Burada sosyal medya hakkında bir şeyler yazıyorum sürekli. Sosyal medya hakkında yazdığım zaman mecburen dijital reklam kısmına giriyorum haddime olmayarak. Fazla yorum yapmamaya çalışıyorum konuya hakim olmadığım için. Biraz daha bildiğim konu sosyal medya tarafında olanlara dokunuyorum genellikle. Yine haddimi aşmadan dijital reklamcıların gözüme çarpan dertlerini yazacağım. Kimseyi kırmam umarım. Kırılan, bozulan, "burası hatalı" diyen yorum bıraksın hemen düzeltirim.
* Dün bir tweette "Şöyle memleketin dijital reklam ajanslarının yaptığı işleri şişirmeden yorumlayan bir blog var mı? Bir anda aklıma bir şey gelmedi." yazmıştım. Bu tweeti yazarken aklımda hep iyi reklamları yazanların olduğu aklımdaydı. Kısacası hepsi iyi polisti bu blog ve siteler. Neden bu kadar iyi davrandıkları konusunu da anlayabiliyordum. Sorunum o değil. Sorunum kötü polisin hiç olmaması. Sevabıyla günahıyla yapılan bütün işleri eleştiren fazla yoktu.(iyimser oldu galiba hiç yok). Konuya hakim kişiler biraz daha eleştirel yaklaşabilirler mi_ Dijital reklamcılara eleştiriyi kaldıramıyorlar mı? gibi sorular var aklımda.
* Dijital reklamcılarının gerçekten iyi bir sektörel web sitesi olmaması da büyük sorun gibi görünüyor. Var olanlar dışa link vermeye bile üşeniyorlar. Aynı zamanda var olanlar sosyal medyaya o kadar da entegre değiller.
* Dijital ajans çalışanların en büyük sorunu galiba tweetlerden anladığım kadarıyla müşterilerin konuya pek hakim olmamaları ve aynı müşterilerin işi bedavaya getirmeye çalışmaları. Anlaşılan müşteri eğitimi şart. Belki de ajans çalışanlarına ekstra iletişim eğitimi şart bilemiyorum.
* İşe hakim olanların yeteri kadar konuşmaması. İşin zorluklarından bahsetmemesi. Belki bunu yapmamalarının nedeni "ağlayan adam" imajından kaçınmaya çalışmak olabilir bilmiyorum. (İlk madde ile hayli ilişkili)
* Ajans çalışanlarının görüş bildirmemesi gereken konularda ahkam kesmesi. Sonuçta insan sosyal medyanın cazibesi ile konuşur fakat reklam ajansı çalışanı konuştuklarına dikkat etmeli, bana göre hiç bir ajans çalışanı kendi adına konuşamaz. Her konuştuğu marka ile beraber anılır ne yazık ki bu böyle. Burası Türkiye işe bakılmaz, söze bakılır.
Sektörün dışından birisi olarak benim gözümde olan biten şeyler böyle. Biraz elalemin derdi gibi dursa da yukarıda yazdığım şeyler aynen sosyal medya ajansları için geçerli. (Ayrı olarak görmek istemiyorum dijital ajans, sosyal medya ajansı kavramlarını ama böyle bir ayrım oldu. Ayrım böyleyse buradan devam etmek en doğrusu) Haddimi aşmadan yazmaya çalıştım. Ajans çalışanlarının sosyal ağlarda paylaşmış olduklarından dikkatimi çekenler ve biraz da kendi gördüklerimle yazdım bunları. Elbette kimseyi bağlamaz. Eksik olan varsa yorum ile ekleyiniz.
Saygılar.
Alakasız. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alakasız. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ocak 2011 Pazartesi
1 Ocak 2011 Cumartesi
İyi Yıllar
Buraya herkesin yazdığı gibi yeni yıl mesajı yazasım geldi. Hepinizi yeni yılının geçen seneden daha iyi geçmesini dilerim. Geçen seneden daha şanslı olmazını dilerim(şansa inanmam diyenler ile sene sonunda görüşürüz o zaman :)). Aynı dili konuşabildiğiniz insanlarla bir olmanızı dilerim. Mümkün olduğunca az yalan söyleyen kişiler ile karşılaşmanızı dilerim. Mesleğinin hakkını veren kişilerle çalışmanızı dilerim. Bir tane de sosyal medya ile ilgili dilekte bulunayım. "Ajansların neyin yasak olup olmadığını öğrenmesini ve sosyal medya uzmanlarının ilk önce iletişimi öğrenmesini dilerim"
Neyse iyi bir yıl geçirmenizi dilerim en azından geçen seneden daha iyi olmasını dilerim. (Sağlık dilemeyi unutmayalım elbette sağlık ve huzur dilerim :))
Saygılar.
Neyse iyi bir yıl geçirmenizi dilerim en azından geçen seneden daha iyi olmasını dilerim. (Sağlık dilemeyi unutmayalım elbette sağlık ve huzur dilerim :))
Saygılar.
7 Aralık 2010 Salı
Öylesine bir şeyler
Aslında yazmayı sevmediğim konular "Facebook tasarımı değiştirdi, Twitter tasarımını değiştirdi" tipi konular. Çünkü biliyorum ki hem Facebook hem da Twitter var oldukları sürece sıkça bu değişiklikleri yapacak. Bu tip değişiklikleri oldukça yeni bir şeymiş gibi lanse edilecek Günde 10 tane haber(!) giren bloglar için malzeme olacaklar. Burası en nihayetinde kişisel bir blog ve bu yeni tasarımlar ile bir deneyim gerçekleştirmeden bir şeyler yazmak burayı okuyan 3-5 kişiye haksızlıktır ve onlara yalan söylemektir.
Her kişisel blog yazarı kişisel deneyimleri ile oluşturmadıkları şeyleri bloglarına yazıyorsa ben bunu takipçilerine haksızlık sayarım. Bir çok kişi geleneksel medyada bulamadıklarını bloglarda arar. Bazen her hangi bir köşe yazarında bulmadığı dokunuşu ya da bir bilgisayara dergisinde yazılmayan bir ürünün incelemesini ya da bir reklam dergisinin sponsorlarını kızdırmasın diye yazamadığı eleştiriyi, fanatik olmayan spor yazılarını. Tamamı kişiseldir, tamamı kimseye hesap vermesi gerektirmeyen kişisel görüşlerdir. Takipçilerinize haksızlık etmeyin. Bir şekilde kendinizden bir şeyler katın her yazdığınıza.
Elbette reklamın yapacaksın, bazı ürünlerin bazı durumlarda elbette para kazanmak da istiyorsun Fakat öylesine deneyimlemeden basın bülteni yayınlama ya da yayınlayacağın konu üstüne araştırma yap ürünü test et bir şekilde öyle yayınla. basın bültenini gönderenler her halde salak değillerdir ki senin blogunla zevklerinle ilgili bir şey gönderirler yayınlaman için.
Neyse yine kendimce şöyle olur böyle olur yazıları yazdım, ahkam kestim. Benim yazdığıma bakmayın nasıl istiyorsanız öyle davranın boş verin. Elbette sizi birileri okuduğu zaman doğru yaptığınızı anlayacaksın. Bazen burada haddimi aştığımı hissediyorum işte o zaman yazıların sonunu bağlayamıyorum aynen şimdi olduğu gibi.
