiyor mu? Kesişmemesi saçma olur)
Neyse bu videoyu kimin izlediğini boş verelim asıl konuya geçelim. "Parodisi yapılan her şey beğenilmiştir" adlı çok da bilimsel temelleri olmaya ama geçmişte bir kaç kere değindiğim teorime :)(Old Spice ile ilgili olan yazı "Teori" kelimesini kullandım ya başka bir şey istemem artık) . Old Spice'a yapıldığı gibi Kıç Kamerası için de bir parodiye rastgeldim.( rastgeldim dediğim Urlesque blogunda gördüm) Fahim Anwar isimli bir bir standup komedyeni Youtube kanalında "Kıç Kamerası" diye nitelendirdiğimiz bu viral videonun parodisini yapmış ve kamerayı bir kadına değil bir erkeğe, erkeğin kalçasına değil ön tarafına yerleştirmiş ve kayda başlamış. Video aşağıda.
Yukarıda olduğu gibi olan parodiler her zaman markalara yarar sağlar. Bu video da çok yüksek bir izleyici sayısına ulaşmasa da markanın çektiği virali hatırlatacak ve tekrar izleme dürtüsü oluşturacak. Tekrar kıpırdanacak ve yine ortalıkta dolanmaya başlayacak. İzlememiş olan kişiler bu parodi sayesinde izleyecek. Artık ulaşılmadığına göre daha da çok merak konusu olacak video. Bu video parodiyi çeken kişilere de belli bir popülerlik kazandıracak elbette. Çok bilinmeyen bu Youtube kullanıcısı ciddi izlenme sayılarına ulaşacak.Hiç bir parodi tek tarafa kazandırmaz. Her zaman iki tarafta kazanır.
Tabii son olarak söyleyeyim bu yazdıklarım teoride gerçekleşmesini umduğum şeyler. Gerçekleşirse ileride yapılan başka parodilerde örnek olarak kullanacağım :). Neyse uzatmayalım son sözü söyleyip kapatalım "bir şeyin parodisi yapılmışsa o şey tutmuştur"
Bety White'ı SNL'e çıkartmaya çalışan bir grup internet insanını hatırlarsınız. Facebook grubu açıp Betty White'ı SNL sunucusu yapmaya çalışmışlardı. İstediklerini aldılar ve Betty White sunucu oldu. Şimdi bu tarz bir olay Kurabiye Canavarı için geçerli. Her ne kadar Betty White olayı gibi spontane gelişmemiş olsa da yine sosyal medyanın topluluk halinde hareket etme dürtülerine oynayan bir iş olmuş. (En azından Y jenerasyonu halen toplu hale hareket edebiliyorken) Kurabiye Canavarı çıkmayacak olsa bile zaten SNL'i kendi başına çekmiş. Konu sanatçı olarak kendisi gelmiş. Şarkısını söylemiş "Cookie Face" .
Eğer komik bir şey olacaksa bir çok sosyal sorumluluk projesinden daha çabuk hareket edebiliyor insanlar (Ne yazık ki bu gerçek, bazı durumlarda böyle :( ). Bir de hiç de siyasi bir duruşu olmayan bir sayfa ise bu sayfa, fan sayısı 250 bin civarını bulursa insanlar şaşırmayın.. İnsanlar bir şekilde siyasi olan şeyler bulaşmaktan çekiniyor sosyal ağlarda. Tercih meselesi, insanların sosyal ağ kavramını nasıl gördüğü ile alakalı elbette. Bir çok kişiye buradan neden vakit geçiriyorsun sorusunu sorarsanız eğer "Eğlenmek için buradayım" cevabı çok ciddi bir yüzdeye ulaşacağına emin olun.
Neyse eski günleri hatırlamak için iyi bir video olmuş eğer siz Kurabiye Canavarını desteklemek istiyorsanız şu Facebook sayfasından ulaşabilirsiniz.
Not: "Ama sen de hep yurt dışından böyle örnekler veriyorsun" demeyiniz eğer varsa bildiğiniz bir örnek buna benzer çalışılmış ve 100 bine yakın üyeyi toplamış sayfa burada seve seve yer veririm.
