Aslında yazmayı sevmediğim konular "Facebook tasarımı değiştirdi, Twitter tasarımını değiştirdi" tipi konular. Çünkü biliyorum ki hem Facebook hem da Twitter var oldukları sürece sıkça bu değişiklikleri yapacak. Bu tip değişiklikleri oldukça yeni bir şeymiş gibi lanse edilecek Günde 10 tane haber(!) giren bloglar için malzeme olacaklar. Burası en nihayetinde kişisel bir blog ve bu yeni tasarımlar ile bir deneyim gerçekleştirmeden bir şeyler yazmak burayı okuyan 3-5 kişiye haksızlıktır ve onlara yalan söylemektir.
Her kişisel blog yazarı kişisel deneyimleri ile oluşturmadıkları şeyleri bloglarına yazıyorsa ben bunu takipçilerine haksızlık sayarım. Bir çok kişi geleneksel medyada bulamadıklarını bloglarda arar. Bazen her hangi bir köşe yazarında bulmadığı dokunuşu ya da bir bilgisayara dergisinde yazılmayan bir ürünün incelemesini ya da bir reklam dergisinin sponsorlarını kızdırmasın diye yazamadığı eleştiriyi, fanatik olmayan spor yazılarını. Tamamı kişiseldir, tamamı kimseye hesap vermesi gerektirmeyen kişisel görüşlerdir. Takipçilerinize haksızlık etmeyin. Bir şekilde kendinizden bir şeyler katın her yazdığınıza.
Elbette reklamın yapacaksın, bazı ürünlerin bazı durumlarda elbette para kazanmak da istiyorsun Fakat öylesine deneyimlemeden basın bülteni yayınlama ya da yayınlayacağın konu üstüne araştırma yap ürünü test et bir şekilde öyle yayınla. basın bültenini gönderenler her halde salak değillerdir ki senin blogunla zevklerinle ilgili bir şey gönderirler yayınlaman için.
Neyse yine kendimce şöyle olur böyle olur yazıları yazdım, ahkam kestim. Benim yazdığıma bakmayın nasıl istiyorsanız öyle davranın boş verin. Elbette sizi birileri okuduğu zaman doğru yaptığınızı anlayacaksın. Bazen burada haddimi aştığımı hissediyorum işte o zaman yazıların sonunu bağlayamıyorum aynen şimdi olduğu gibi.
Saygılar.
7 Aralık 2010 Salı
5 Aralık 2010 Pazar
Filmler için fan sayfaları
Büyük bütçeli sinema filmleri her zaman büyük sosyal medya kampanyaları başlatır. Jan janlı siteler, fan sayfaları kampanyalar bir sürü ıvır zıvır. Hele bir de seri olarak sürüp 1-2-3 diye gidecekse daha etkili işler yapmaya çalışılır. Örneğin Tron Legacy 1982 versiyonu zaten kült bir yapım olan bu film için burada da bir kaç kez değindiğim bir kampanya yürütülüyor dört bir koldan.
Bu kampanyaların en önemli ayağı fan sayfalarının güncel bilgiler ile dolu olması. Film için yapılan her ilgi çekici ıvır zıvır buralar da paylaşılması gerekli, heyecanı ayakta tutabilmek için. Ben olsam film için hazırlanan fan sayfasına hangi içerikleri koyardım. Yani bir şekilde nasıl bir içerik takvimi oluştururdum. Tabii benim koymak istediğim içeriklere ulaşmamı sağlamak için yapım şirketi ile bu iş için çok sıkı bir çalışma içinde bulunurdum.(Bulunmak gerekli)
* Konu ile ilgili blogları takip edip burada yazan eleştiri, yorum gibi yazıları paylaşırdım.
* Film öncesi oyuncular ile yapılmış röportajları alt yazısı ile birlikte koyardım.
* Film ile ilgili yapılmış popüler oyuncak markaları (Lego gibi) ile ilgili parçalar var ise bunları sürekli paylaşırdım.