Saygılar.
Her kişisel blog yazarı kişisel deneyimleri ile oluşturmadıkları şeyleri bloglarına yazıyorsa ben bunu takipçilerine haksızlık sayarım. Bir çok kişi geleneksel medyada bulamadıklarını bloglarda arar. Bazen her hangi bir köşe yazarında bulmadığı dokunuşu ya da bir bilgisayara dergisinde yazılmayan bir ürünün incelemesini ya da bir reklam dergisinin sponsorlarını kızdırmasın diye yazamadığı eleştiriyi, fanatik olmayan spor yazılarını. Tamamı kişiseldir, tamamı kimseye hesap vermesi gerektirmeyen kişisel görüşlerdir. Takipçilerinize haksızlık etmeyin. Bir şekilde kendinizden bir şeyler katın her yazdığınıza.
Elbette reklamın yapacaksın, bazı ürünlerin bazı durumlarda elbette para kazanmak da istiyorsun Fakat öylesine deneyimlemeden basın bülteni yayınlama ya da yayınlayacağın konu üstüne araştırma yap ürünü test et bir şekilde öyle yayınla. basın bültenini gönderenler her halde salak değillerdir ki senin blogunla zevklerinle ilgili bir şey gönderirler yayınlaman için.
Neyse yine kendimce şöyle olur böyle olur yazıları yazdım, ahkam kestim. Benim yazdığıma bakmayın nasıl istiyorsanız öyle davranın boş verin. Elbette sizi birileri okuduğu zaman doğru yaptığınızı anlayacaksın. Bazen burada haddimi aştığımı hissediyorum işte o zaman yazıların sonunu bağlayamıyorum aynen şimdi olduğu gibi.
Saygılar.
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Be Kind Rewind (Lütfen Geri Sarın)
Filmi biliyorsunuzdur bilmeyenler için tekrar kısaca anlatayım. Danny Glover bir video store işletmektedir. (Hani bu film kiralama dükkanlarından işte). İşi büyük kiralama networkları çıktığından beri zor durumdadır. Bir süreliğine şehir dışına çıkması gerekir ve dükkanı Mos Def'e emanet eder. Mos Def'in yakın arkadaşı Jack Black bir olay sonunda manyetize olarak Jack Black dükkanda olan bütün kasetleri siler ve bunun üzerine ikili filmleri "sweded" adı verdiği şekilde kendi başlarına çekmeye başlar ve ün kazanırlar. Fazlası spoiler olur uzatmayalım. Imdb linkini de vereyim devam edelim. Be Kind Rewind
Filmde bahsedilen büyük film mağazası Blockbuster Video'ya yapılan bir göndermeydi aslında. Tabela rengine kadar aynı olup sadece ismi farklıydı bu mağazanın. Orada iflas bayrağını çekmek zorunda kalan küçük işletme sahibi idi bu sefer ise Blockbuster video iflas başvurusu yapacaklarını açıkladı. Netflix'in gücüne, erişilebilirliğine dayanamadıklarından dem vuruyordu bir çok yazar bu durum için.
Yeni teknolojilere ayak uyduramadılar ve geçmişte canlarını yaktıkları bir çok küçük işletmenin durumuna düştüler. Küçük işletmeler zamana ayak uyduramamıştı bu sefer büyük bir işletme hantal kaldı ve rakipleri tarafından geçilmek ve ezilmek durumunda kaldı.
Bu durumda bir çok nasihat çıkartabiliriz ama ilk olarak şunu çıkartmamız lazım galiba. "Eğer interneti geçici bir eğlence olarak görürsen asıl eğlence sen olursun".(Sanki boyumdan büyük bir laf ettim gibi geldi ama :)) Bu yüzden olsa gerek bir çok şirket bir şekilde yeni medyanın içine girmeye çalışıyor var olmaya çalışıyor. Sosyal medya olsun, başka türlü olsun bir şekilde bu işe dahil oluyor insanlar. Tabii bir de maliyetler sorunu var ki bu da önemli bir etken satış kaygısı olmasa da maliyetler yüzünden online mecraya kayacak köklü kuruluşların haberleri de gelmiyor değil bu aralar. Son olarak The Oxford English Dictionary bu konuda adımlara hazırlandıklarını açıkladı.
Son olarak; sanırım daha yeni başladı "internetin baş sorumlusu" olduğu iflaslar bakalım daha neler göreceğiz. Belki de önümüzde bir elektronik zincirinin iflası ya da private shopping yüzünden zincir bir giyim mağazasını iflası olacak. İlginç gelişmeler bizi bekliyor. Sosyal medya dışında bir yazı oldu ama sosyal medya hakkında yazmaya devam edince böyle şeylere de burnumu sokmak zorunda kalıyorum. Haddimi aşmamaya çalıştım sonuçta e-ticaret bambaşka bir yer.
Saygılar.
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Steampunk ulen!
Şimdi "Steampunk nedir?" sorusuna cevap vermeyeceğim ama biraz ilgili olduğum bu konu hakkında nerelerden bilgi alabilirsiniz onların bir listesini yapacağım. Alakasız yazı yazma hakkımı kullanacağım bugün.
Kısaca Steampunk hakkında bir şey yazsam fena olmaz. Adında da anlaşılacağı gibi buhar makineleri devrinde geçen bir bilim kurgu alt türünün adı "Steampunk". Kraliçe Victoria zamanına denk gelen bir zaman dilimde geçtiği için genel olarak Victorian adı verilen bir tarza sahiptir ya da sanayi devrimi ve buhar makinelerinin sık olarak kullanılmaya başladığı devir Victoria'nın tahta olduğu devire denk geldiği için.
Bu tarz kıyafetlerden, mimariye türün bütün öğelerine hakimdir. 60 ve 70li yıllarda bu türde eserlere rastlansa dahi "Steampunk" tanımın yapılması 80li yıllara denk gelir. Hatta bazı kişiler yaptığı şeylere steampunk demese bile Jules Verne'nin bazı kitaplarında ileride steampunk olarak adlandırılacak öğeler gözümüze takılmaktadır. Steampunk ve Dieselpunk birbirine yakın sayılabilir fakat Cyberpunk tamamen ayrı bir türdür. Kısa bilgiler yeterlidir herhalde.
AHNECTHA "voiceless room" from can eren on Vimeo.
Kısa filmin neresi steampunk derseniz eğer detaylarda steampunk öğeleri dikkat çekiyor. Gerçekten ortada buhar canavarları görmek gibi beklentiniz olmasın. Kısa film ve bağımsız ellerden çıkmış bir eser. Korse, tvde görünen zeplin, deri kıyafetler, postacının gözlüğü gibi detaylar var steampunka dair. Steampunk film çekmek büyük maliyet gerektirir. Türün gereği olan buhar makineleri görsel efektler olmadan yaratmak çok zor. Bağımsız film olduğu için bu kadar detaylar dahi yeterlidir kanımca.