Arada sırada burada Youtube'dan ünlü olup albüm çıkarmış kişilere değinirim. Hazır Youtube açılmışken nasıl Youtube ünlüsü olunur hemen anlatacağım. Denenmemiştir, çalışma garantisi yoktur. Youtube'da edindiğim tecrübeler dayanarak (sanki adama tecrübe diyor sanki Tibet'te 7 yıl geçirmiş :)) işkembeden uydurduğum adımları yazacağım.
1-Şarkı söyle ! : Komedi yapacağım deyip ana dalga medyaya geçiş yapanlar genellikle hüsranla sonuçlanıyor. En garantisi şarkı söylemek. Biraz şarkı söyleyebiliyorsan iş tamamdır.
2- Doğru şarkıyı seç ! : Yerli fazla ünlümüz olmadığı için Youtube'dan çıkan yerli örnek verme konusunda çok zorluk yaşadım, yaşadığım zorluklar sonucunda bir sonuca ulaşamadım.(Ülen 3 video izledin zorluk diyorsun). Yabancıların özellikle İngilizce şarkı söyleyecek arkadaşların şu iyi bellemesi lazım "Cover şarkı tamamdır, hele bir de akustik coversa tadından yenmez". Bu bilgiden sonra sıra şarkı seçiminde aşağıda olan 3 şarkıyı kayıt ettikten sonra gelsin aboneler.
3- Yakışıklı veya güzel olmak önemli değil sevimli olmak avantajlı ! : Bu yapılabilecek bir şey değil tamam. Eğer sevimli olduğunuzu düşünüyorsanız avantajlısınız. (Yakışlı değil sempatik kavramı galiba bir burada işe yarıyor :))
Hadi bakalım tarifi verdim, ünlü olmak size kalmış. Bu saçma yazı için zamanınız aldığım için özür dilerim. He bu arada beni Youtube'dan da takip etmek gibi bir isteğiniz olursa işte buradan.
Not:1 : Yukarıda seçtiğim şarkıları söyleyen şarkıcılar Youtube'dan çıkıp ciddi ün kazandılar.
Lisa Lavie'ni hikayesi çok enteresan wiki maddesini kesinlikle inceleyiniz.
Alyssa Bernal yakın zamanda albümü çıkardı(Nerd grubunun prodüksüyon şirketinden).
Old Spice'ı burada bilmem kaçıncı kez yazıyor olmak ne kadar doğru bilmiyorum. Fakat etkisi halen süren bu işin burada yer alması da kaçınılmaz sanırım.("Burada yer alması kaçınılmaz"mış burası altı üstü bir blog sanki Oscar'a aday gösteriyor mübarek:)
Bu sefer örneğimiz bir geleneksel medya oyuncusunu The Sun, Page 3 kısmını 40. yılını kutlamak için hazırladığı reklam. Bu sefer Old Spice Guy yok yerine 3. sayfa kızlarından Rosie Jones var videomuzda. "Page 3 ne güzel bir şeydir her zaman yanınızdadır" teması üzerine kurulu bir reklam. Page 3 konseptine aykırı olarak bir çıplaklı da yok reklamda.(Şaşırtıcı :))
Sosyal medya unsurları, sürekli olarak geleneksel medyayı etkilemeye devam ediyor. Hem de böylesine geleneksel bir konuda "3. sayfa kızı" gibi geleneksel medyanın tam da içinde olan bir kavram ile devam ediyor etkileşime. Bakalım bu etkileşim nereye gidecek? Geleneksel medya unsurları sosyal medyayı görmezden gelmiyorlar ona ait olan kültüre atıfta bulunmaya devam ediyorlar. Gerçekten bahsedildiği gibi "hibrid" bir medya mı doğacak yoksa bu iki balık birbirini etkilemek yerine, bazı kişilerin bekledikleri gibi birbirlerini yiyecekler mi? Heyecan ile bekliyoruz.