* Devianart ve Flickr gibi sitelerde film hakkında yapılmış çalışmaları ön plana çıkartırdım.
* Filmin türüne ait bloglar yazan kişiler ile filmde beklentilerini içeren paylaşımlar yapardım. Röportaj gibi gerçekleştirebilirsek daha güzel olur sanki.
* Sadece oyuncular değil film müzikleri, görsel efekt uzmanları gibi elemanların görüşlerine nasıl yapıldığına dair ufak tüyolar yayınlanırdı.
* Film içinden yüksek kaliteli görseller bu işin şanındandır. Kesinlikle paylaşılmalıdır.
* Her filmin bir de yan ürünleri vardır bunları düzenli bir şekilde insanlara anlatmak için burası kullanılabilir.
* Sosyal medya iletişimini sokağa indirmek de lazım arada filmin ilk haftasında galada basın gösterimde birilerine yanaşıp "fan sayfamız için film hakkında bir yorum yapar mısınız?" sorusunu sormak lazım. Hatta basın gösterimden "liveblogging" yapmak lazım.
Bunlar ilk etapta aklıma gelen konulardır. Zaten bir çok büyük şirket iPad uygulaması çıkartıyor, mikrosite, ıvır zıvır derken fan sayfasına bir çok eklenecek şey oluyor. Sadece eğer şirket o kadar büyük işlere girişmemişse bu yukarıda saydığım şeyler ile fan sayfası güncel ve renkli tutulabilir. Eğer gidip bir Jane Austen uyarlamasının fan sayfasını yapmanız gerekiyorsa onun için başka işler gerekecek elbette :)
Bu yukarıda saydığım her şeyi yapımcı şirket ile dirsek teması gerçekleştirdiğiniz zaman yapabilirsiniz. Eğer yapımcı şirketlerin pazarlama planında sosyal medya yer almıyorsa ne yazık ki yerel dağıtımcıların bu işe girişmesi ve altında başarı ile kalkması çok zor olur.
Fan sayfaları sadece film gösterime girdiğinde değil DVD vesaire yayınlanan kadar bir reklam tanıtım ayağı olarak kullanılabileceği unutulmamalı.
Bu konuda örnek için Geleceğe Dönüş filmini fan sayfası güzel bir örnek olur. Iron Man serisinin de fan sayfası iyidir gözden kaçmasın.
Not: Kolay bir yazı yazdım bugünlük bir iki gündür kolaya kaçıyorum havalar yüzünden herhalde. Aralıkta böyle hava mı olur?
Saygılar
Bu kampanyaların en önemli ayağı fan sayfalarının güncel bilgiler ile dolu olması. Film için yapılan her ilgi çekici ıvır zıvır buralar da paylaşılması gerekli, heyecanı ayakta tutabilmek için. Ben olsam film için hazırlanan fan sayfasına hangi içerikleri koyardım. Yani bir şekilde nasıl bir içerik takvimi oluştururdum. Tabii benim koymak istediğim içeriklere ulaşmamı sağlamak için yapım şirketi ile bu iş için çok sıkı bir çalışma içinde bulunurdum.(Bulunmak gerekli)
* Konu ile ilgili blogları takip edip burada yazan eleştiri, yorum gibi yazıları paylaşırdım.
* Film öncesi oyuncular ile yapılmış röportajları alt yazısı ile birlikte koyardım.
* Film ile ilgili yapılmış popüler oyuncak markaları (Lego gibi) ile ilgili parçalar var ise bunları sürekli paylaşırdım.
* Devianart ve Flickr gibi sitelerde film hakkında yapılmış çalışmaları ön plana çıkartırdım.
* Filmin türüne ait bloglar yazan kişiler ile filmde beklentilerini içeren paylaşımlar yapardım. Röportaj gibi gerçekleştirebilirsek daha güzel olur sanki.
* Sadece oyuncular değil film müzikleri, görsel efekt uzmanları gibi elemanların görüşlerine nasıl yapıldığına dair ufak tüyolar yayınlanırdı.