Filmi Facebook fan sayfası burada
Yukarıda ki Türk yapımı kısa filmi seyrettikten sonra Steampunk hakkında bir şeyler yazmaya karar verdim aslında. Steampunk için Türkçe kaynak fazla yok. Burada da bu şöyle olur bu böyle olur gibi ahkamlar kesmek istemiyorum. Bilgi kurgu blogları bu konuda bir şeyler yazsa daha verimli olur. Size bir steampunk kaynakları listesi yapacağım.
Türkçe kaynaklar fazla olmadığı için ilk etapta da herkesin bulabileceği şeyleri buraya sıralayacağım.
Uçandaire.org Steampunk etiketli yazılar
Ekşisözlük Steampunk başlığı
Kayıp Dünya'dan Müge Alankuş yazısı
Arabölge'den Steampunk nedir?
Bizibozmaz blogtan Steampunk dünyasından seçkiler
Yabancı Steampunk Kaynakları
Boing Boing Steampunk
SteampunkWorkshop
Wiki Steampunk Maddesi
Victorian Web
Brass Googles Blog
Steampunk Magazine
Diğer
Girls Of the Steampunk Myspace
Vernian Process Myspace , Abney Park Myspace , The Clockwork Quartet resmi site(Steampunk sadece bilimkurgu alt türü olmaktan çıkıp bir kültür olduğunu göstermek için bu konu ile ilgi bir iki müzik grubunu da paylaşalım)
Anime yönetmeni Hayaou Miyazaki'yi de unutmamak lazım Laputa ve Howl's Moving Castle içinde de bir çok steampunk öğeye yer vermiştir.
Ben bu kadar şey ile uğraşamam okuyamam derseniz. Steamboy, Laputa ve Wild Wild West filmilerini seyrederek ve Arcanum ve Rise of Legends oynayarak türe hızlı bir giriş yapabilirsiniz.
Saygılar.
Kısaca Steampunk hakkında bir şey yazsam fena olmaz. Adında da anlaşılacağı gibi buhar makineleri devrinde geçen bir bilim kurgu alt türünün adı "Steampunk". Kraliçe Victoria zamanına denk gelen bir zaman dilimde geçtiği için genel olarak Victorian adı verilen bir tarza sahiptir ya da sanayi devrimi ve buhar makinelerinin sık olarak kullanılmaya başladığı devir Victoria'nın tahta olduğu devire denk geldiği için.
Bu tarz kıyafetlerden, mimariye türün bütün öğelerine hakimdir. 60 ve 70li yıllarda bu türde eserlere rastlansa dahi "Steampunk" tanımın yapılması 80li yıllara denk gelir. Hatta bazı kişiler yaptığı şeylere steampunk demese bile Jules Verne'nin bazı kitaplarında ileride steampunk olarak adlandırılacak öğeler gözümüze takılmaktadır. Steampunk ve Dieselpunk birbirine yakın sayılabilir fakat Cyberpunk tamamen ayrı bir türdür. Kısa bilgiler yeterlidir herhalde.
AHNECTHA "voiceless room" from can eren on Vimeo.
Kısa filmin neresi steampunk derseniz eğer detaylarda steampunk öğeleri dikkat çekiyor. Gerçekten ortada buhar canavarları görmek gibi beklentiniz olmasın. Kısa film ve bağımsız ellerden çıkmış bir eser. Korse, tvde görünen zeplin, deri kıyafetler, postacının gözlüğü gibi detaylar var steampunka dair. Steampunk film çekmek büyük maliyet gerektirir. Türün gereği olan buhar makineleri görsel efektler olmadan yaratmak çok zor. Bağımsız film olduğu için bu kadar detaylar dahi yeterlidir kanımca.
Filmi Facebook fan sayfası burada
Yukarıda ki Türk yapımı kısa filmi seyrettikten sonra Steampunk hakkında bir şeyler yazmaya karar verdim aslında. Steampunk için Türkçe kaynak fazla yok. Burada da bu şöyle olur bu böyle olur gibi ahkamlar kesmek istemiyorum. Bilgi kurgu blogları bu konuda bir şeyler yazsa daha verimli olur. Size bir steampunk kaynakları listesi yapacağım.
Türkçe kaynaklar fazla olmadığı için ilk etapta da herkesin bulabileceği şeyleri buraya sıralayacağım.
Uçandaire.org Steampunk etiketli yazılar
Ekşisözlük Steampunk başlığı
Kayıp Dünya'dan Müge Alankuş yazısı
Arabölge'den Steampunk nedir?
Bizibozmaz blogtan Steampunk dünyasından seçkiler
Yabancı Steampunk Kaynakları
Boing Boing Steampunk
SteampunkWorkshop
Wiki Steampunk Maddesi
Victorian Web
Brass Googles Blog
Steampunk Magazine
Diğer
Girls Of the Steampunk Myspace
Vernian Process Myspace , Abney Park Myspace , The Clockwork Quartet resmi site(Steampunk sadece bilimkurgu alt türü olmaktan çıkıp bir kültür olduğunu göstermek için bu konu ile ilgi bir iki müzik grubunu da paylaşalım)
Anime yönetmeni Hayaou Miyazaki'yi de unutmamak lazım Laputa ve Howl's Moving Castle içinde de bir çok steampunk öğeye yer vermiştir.
Ben bu kadar şey ile uğraşamam okuyamam derseniz. Steamboy, Laputa ve Wild Wild West filmilerini seyrederek ve Arcanum ve Rise of Legends oynayarak türe hızlı bir giriş yapabilirsiniz.
Saygılar.
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Şikayet Dilekçesi
Blogları şikayet dilekçesi olarak kullanmayı sevmiyorum. Şimdiye kadar sadece bir gazetenin ismini vererek hatalı bir seçim yaptığını düşündüğüm için şikayetimi dile getirdim. Markalar hakkında zaten konuşmuyorum. Konuştuğum zaman "herhangi bir marka" gibi konuşarak ders çıkartmaya çalışıyorum. Aslında yazacağım markalarla veya başka bir şeyle alakalı değil.
Bu gün gördüğüm bir Facebook grubunu burada açıkça şikayet ederek kapatılmasını istiyorum(ben isteyince olmuyor ne yazık ki) ve bu grup kapatılana kadar bu yazıyı sürekli göz önüne çıkartacağım. Blogumu siyasi hiç bir şeye bulaştırmamaya çalışıyorum. Bu bahsettiğim Facebook sayfası da siyasi değil zaten. Tamamen kadınları aşağılayan seksist bir grup olduğunu düşündüğüm için burada adını zikretmek zorunda kalıyorum. Bir el atıp şu grubu kapattıralım demek istiyorum grup Adı "Dul Kadınlar" linki de şudur. Yapılanın adice bir bir şey olduğunu sayfayı inceleyince anlayacaksınız zaten. Fazla uzatmak istemiyorum. Facebook'ta şikayet etme şeklini biliyorsunuz lütfen kullanınız. Bu işin sansürle alakası olduğunu düşünüyorsanız size kalmış kimsenin fikirlerini değiştirmek gibi bir çabam yok.