Sosyal medyaya bir iş yapmam gerekirse bir gün, aynen şu videoda olduğu gibi bir iş yapmak isterim. Nasıl yani diye sorarsanız içine ufak sürpriz yumurtalar koyduğum bir iş olur yani. Ana işin yanında böyle gizli(doğru kelime olmayabilir sanki) bir iş daha yürümesini sağlamaya çalışırım. İlgi çekici olmaz mı? Nasıl yaparsın diye sormayın şimdi, isterim ama imkanlar el verir mi?
Diziyi bilmeyenlere not : Community, barodan atılan Jeff Winger'in Greendale Community College'e başlaması üzerine ilerleyen bir dizi. Videonun alındığı bölümünün ana konusu Jeff Winger'ın kolestrol sorunu ve Pierce'ın dini inancı üzerine. Doğumu yaptıran kişi ise Abed'in fazla bir konuşması dahi yok. Arkada bambaşka bir olay ilerliyor.
Parodi işi aslında bizim çok aşina olduğumuz bir komedi türü. Yıllarca Olacak O Kadar ile bu tür mizah ile güldük. Son zamanlarda ise Yavuz Seçkin'in taklitleri ile parodi tipi mizah tvde yer buluyor.
Yurtdışında ise her şeyin parodisi yapılmakta ve çok fazla izlenmekte. Müzik videolarından, siyasi videolara hatta porno parodilere. Daha bu gün iki tanesi ile karşılaşınca biraz sosyal medyanın nelere güldüğü anlamaya çalışmak amaçlı örnekleri derledim son zamanlarda. Biz de mizahi yeteneği olan kişi sanırım fazla olmadığı için internet tvlerinden fazla parodilere veya komedi unsuru içeren programlara rastlayamıyoruz. Zaten yeteneği olan hemen tvye kaçıyor internet tvleri bir gelir kapısı olmadığı için haklılar bu konuda.
İlk olarak Katy Perry'in Susam Sokağına katıldığı programın aşırı dekolte(!) yüzünden sansürlenmesi üzerine yapılan Muppet Orgy mi desem ne desem bilemediğim Teenage Dream şarkısını parodisi (College Humor tabii kim olacak başka tamam Funny Or Die'da olabilir kızmayın)
Bir kaç ay önce sosyal medyayı kasıp kavuran Old Spice Guy'ın bu sefer Susam Sokağı tarafından yapılmış parodisi. Sesame Street: Smell Like A Monster ("Canavar gibi kok" mesaj güzel :)
Son olarak ise Bang Bus ya da Bang Bros olarak bilinen porno film yapım şirketinin Helpful Bus adlı versiyonu. Eski olsa da komik bir video olduğunu söyleyebilirim. Açılışta Bree Olson'a dikkat.(Ya işte ben böyle saçma salak şeylere gülüyorum artizleşmeyin şimdi orada İngiliz komedilerine gülüyorsunuz diye :)
Parodi denilince iJustine anmak olmaz onun videolarına da şuradan ulaşabilirsiniz. Neyse işte el oğlu buna gülüyor işte. Anlaşılan internet tvsi işini ciddiye almak gerekiyor. Bu videolara bakıldığı zaman bir de son zamanlarda Funny or Die 'ın yükselişi göz önüne alınırsa bizim 40 fırın ekmek yememiz gerekir.(Ne biçim bloggersın böyle klişe cümle mi kurulur?)
Dertlerini anlatan çok güzel bir video yayınlamış Greenpeace ekibi. Videoyu kısaca anlatayım izlemeye üşenirseniz diye; Facebook'un data merkezlerinde kullandığı enerjinin üretilme metodunu, fosil yakıttan yenilenebilir enerjiye(Rüzgar) çevirmesini istiyor Greenpeace ekibi. İstedikleri mantıklı ve yapılabilir(maliyet hesabını ve data merkezinin bulunduğu Oregon'un rüzgar potansiyelini bilmiyorum açıkçası eğer bunlarda uygunsa mantıklı diye düşündüm küçük aklımla) böylesine büyük bir sektör oyuncusunun bu tarz dönüşüme girişmesi arkasından gelenlere epey ilham verecektir. Sadece sektör oyuncularına değil dünyaya ilham verecektir.