* Film içinden yüksek kaliteli görseller bu işin şanındandır. Kesinlikle paylaşılmalıdır.
* Her filmin bir de yan ürünleri vardır bunları düzenli bir şekilde insanlara anlatmak için burası kullanılabilir.
* Sosyal medya iletişimini sokağa indirmek de lazım arada filmin ilk haftasında galada basın gösterimde birilerine yanaşıp "fan sayfamız için film hakkında bir yorum yapar mısınız?" sorusunu sormak lazım. Hatta basın gösterimden "liveblogging" yapmak lazım.
Bunlar ilk etapta aklıma gelen konulardır. Zaten bir çok büyük şirket iPad uygulaması çıkartıyor, mikrosite, ıvır zıvır derken fan sayfasına bir çok eklenecek şey oluyor. Sadece eğer şirket o kadar büyük işlere girişmemişse bu yukarıda saydığım şeyler ile fan sayfası güncel ve renkli tutulabilir. Eğer gidip bir Jane Austen uyarlamasının fan sayfasını yapmanız gerekiyorsa onun için başka işler gerekecek elbette :)
Bu yukarıda saydığım her şeyi yapımcı şirket ile dirsek teması gerçekleştirdiğiniz zaman yapabilirsiniz. Eğer yapımcı şirketlerin pazarlama planında sosyal medya yer almıyorsa ne yazık ki yerel dağıtımcıların bu işe girişmesi ve altında başarı ile kalkması çok zor olur.
Fan sayfaları sadece film gösterime girdiğinde değil DVD vesaire yayınlanan kadar bir reklam tanıtım ayağı olarak kullanılabileceği unutulmamalı.
Bu konuda örnek için Geleceğe Dönüş filmini fan sayfası güzel bir örnek olur. Iron Man serisinin de fan sayfası iyidir gözden kaçmasın.
Not: Kolay bir yazı yazdım bugünlük bir iki gündür kolaya kaçıyorum havalar yüzünden herhalde. Aralıkta böyle hava mı olur?
Saygılar
3 Aralık 2010 Cuma
Dayanamayıp düşenler (Amazon ve Tableau)
Wikileaks olayını anlatacak değilim kimseye. Zaten herkes neyin ne olduğunu biliyor. Elbette duruma getirilen eleştiriler var. Onları da yazacak değilim sadece bu işe başlar iken Wikileaks'in yanında olanların ilerleyen günlerde bırakmasına verilecek tepkileri ve bu destekçilerin düştüğü zor duruma, bir göz atacağım. Bu durum destekçileri için ciddi krizlere yol açabilir. Olaylara değinmek lazım diye düşündüm.
İlk düşen Amazon oldu. Amazon Wikileaks'e serverlerı kapattı. Daha sonra Wikileaks Top 3 yazısında da bahsettiğim Tableau Software baskılara dayanamayıp Wikileaks'e sağladığı hizmeti sonlandırdı. Bu durumlar elbette sosyal medyada çok aktif olan Wikileaks takipçilerinin tepkisini çekti. Amazon için boykot kampanyaları başladı bile. Tableau ise yazdığı blog yazısının yorum kısmında ciddi tepkiler çekti. Her iki durumda gelen tepkiler çoğunlukla "bir daha sizin hizmetinizi" kullanmayacağım oldu. İki şirket açısından olaya bakmaya çalışayım.