Bundan sonra sürekli bu tarz grupları bulup burada yazmayı düşünüyorum. Elimden geldiğince ırkçı ve seksist grupları burada göz önüne çıkartmaya çalışacağım. Siyasi şeylere bulaşmayacağım çünkü siyasetin, dinin ve sporun içine girmek işime gelmiyor açıkçası çünkü herkesin hassas olduğunu düşündüğüm ırkçılık ve seksizm konuları bir çok konudan daha önemli benim gözümde.
Saygılar.
Bu gün gördüğüm bir Facebook grubunu burada açıkça şikayet ederek kapatılmasını istiyorum(ben isteyince olmuyor ne yazık ki) ve bu grup kapatılana kadar bu yazıyı sürekli göz önüne çıkartacağım. Blogumu siyasi hiç bir şeye bulaştırmamaya çalışıyorum. Bu bahsettiğim Facebook sayfası da siyasi değil zaten. Tamamen kadınları aşağılayan seksist bir grup olduğunu düşündüğüm için burada adını zikretmek zorunda kalıyorum. Bir el atıp şu grubu kapattıralım demek istiyorum grup Adı "Dul Kadınlar" linki de şudur. Yapılanın adice bir bir şey olduğunu sayfayı inceleyince anlayacaksınız zaten. Fazla uzatmak istemiyorum. Facebook'ta şikayet etme şeklini biliyorsunuz lütfen kullanınız. Bu işin sansürle alakası olduğunu düşünüyorsanız size kalmış kimsenin fikirlerini değiştirmek gibi bir çabam yok.
Bundan sonra sürekli bu tarz grupları bulup burada yazmayı düşünüyorum. Elimden geldiğince ırkçı ve seksist grupları burada göz önüne çıkartmaya çalışacağım. Siyasi şeylere bulaşmayacağım çünkü siyasetin, dinin ve sporun içine girmek işime gelmiyor açıkçası çünkü herkesin hassas olduğunu düşündüğüm ırkçılık ve seksizm konuları bir çok konudan daha önemli benim gözümde.
Saygılar.
17 Haziran 2010 Perşembe
Taxi Driver
Redbull F1 takımı her yarıştan önce aşağıda linkini vereceğim gibi bir şehir rehberi videosu hazırlar. İstanbul içinde hazırlamışlar fakat şehir rehberi videosunu ben daha yeni izledim hoşuma da gitti ne yalan söyleyeyim. Bu videoda enteresan taksici abimizle karşılaşmışlar. Eğlenceli bir video. Fakat Arabik öğeler taşıması biraz rahatsız edici bulunabilir. Bunu belirtelim markayı seviyoruz diye herşeyini kabul edecek değiliz. Korna ile iletişim olayına dikkat bu arada.
ISTANBUL TRAFIGI OKULDUR! (İliştirme kodu sorun verdiği için böyle link verdim Red Bull'un resmi sitesine gider diye belirtelim.)
Sonra taksicilerle ilgili enteresan bir video daha olduğu aklıma geldi. Onu da bugün paylaşayım sizinle bugün de kısa keseyim. Bu videoda ise The Best Taxi Driver İhsan Aknur abimizin Lonely Planet'in çektiği fantastik videosu. Muhtemelen Red Bullcular bu abiyi aradılar ama bulamadılar. Onların videosu da güzel ama bu abinin başka bir tadı var.
Lonely Planet - Istanbul - Taxi Driver videoyu tıklayıp izleyebilirsiniz.
İhsan Aknur Best Taxi Driver'ın Facebook Fan Sayfası
Sosyal medyada yayılmadığına şaşırdım Red Bull'un hazırladığı videonun, eğlenceli bir video. Bu arada İhsan abimiz I kiss you Mahir'e benziyor olması da bir ilgi çekici.
Sosyal medya ile ne alakası var derseniz bir şey diyemem. Sosyal medya ile alakalı olmadığı ve blogun genel içeriği dışında olduğu için "Alakasız" etiketini kullandım.
Saygılar.
ISTANBUL TRAFIGI OKULDUR! (İliştirme kodu sorun verdiği için böyle link verdim Red Bull'un resmi sitesine gider diye belirtelim.)
Sonra taksicilerle ilgili enteresan bir video daha olduğu aklıma geldi. Onu da bugün paylaşayım sizinle bugün de kısa keseyim. Bu videoda ise The Best Taxi Driver İhsan Aknur abimizin Lonely Planet'in çektiği fantastik videosu. Muhtemelen Red Bullcular bu abiyi aradılar ama bulamadılar. Onların videosu da güzel ama bu abinin başka bir tadı var.
Lonely Planet - Istanbul - Taxi Driver videoyu tıklayıp izleyebilirsiniz.
İhsan Aknur Best Taxi Driver'ın Facebook Fan Sayfası
Sosyal medyada yayılmadığına şaşırdım Red Bull'un hazırladığı videonun, eğlenceli bir video. Bu arada İhsan abimiz I kiss you Mahir'e benziyor olması da bir ilgi çekici.
Sosyal medya ile ne alakası var derseniz bir şey diyemem. Sosyal medya ile alakalı olmadığı ve blogun genel içeriği dışında olduğu için "Alakasız" etiketini kullandım.
Saygılar.
28 Nisan 2010 Çarşamba
Gel dese koşa koşa giderim
Herkesin hayatında bir rüya işi ya da çalışmak istediği bir marka vardır. Bir çok kişi bu işe ulaşmak için bir çok şeyi göze alır. Bazıları sadece ister ayağına gelmesini bekler. Şu an ben de "isteme" halindeyim mecburen.
Neyse benim için bu rüya iş Red Bull'un dijital iletişiminin bir parçası olmak(ya da Red Bull'un bir şekilde bir parçası olmak). Yani şu an sadece istediğimi belirtmekle kalıyorum lakin CV'im bu duruma pek uygun değil. Yeterlilikleri sağladığım zaman bir şekilde insan kaynaklarına ulaşıp "Sizinle ne kadar çok çalışmak istiyorum bir bilseniz" temalı konuşmamı yapmaya çalışacağım.
Peki neden Red Bull ; global marka , büyük marka , profesyonellik geyiklerini geçip şunu söylemek istiyorum "Sponsorluktan korkmayan en imkansız görünen şeyleri müthiş eğlenceli hale getirip müthiş bir organizasyon yeteneğiyle kotaran insanlar topluluğunun bir üyesi olmaktır amacım , bir de üstüne üstlük ertesi gün , yapılan organizasyonlara gelen övgülerden ufak bir parça koparabilmek ise bu durumun bir artısıdır" (Evet çok uzun bir cümle oldu :))
Birileri bu yazıyı okursa şunu düşünebilir "Abi git bak bir insan kaynağıdır bir jobs tıkla internet sayfasına" . Şu an CV'min boşluğu bu markaya ulaşmam için büyük bir engeldir. Ben zamanı geldiğinde zaten çok fazla bu işin peşinden koşacağım.
Şimdilik yapabileceğim size Global Red Bull Facebook fan sayfasını önermek olacak bir fan sayfası nasıl yapılır bizim sosyal medya uzmanları bakıp feyz alsınlar diye(Sosyal medyacılara yine çaktım çok oluyor bu blog yazarları yahu :)). Şu güzeldir bu böyle olmalı yazmama gerek yok zaten. Bakın , görün , öğrenin :)
Not: Bir kutu Red Bull bana fazla bile geliyor. Kafeine toleransım düşük biraz :)
Not 2: Görsel Red Bull ürünler sayfasından alınmıştır.