Filmi biliyorsunuzdur bilmeyenler için tekrar kısaca anlatayım. Danny Glover bir video store işletmektedir. (Hani bu film kiralama dükkanlarından işte). İşi büyük kiralama networkları çıktığından beri zor durumdadır. Bir süreliğine şehir dışına çıkması gerekir ve dükkanı Mos Def'e emanet eder. Mos Def'in yakın arkadaşı Jack Black bir olay sonunda manyetize olarak Jack Black dükkanda olan bütün kasetleri siler ve bunun üzerine ikili filmleri "sweded" adı verdiği şekilde kendi başlarına çekmeye başlar ve ün kazanırlar. Fazlası spoiler olur uzatmayalım. Imdb linkini de vereyim devam edelim. Be Kind Rewind
Filmde bahsedilen büyük film mağazası Blockbuster Video'ya yapılan bir göndermeydi aslında. Tabela rengine kadar aynı olup sadece ismi farklıydı bu mağazanın. Orada iflas bayrağını çekmek zorunda kalan küçük işletme sahibi idi bu sefer ise Blockbuster video iflas başvurusu yapacaklarını açıkladı. Netflix'in gücüne, erişilebilirliğine dayanamadıklarından dem vuruyordu bir çok yazar bu durum için.
Yeni teknolojilere ayak uyduramadılar ve geçmişte canlarını yaktıkları bir çok küçük işletmenin durumuna düştüler. Küçük işletmeler zamana ayak uyduramamıştı bu sefer büyük bir işletme hantal kaldı ve rakipleri tarafından geçilmek ve ezilmek durumunda kaldı.
Bu durumda bir çok nasihat çıkartabiliriz ama ilk olarak şunu çıkartmamız lazım galiba. "Eğer interneti geçici bir eğlence olarak görürsen asıl eğlence sen olursun".(Sanki boyumdan büyük bir laf ettim gibi geldi ama :)) Bu yüzden olsa gerek bir çok şirket bir şekilde yeni medyanın içine girmeye çalışıyor var olmaya çalışıyor. Sosyal medya olsun, başka türlü olsun bir şekilde bu işe dahil oluyor insanlar. Tabii bir de maliyetler sorunu var ki bu da önemli bir etken satış kaygısı olmasa da maliyetler yüzünden online mecraya kayacak köklü kuruluşların haberleri de gelmiyor değil bu aralar. Son olarak The Oxford English Dictionary bu konuda adımlara hazırlandıklarını açıkladı.
Son olarak; sanırım daha yeni başladı "internetin baş sorumlusu" olduğu iflaslar bakalım daha neler göreceğiz. Belki de önümüzde bir elektronik zincirinin iflası ya da private shopping yüzünden zincir bir giyim mağazasını iflası olacak. İlginç gelişmeler bizi bekliyor. Sosyal medya dışında bir yazı oldu ama sosyal medya hakkında yazmaya devam edince böyle şeylere de burnumu sokmak zorunda kalıyorum. Haddimi aşmamaya çalıştım sonuçta e-ticaret bambaşka bir yer.
Yukarıda olan video Funny or Die adlı Abd kökenli komedi skeçleri üzerine yoğunlaşmış şirketin "Eva Mendes Sex Tape" adlı skeci. Funny or Die sitesi bu iş üzerinde yoğunlaşan ve Abd'de yaptığı işlerle geleneksel medyada sıkça kendinden söz ettiren bir site. Neyse biraz İngilizce'niz varsa ve SNL (Saturday Night Live) tipi güldürüden hoşlanıyorsanız izlersiniz.(Yuh neyi anlattım bir şekilde benim blogumu bulan adamın Funny Or Die sitesini bilmemesi abes bir durum olur zaten)
Video linkinde olan ise Ntvmsnbc editörlerinin yaptığı bir düzenlemeden sonra videonun hali. İki video arasında olan farkları bir göz atıp inceleyin bakalım neler bulacaksınız. Ama şu açıdan sevinçliyim. Videoyu biz çektik dememişler.