Alakasız etiketi blogun genel konusundan alakasız bir yazı yazmış olduğumu belirtmek için kullanılmıştır.
Saygılar.
18 Mart 2010 Perşembe
The Who seven CSI

Bu haftalık alakasız yazı yazma hakkımı The Who ve Csi serisi dizilerinin müziklerini paylaşarak kullanacağım.
The Who - Baba O'Riley (Csi New York )
Fizy Link
Youtube Link
The Who - Won't Get Fooled Again (Csi Miami)
Fizy Link
Youtube Link
The Who - Who Are You (CSI: Crime Scene Investigation)(Las Vegas)
Fizy Link
Youtube Link
Sevdiğim grubun müziklerinin bir dizide kullanılması benim hoşuma gider çoğu zaman Csi New York dizisini bu yüzden izliyorum. Yoksa öyle aman altyazısı çıktı mı? yok efendim ne zaman internete düşer? şeklinde bir takibim yok tv de ne zaman çıkarsa o zaman bakarım bu diziye.
Not : Foto grup ile ilgili wiki maddesinden alınmıştır
Saygılar.
10 Mart 2010 Çarşamba
Teşekkürler
Bu dizi ve filmlerin alt yazılarının çevirilerini yapıp bu çevirileri paylaşan arkadaşlara bir teşekkür yazısıdır.
Bu aralar çok boş vaktim olduğu için dizi ve film izleyerek bu vaktimi geçiriyorum. Tabi maddi gücüm sınırlı olduğundan dolayı belli yöntemleri kullanarak izliyorum. Bu şekilde izlenildiği zaman çoğunlukla alt yazıya ihtiyaç duyuluyor. Altyazılaın kaynağı olarak divxplaneti kullanıyorum.
İndirip kullandığım alt yazıların çeviren arkadaşlara teşekkür etmek için tek tek mail atmak ve onların mail kutularını meşgul etmektense buradan teşekkür edeceğim.
24 dizisinin çevirmenleri: NeOttoman, Emre Bekman,G-G, gothique, Sleepwalk3r.
Chuck dizisinin çevirmeni : Emre Bekman
White Collar ve Blue Mountain State dizisinin çevirmeni : eşekherif
Gossip Girl dizisinin çevirmenleri :Uçurtma Bayramları , Risendark
Sizlere teşekkür ediyorum. Boş vakitlerinde yapacak bir şeyi olmayan ve belli maddi gücü olan insanlara yardımcı olduğunuz için teşekkürler.
Elbette dizileri ve filmleri bu ortamlara ekleyen arkadaşlara teşekkür etmek lazım onlara forumlarda rep olarak geri dönüş yapıyorum :)
Keşke maddi gücüm olsa da her hafta 2 veya 3 filmi sinemada seyretme imkanım olsa. Keşke diziler Abd ile eş zamanlı yayınlansa. Filmleri çekenlere haksızlık etmek istemiyorum herkesin işi zor parası olmayıp izlemek isteyenlerin de tek şansı bu. Kimsenin hakkını yemek istemiyorum. Tvde seyrediyoruz ama sansür yüzünden reklam yüzünden film seyretmek işkenceye dönüşüyor.
Teşekkürler.
Saygılar.
Bu aralar çok boş vaktim olduğu için dizi ve film izleyerek bu vaktimi geçiriyorum. Tabi maddi gücüm sınırlı olduğundan dolayı belli yöntemleri kullanarak izliyorum. Bu şekilde izlenildiği zaman çoğunlukla alt yazıya ihtiyaç duyuluyor. Altyazılaın kaynağı olarak divxplaneti kullanıyorum.
İndirip kullandığım alt yazıların çeviren arkadaşlara teşekkür etmek için tek tek mail atmak ve onların mail kutularını meşgul etmektense buradan teşekkür edeceğim.
24 dizisinin çevirmenleri: NeOttoman, Emre Bekman,G-G, gothique, Sleepwalk3r.
Chuck dizisinin çevirmeni : Emre Bekman
White Collar ve Blue Mountain State dizisinin çevirmeni : eşekherif
Gossip Girl dizisinin çevirmenleri :Uçurtma Bayramları , Risendark
Sizlere teşekkür ediyorum. Boş vakitlerinde yapacak bir şeyi olmayan ve belli maddi gücü olan insanlara yardımcı olduğunuz için teşekkürler.
Elbette dizileri ve filmleri bu ortamlara ekleyen arkadaşlara teşekkür etmek lazım onlara forumlarda rep olarak geri dönüş yapıyorum :)
Keşke maddi gücüm olsa da her hafta 2 veya 3 filmi sinemada seyretme imkanım olsa. Keşke diziler Abd ile eş zamanlı yayınlansa. Filmleri çekenlere haksızlık etmek istemiyorum herkesin işi zor parası olmayıp izlemek isteyenlerin de tek şansı bu. Kimsenin hakkını yemek istemiyorum. Tvde seyrediyoruz ama sansür yüzünden reklam yüzünden film seyretmek işkenceye dönüşüyor.
Teşekkürler.
Saygılar.
1 Ocak 2010 Cuma
Yeni yıl kararnamesi (Numara 1 olabilir)

Bu yıl neler yapacağımı yazdım şimdi neler yapmayacağımı yazacağım.
*İroniden anlamayan insanlara konuşmayacağım.
*Opera tarayıcıyı desteklemeyen internet siteleriyle işim olmayacak. Hele ki bu internet sitesi reklamcıyız tasarımcıyız ayağına yatıyorsa.
*Hak ettiğinden fazla değeri kimseye vermeyeceğim.
*Bak bu film çok güzel diyen arkadaşın dediği filme gitmeyeceğim.
*Bankalarla çok fazla iş yapmayacağım.
*Devlet dairelerinde torpille gelen kişilere kolay gelsin bile demeyeceğim :D
*Birisi uzmanlığını yaptığı işlerle kanıtlamamışsa(diploma ile uzmanlık zor iş uygulama esastır) onun verdiği tavsiyelere kesinlikle uymayacağım.
*Yerel başarılara küreselmiş gibi davranmayacağım.
*Alışkanlık edinmeyeceğim (işte ironi yaptım)
*Facebookta insanların neden bu kadar sığ şeylere çok derinmiş muamelesi yapıyor diye düşünmeyeceğim.
*İnsanın kapasitesi olur mu? diye düşünmeyeceğim.
*Yerli yersiz milliyetçilik cemaatçilik ulusalcılık yapanlara yorum bile yapmayacağım.
*Olabildiğince az konuşup çok yazacağım. Söz uçar yazı kalır.
*Abi bu Prag çok acaip şehir diyen arkadaşlara Prag'ın en ünlü şeyi ne diye sormayacağım.(bunun cevabını bilmeyecek ne var kızları işte yine ironi yaptım çok güzel oldu buna uygun smiley gibi bişey bulsam tam olacak)
*İstatistikçi ne iş yapar insanlarına artık uzun açıklama yapmayacağım. Sadece bahis oynar diyeceğim.
*Bilimum yabancı markaya yahudi mason bunlar diye arkadaşlara hani belgesi diyeceğim üstüne "şaka yaptım lan" demeyeceğim.
*Forum geyiklerinden uzak duracağım.
*Türkiye'nin en çok satan gazetelerinde yazıp da birde fakirlerin hakkını savunuyorum edebiyatı yapan adamların arkasından konuşmayacağım.
*Dil bilgisi ve imla kurallarına uymaya çalışıp muhtemelen yine uyamayacağım.
*Sosyal medya ilgili bişeyler konuşup hemen konuşmayı twittera bağlayan uzman kişilere uyuz olmayacağım. Belki uyuz olurum belli olmaz yine.
Neyse bir kaç şey daha gelirse kararname numara iki olarak yayınlarım.
Saygılar.
25 Aralık 2009 Cuma
2009 ne ayaksın sen oğlum?
Sayıların cinsiyeti yoktur desem de kardeşim her zaman cinsiyetlerinin olduğunu söyler. 2009 a erkek cinsiyeti biçmiş bulundum. Herhalde delikanlı adam gibi(abi illa erkekler bi doğru düzgün olur kadınlarda doğru düzgün olur tabi ki lafın gelişi böyle yazdım) bir yıl gibi geçtiği için olsa gerek. Neden böyle olduğunu kısa kısa anlatayım.
* 7 sene süren uzun bir uğraş sonunda üniversiteyi bitirdim. (2009 kıyak #1)
* Uzun süredir çekiştirdiğim yükleri üzerimden attım. (2009 kıyak #2)
* Hiç beklemediğim insanlardan büyük iyilikler gördüm. (2009 kıyak #3)
* Sosyal medyada tekrar aktif olmaya karar verdim tozların içinden friendfeed hesabımı çıkardım. Twitter hesabı açtım. Yazarken mutlu olduğumu belirtmeden edemeyeceğim 2 blog yazmaya başladım. Birisi burası diğeri korner olması lazım(yan tarafta link mevcuttur :D)
* İnternet sektöründe(çok geniş bir tanım ama bir uçundan girmeye çalışacağım) çalışmaya karar verdim bir şekilde yapacağım. Ya kod yazmayı öğreneceğim ya da profesyonel bir blog yazarı olacağım ya sosyal medya alanında çalışan bir firma için o blog bu blog yorum yazacağım.
* Çok derin gibi görünen insanların bazen sığlığın derinliklerinde yüzdüğünü farkettim.
* Hayatımda bir çok şey için planlar yapmaya karar verdim. Bir değil üç farklı yol için planlar yaptım.
* İnternet sektöründe iş yapmak için gerekli olan şeylerin özünü veren şu(Small, Simple, and Shared: The Three Ss for 2010) yazıyı okudum. Sağol Chris Brogan :D.
* Hiçbir sene hatırlmıyorum ki bu kadar çok iyi filmi bir arada izlemiş olayım(district 9 , Hangover , zombieland , köfte yağmuru , franklyn şimdi aklıma gelmeyen bir çok film)
Son söz olarak ; iyi sayılabilecek bir yıl geçirdim herkesin de iyi bir yıl geçirdiğini ummak istiyorum. En azından normal bir yıl geçirmiş olsun insanlar.
Saygılar.
* 7 sene süren uzun bir uğraş sonunda üniversiteyi bitirdim. (2009 kıyak #1)
* Uzun süredir çekiştirdiğim yükleri üzerimden attım. (2009 kıyak #2)
* Hiç beklemediğim insanlardan büyük iyilikler gördüm. (2009 kıyak #3)
* Sosyal medyada tekrar aktif olmaya karar verdim tozların içinden friendfeed hesabımı çıkardım. Twitter hesabı açtım. Yazarken mutlu olduğumu belirtmeden edemeyeceğim 2 blog yazmaya başladım. Birisi burası diğeri korner olması lazım(yan tarafta link mevcuttur :D)
* İnternet sektöründe(çok geniş bir tanım ama bir uçundan girmeye çalışacağım) çalışmaya karar verdim bir şekilde yapacağım. Ya kod yazmayı öğreneceğim ya da profesyonel bir blog yazarı olacağım ya sosyal medya alanında çalışan bir firma için o blog bu blog yorum yazacağım.
* Çok derin gibi görünen insanların bazen sığlığın derinliklerinde yüzdüğünü farkettim.
* Hayatımda bir çok şey için planlar yapmaya karar verdim. Bir değil üç farklı yol için planlar yaptım.
* İnternet sektöründe iş yapmak için gerekli olan şeylerin özünü veren şu(Small, Simple, and Shared: The Three Ss for 2010) yazıyı okudum. Sağol Chris Brogan :D.
* Hiçbir sene hatırlmıyorum ki bu kadar çok iyi filmi bir arada izlemiş olayım(district 9 , Hangover , zombieland , köfte yağmuru , franklyn şimdi aklıma gelmeyen bir çok film)
Son söz olarak ; iyi sayılabilecek bir yıl geçirdim herkesin de iyi bir yıl geçirdiğini ummak istiyorum. En azından normal bir yıl geçirmiş olsun insanlar.
Saygılar.
17 Aralık 2009 Perşembe
Köprüleri kur yeter
O kadar içinde değilim ama son 2-3 aydır gözlemlediğim bişeyler var. Sonuçta her yazımda belittiğim gibi bu yazımda da belirteyim ben uzman değilim sadece izleyiciyim. Gözlemlediklerim uzmanlıktan değil , insani meraktan galiba.
Gözlemlediğim şeyler Türkiye'nin yıllardır şikayet ettiği şeylerden olan insanların birbirlerini kayırması. İnsanlar tanıdıklarını kayırır bu böyledir diye diye o kadar alıştık ki buna yıllarca çirkin tv şovlarından , çirkin internet sitelerine , çirkin elektronik eşyalara , çirkin filmlere herşeyi izlemek zorunda kaldık.
"Neden bu çirkin şeyleri izlemek zorunda kaldık" hep sordum kendime neden izliyoruz başka şey alalım , başka şey yapalım daha iyisini arayalım daha iyisini seçelim asla dahasını bulamadık çünkü dahasını önermesini beklediğimiz kişiler(çünkü uzman olarak onları belirledik ya gözümüzde) hep çirkin şeyleri yapanların arkadaşları idi. Niye dahasını arıyorsunuz bu size yetmiyor mu? sorularını sordular. Herşeyin bize yetmesini istediler. Çünkü arkadaşlarını seviyorlardı insanları değil , dahil oldukları zümrenin insanlarını seviyorlardı. Köprüleri olan insanlara eleştiri yapmıyorlardı. Belki de yapamıyorlardı.
Herşeye ulaşamayan , dinleyemen , göremeyen benler ise mecburi buralarda kaldık fazlasını alamadık olanı kabul ettik. Ne zaman ki internet denilen şey evlerimize girdi dünyaya bakmaya karar verdik dahasını gördük o zaman işte işler karıştı.