Her zaman her bilginin ücretsiz yayılması taraftarıyımdır. Ama bir bilgiyi alıp kullanacaksan en azından nereden aldığına dair ufak bir bilgi verilmesini tercih ederim.(Neonebu.com editörleri arada bir benim yazılarımı paylaşırlar ve bu işi adabıyla yaparlar kısa bir giriş sonra bloga link verirler). Zaten videonun asıl sahipleri bu videolar izlensin diye yapıyorlar. Elbette bir de bu işin mali tarafı var kimseden bu A-list yıldızlara çektirilmiş videoların adları kapatılmış bir şekilde yayılmasını istemez. Yoksa niye adamlar Funny or Die Exclusive yazsın ya da alt tarafa logolarını koysun. (Alakasız gelebilir ama birden aklıma Kuzey Kore'nin Dünya kupası maçlarını nasıl seyrettiği hakkında ortalıkta dolaşan haberler geldi.).
Ntvmsnbc Twitter hesabına yazdığım sorulara önceden cevap alamadığım için bu sefer sorma gereği duymadım zaten sorulacak bir durum yok. Ben görsem çok kızardım bu videonun böyle yayınlandığını neyse. Zaten ben mi kurtaracağım Türk internetinin nasıl kullanacağını ben mi belirleyeceğim etikleri veya başka şeyleri. Sanki videonun sahibi benim ne halleri varsa görsünler.
35 mm: 2 dakikada 35 filmin minimalist öğelerle bezenmiş bir animasyonla sunulduğu bir video. Felix Meyer, Pascal Monaco, Torsten Strer ve Sarah Biermann adlı sanatcıların işbirliği ile oluşturulmuş bir çalışma. Takipçisi olduğum Laughing Squid Blogunda denk gelince ben de burada yer vermek istedim.
Bu videoyu izledikten sonra hangi filmler olduğu merak edenler içinde bir araştırma yaptım. Slashfilm blogunda yorumcuların oluşturduğu bir liste gördüm orada olan listeyi buraya ekliyorum. Yorumun sahibi Dean Moriarty adlı birisi.
Singin' in the rain
Titanic
Jaws
FMJ (Full Metal Jacket)
Psycho
Lady in Red
Gold Rush / The Red Shoes
The Wizard of Oz
Taxi Driver (ya da Night on Earth,)
One Flew Over The Coockoos Nest
Chancey The Gardner
Top Hat
Sorcerers Apprentice
Snow White
Gone With The Wind
Blues Brothers
Terminator
Star Wars
Pulp Fiction
The Omen
The Excoricst
Toy Story
Fight Club
Clockwork Orange
Lost Highway
Lawnmower Man
Chaplin
Rear Window
Heartbreak Hotel
Tin Drum
Nosferatu
Battleship Potemkin
Apollo 11
Easy Rider
Ben merak ettim hangi filmler olduğu siz de merak etmişseniz listeden tekrar tekrar kontrol ederek izleyebilirsiniz.
David Cameron(İngiltere Başbakanı) gelmiş malumunuz. Bu sefer onunla ilgili bir video paylaşayım. Bizim siyasetçilerde göremeyeceğimiz şekilde (nedense(bu konuya girmeyelim hiç)) konusuna hakim ve projelerine hakim olduğunu görüyoruz. Ben şimdiye kadar bizim siyasetçilerde bu tarz bir projeyi böyle güzel bir şekilde anlatan birini görmemiştim. Her TED konuşmasında olduğu gibi yine ilham verici bir konuşma. Konuşmayı Hükümetin bir sonraki çağı olarak tanımlamışlar.
Videonun konusu devlet hizmetlerinin bilgi çağına nasıl ayak uyduracağı ve devletin şeffaflık politikasını internet üzerinden nasıl yöneteceğini anlatıyor. Konuşma biraz tarihi bilgi verip asıl konusuna geliyor. Bürokrasinin nasıl nasıl ilerlediğini anlatıyor.
İzleyiniz boş zaman bulup izleyiniz. Bir şey kaybetmezsiniz. Üşenmeyip TED konuşmaları çeviren arkadaşlara da teşekkür etmek gerekli bu arada.