Dahasını görmemizi istemedi yine "birileri" bu sefer sansür geldi. Milli arama motoru milli posta gelecekti. Yine görmeyecektik belki ilerleyen zamanlarda lakin artık cin şişeden çıkmıştı dahasını görüyor ,biliyor ,elde edebiliyorduk. Ne yazık ki birilerinin dayattığı en iyilere(!) mahkum değildik. Kendi iyimizi deneyip görecektik.
Artık köprüler kurmanıza gerek yok artık köprüleri yıkma zamanı o köprüler sizin canınızı yakmaya başladığı zaman , ağırlık yaptığı zaman yıkmak için çok çaba harcayacaksınız fakat artık sistem sizi esir edecek. İçine hapsolacaksınız yapacak bişeyiniz kalmayacak "çirkini" oynayacaksınız belki isteyerek belki istemeyerek.
Saygılar.
Gözlemlediğim şeyler Türkiye'nin yıllardır şikayet ettiği şeylerden olan insanların birbirlerini kayırması. İnsanlar tanıdıklarını kayırır bu böyledir diye diye o kadar alıştık ki buna yıllarca çirkin tv şovlarından , çirkin internet sitelerine , çirkin elektronik eşyalara , çirkin filmlere herşeyi izlemek zorunda kaldık.
"Neden bu çirkin şeyleri izlemek zorunda kaldık" hep sordum kendime neden izliyoruz başka şey alalım , başka şey yapalım daha iyisini arayalım daha iyisini seçelim asla dahasını bulamadık çünkü dahasını önermesini beklediğimiz kişiler(çünkü uzman olarak onları belirledik ya gözümüzde) hep çirkin şeyleri yapanların arkadaşları idi. Niye dahasını arıyorsunuz bu size yetmiyor mu? sorularını sordular. Herşeyin bize yetmesini istediler. Çünkü arkadaşlarını seviyorlardı insanları değil , dahil oldukları zümrenin insanlarını seviyorlardı. Köprüleri olan insanlara eleştiri yapmıyorlardı. Belki de yapamıyorlardı.
Herşeye ulaşamayan , dinleyemen , göremeyen benler ise mecburi buralarda kaldık fazlasını alamadık olanı kabul ettik. Ne zaman ki internet denilen şey evlerimize girdi dünyaya bakmaya karar verdik dahasını gördük o zaman işte işler karıştı.
Dahasını görmemizi istemedi yine "birileri" bu sefer sansür geldi. Milli arama motoru milli posta gelecekti. Yine görmeyecektik belki ilerleyen zamanlarda lakin artık cin şişeden çıkmıştı dahasını görüyor ,biliyor ,elde edebiliyorduk. Ne yazık ki birilerinin dayattığı en iyilere(!) mahkum değildik. Kendi iyimizi deneyip görecektik.
Artık köprüler kurmanıza gerek yok artık köprüleri yıkma zamanı o köprüler sizin canınızı yakmaya başladığı zaman , ağırlık yaptığı zaman yıkmak için çok çaba harcayacaksınız fakat artık sistem sizi esir edecek. İçine hapsolacaksınız yapacak bişeyiniz kalmayacak "çirkini" oynayacaksınız belki isteyerek belki istemeyerek.
Saygılar.
3 Aralık 2009 Perşembe
Adamın biri wow'u bitirmiş.
Adamın biri wow'u bitirmiş süper , oyun yapımcıları ona artık bir yemek ısmarlar herhalde. Wow oynayacak kadar param olmadığından dolayı bende diğer online oyun seçeneklerine yöneldim. İlk önce tv'de bile reklamı dönen Florensia denilen oyuna bir göz atayım dedim.
Florensia için söyleyeceğim tek şey "çocuk oyunu" olabilir. Bu kadar mı düzeysiz bu kadar mı sevimiz bir ortamı olur bir oyunun. Beğenmezsen oynayabilirsin diyebilirsiniz evet artık oynamıyorum. Tamam deniz savaşı ile bir yenlik getirmiş olabilirler fakat kullanıcı kitlesinin yaşı o kadar küçük ki insan oyundan bile soğuyabiliyor. Ben de olduğu gibi. Chat kısmında dönem muhabettler o kadar saçma ki adeta sidik yarışı yapan veletler içinde sandım kendimi ki zaten öyle. Eğer birisi o oyunu indirmek gibi bir zahmete girip oynamak isterse şunu kesinlikle unutmasın oyun içindeki yaş ortalaması sandığınızdan daha düşük.
Oyunun oynanışı ile ilgili bir yorumda yapayım. Adalardan oluşan bir dünyamız var ve bu dünyalar arasında gemi ile seyahat edebiliyorsunuz. Her adanın level düzeyi farklı belli levellerden sonra o adalarda ki görevleri yapıyorsunuz. Görüntü kalitesi ve serverlarında bir soruna rastlamadım sadece yavrucaklar biraz muhabettin dozunu kaçırınca aksamalar oluyor.
Son söz fazla bişey beklemeyin tamam tvde reklam var ama o kadarda değil. Biraz agresif bir yorum oldu ama oyunda harcadığım zamana kızdığım için böyle birşeyler yazdım.
Florensia Türkiye sayfası burada
Florensia için söyleyeceğim tek şey "çocuk oyunu" olabilir. Bu kadar mı düzeysiz bu kadar mı sevimiz bir ortamı olur bir oyunun. Beğenmezsen oynayabilirsin diyebilirsiniz evet artık oynamıyorum. Tamam deniz savaşı ile bir yenlik getirmiş olabilirler fakat kullanıcı kitlesinin yaşı o kadar küçük ki insan oyundan bile soğuyabiliyor. Ben de olduğu gibi. Chat kısmında dönem muhabettler o kadar saçma ki adeta sidik yarışı yapan veletler içinde sandım kendimi ki zaten öyle. Eğer birisi o oyunu indirmek gibi bir zahmete girip oynamak isterse şunu kesinlikle unutmasın oyun içindeki yaş ortalaması sandığınızdan daha düşük.
Oyunun oynanışı ile ilgili bir yorumda yapayım. Adalardan oluşan bir dünyamız var ve bu dünyalar arasında gemi ile seyahat edebiliyorsunuz. Her adanın level düzeyi farklı belli levellerden sonra o adalarda ki görevleri yapıyorsunuz. Görüntü kalitesi ve serverlarında bir soruna rastlamadım sadece yavrucaklar biraz muhabettin dozunu kaçırınca aksamalar oluyor.
Son söz fazla bişey beklemeyin tamam tvde reklam var ama o kadarda değil. Biraz agresif bir yorum oldu ama oyunda harcadığım zamana kızdığım için böyle birşeyler yazdım.
Florensia Türkiye sayfası burada
31 Ekim 2009 Cumartesi
Kahraman bakkal süper markete karşı!
Arada yazdığım bir futbol blogu var. Futbol için düşündüklerimi orada bırakıp burada futbola yer vermemeye çalışıyorum sosyal medya hareketlerini not etmeye çalışıyorum.Bugün öyle bir video izledim ki buraya yazmak zorunda hissettim kendimi.Düşünün ; bir gazetenin spor müdüründen ne beklersiniz tarafsızlık , bilgi , gazeteci olarak geçirdiği zamanın fazla olması gibi şeyler herhalde.Zaten buna tam cevap verebilsem muhtemelen bende basılı yayın organlarında çalışmak için uğraşırdım.
Neyse izlediğim videonun konusundan bahsedeyim biraz bir gazetenin spor müdürü bir arkadaşı ile kahvede otururken pardon "canlı yayında" muhabettin altından girip üstünden çıkıyor.(Düşünün ne dediklerini ben yazmıyorum zaten videonun linkini vereceğim)Sonrasında bu video youtubea ve bilimum video paylaşım ortamlarına düşüyor.Gazetenin ismini vereyim zaten şahsın adı ortaya çıkar Hürriyet.
Spor Müdürü olacak kadar önemli bir pozisyonda bir insanın fanatiklikten uzak biri olması gerekmez mi?.
Yazdığım futbol blogunda 2 gs li 1 fb li 1 de bursasporlu arkadaş var.Biz Beşiktaşlı bir arkadaş bulamadık diye tarafsızlığımızı kaybedeceğiz diye korkarken bir gazetenin başına fanatik denecek kadar taraflı bir kişinin gelmesini hazmedemiyorum.Bundan sonra ne internet sitesi ne de o gazeteye elimi sürmem.Bir ülkenin gazeteleri bu halde ise bloglara daha çok ihtiyaç var.Gazetenin genel yayın yönetmeni gazeteyi süpermarkete çevireceğim gibi bir söz söylemişti.O zaman artık bende o süper markete gitmeyeceğim kendi bakkalımdan bloglarımdan alışverişimi sürdüreceğim.Fare dağa küsmüş dağın haberi yok diyenler olabilir varsın desinler bu benim tercihim.Malum şahsın ismini anmayarak arama motorlarında bulunma şansımı belki azalttım ama ondan gelecek hit gelmesin ya :D
Not 1:Osman Tamburacı küfür etti diye geveleyen olur doğru etti ama o gazetenin spor müdürü değildi.
Not 2:Haluk Ulusoy Federasyon başkanı ve Gs li gibi şeylerde söyleyen insanlar olur onlar için şunu söyleyeceğim onu seçenler arasında diğer takım taraftarı olanlar vardı.
Not 3:Kendimizide kahraman yaptık şakala karışık :D
Malum video burada
Saygılar.
Neyse izlediğim videonun konusundan bahsedeyim biraz bir gazetenin spor müdürü bir arkadaşı ile kahvede otururken pardon "canlı yayında" muhabettin altından girip üstünden çıkıyor.(Düşünün ne dediklerini ben yazmıyorum zaten videonun linkini vereceğim)Sonrasında bu video youtubea ve bilimum video paylaşım ortamlarına düşüyor.Gazetenin ismini vereyim zaten şahsın adı ortaya çıkar Hürriyet.
Spor Müdürü olacak kadar önemli bir pozisyonda bir insanın fanatiklikten uzak biri olması gerekmez mi?.
Yazdığım futbol blogunda 2 gs li 1 fb li 1 de bursasporlu arkadaş var.Biz Beşiktaşlı bir arkadaş bulamadık diye tarafsızlığımızı kaybedeceğiz diye korkarken bir gazetenin başına fanatik denecek kadar taraflı bir kişinin gelmesini hazmedemiyorum.Bundan sonra ne internet sitesi ne de o gazeteye elimi sürmem.Bir ülkenin gazeteleri bu halde ise bloglara daha çok ihtiyaç var.Gazetenin genel yayın yönetmeni gazeteyi süpermarkete çevireceğim gibi bir söz söylemişti.O zaman artık bende o süper markete gitmeyeceğim kendi bakkalımdan bloglarımdan alışverişimi sürdüreceğim.Fare dağa küsmüş dağın haberi yok diyenler olabilir varsın desinler bu benim tercihim.Malum şahsın ismini anmayarak arama motorlarında bulunma şansımı belki azalttım ama ondan gelecek hit gelmesin ya :D
Not 1:Osman Tamburacı küfür etti diye geveleyen olur doğru etti ama o gazetenin spor müdürü değildi.
Not 2:Haluk Ulusoy Federasyon başkanı ve Gs li gibi şeylerde söyleyen insanlar olur onlar için şunu söyleyeceğim onu seçenler arasında diğer takım taraftarı olanlar vardı.
Not 3:Kendimizide kahraman yaptık şakala karışık :D
Malum video burada
Saygılar.
21 Ekim 2009 Çarşamba
Yeni insanın temel gereksinimi.
Sosyal medya dışında bişey yazacağım bugün sosyal medyaya ulaşmaya yarayan yeni insanın temel gereksinimi olan internet.Duymuşsunuzdur Finlandiya hükümeti 1mb inteneti ayrıcalık değil hak olarak belirledi .Yani her Finlandiya vatandaşına hükümet 1 mb bağlantı sağlayacak ücretsiz olarak.Peki bizde durum ne bizde fiyatlar pahalı internet yavaş gibi bir sürü şey söylenebilir.Ttnet müşteri hizmetlerine sövülebilir bunlar doğal şeyler her zaman olan şeyler.Onlarda yardım etmeye çalışıyorlar elinden geldiğince.Benim bu aralar internet bağlantımla epey sorunlarım vardır 3 kere ttnete arıza kayıdı bıraktım sorun bizde değil dediler.Sonra sorunu kendi çabalarımlar çözmeye karar verdim.Bakalım neymiş.Biraz araştırınca sorunun benim kablolarımla ilgili olduğunu anlamam uzun sürdü(evet uzun sürdü 1 haftadır).Bu arada neler mi yaptım splitteri değiştirdim olmadı hattı söktüm yeni kablo bağlamaya çalıştım olmadı telefon tamircisi geldi eski kabloyu bağladı sorun çözüldü sandım fakat sorunum devam ediyordu.Bu arada telefon kablosu bağlamk gibi şeyler elimden gelmezdi onları hallettim.Sorunun kaynağını buldum benim ev içi hattım eskimiş ve yeterli şekilde çalışmıyordu.Eğer sizde bu durumun nasıl anlarım diye merak ediyorsanız şöyle anlayabilirsiniz.
Modeminizin web yapılandırma sayfasına girip oradan gürültü değerlerini ölçün eğer bu değerler yüksek çıkıyorsa ilk yapcağınız iş kabloları değiştirmek olsun düzgünce bağlayın ve bu değerleri ölçün emin olun yeni kablolarınız size fark sağlayacaktır.
Not:Sosyal medya ile benim yazdığım bişey yok fakat dışarıdan link vererek bu açığı kapatayım.En sinir bozucu 12 tip facebooker(facebook kullanıcısı) link burada
Saygılar
Modeminizin web yapılandırma sayfasına girip oradan gürültü değerlerini ölçün eğer bu değerler yüksek çıkıyorsa ilk yapcağınız iş kabloları değiştirmek olsun düzgünce bağlayın ve bu değerleri ölçün emin olun yeni kablolarınız size fark sağlayacaktır.
Not:Sosyal medya ile benim yazdığım bişey yok fakat dışarıdan link vererek bu açığı kapatayım.En sinir bozucu 12 tip facebooker(facebook kullanıcısı) link burada
Saygılar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