Amazon bu işin nereye gideceğini ön görmek zorundaydı. Daha önce yayınladıkları ortada iken Wikileaks'in bu işine baştan girmemeyi seçebilirdiler. Herşeyden önce bir markanın kendini siyasi çekişmelerden koruması lazım. Asla taraf olmamalı. Hatta Wikileaks'ın bile bir tarafa çekileceğini düşünmeliydi. Eğer Wikileaks'e taraf olmanın markaya zarar vereceğini düşünüyorsa baştan işe girmeyecekti. Ne yazık ki Wikileaks takipçileri başlarına BP'nin başına örülen çoraptan farksız bir çorabı onlarında kafasına da örecekler. (Ticari olarak değil fakat dijital dünyada markanın adının geçtiği bir çok uygunsuz haber ile karşılaşabiliriz) Şimdi ise Wikileaks karşıtı bir duruma düştüler baştan bu durumu tahmin etmek bu ölçekte bir marka için zor olmamalı
Tableau Software ise Amazon'un yanında mahalle bakkalı seviyesinde bir şirket. Yeni kurulmuş yararlı bir veri işleme ve görselleştime hizmetleri var. Herkese açık ücretsiz bir versiyonu da var bu hizmetin. Şirket ve hizmet daha çok bilimsel araştırmalarda kullanılmak için tasarlanmış. Yani bir şekilde özgür düşüncenin ve Wikileaks takipçilerinin aralarında yoğun olduğu bir kesimin kullanımında. Bu durumdan sıyrılmak için şu an pek bir şey yapıyor görünmüyorlar. Blog yazılarının altında olan yorumlara müdahale etmiyorlar. Keşke yorumlara kapalı bir yazı yazsaydılar en azından. Bu durum onları ciddi yaralayacak. Kolay gelsin demekten başka diyeceğim yok. Keşke direnseydiler bu bana göre onlara ciddi fayda sağlardı. Verilerin gerçeği ortaya çıkarmak için kullanıldığı düşündüğümüz dünyada talihsiz bir hareket.
İki durumda çok yeni olduğu için izleyip neler olduğunu göreceğiz. Sosyal medyada itibar yönetimi için bize başarılı veya başarısız örnekler verecekler mi onu göreceğiz.
Saygılar.
İlk düşen Amazon oldu. Amazon Wikileaks'e serverlerı kapattı. Daha sonra Wikileaks Top 3 yazısında da bahsettiğim Tableau Software baskılara dayanamayıp Wikileaks'e sağladığı hizmeti sonlandırdı. Bu durumlar elbette sosyal medyada çok aktif olan Wikileaks takipçilerinin tepkisini çekti. Amazon için boykot kampanyaları başladı bile. Tableau ise yazdığı blog yazısının yorum kısmında ciddi tepkiler çekti. Her iki durumda gelen tepkiler çoğunlukla "bir daha sizin hizmetinizi" kullanmayacağım oldu. İki şirket açısından olaya bakmaya çalışayım.
Amazon bu işin nereye gideceğini ön görmek zorundaydı. Daha önce yayınladıkları ortada iken Wikileaks'in bu işine baştan girmemeyi seçebilirdiler. Herşeyden önce bir markanın kendini siyasi çekişmelerden koruması lazım. Asla taraf olmamalı. Hatta Wikileaks'ın bile bir tarafa çekileceğini düşünmeliydi. Eğer Wikileaks'e taraf olmanın markaya zarar vereceğini düşünüyorsa baştan işe girmeyecekti. Ne yazık ki Wikileaks takipçileri başlarına BP'nin başına örülen çoraptan farksız bir çorabı onlarında kafasına da örecekler. (Ticari olarak değil fakat dijital dünyada markanın adının geçtiği bir çok uygunsuz haber ile karşılaşabiliriz) Şimdi ise Wikileaks karşıtı bir duruma düştüler baştan bu durumu tahmin etmek bu ölçekte bir marka için zor olmamalı
Tableau Software ise Amazon'un yanında mahalle bakkalı seviyesinde bir şirket. Yeni kurulmuş yararlı bir veri işleme ve görselleştime hizmetleri var. Herkese açık ücretsiz bir versiyonu da var bu hizmetin. Şirket ve hizmet daha çok bilimsel araştırmalarda kullanılmak için tasarlanmış. Yani bir şekilde özgür düşüncenin ve Wikileaks takipçilerinin aralarında yoğun olduğu bir kesimin kullanımında. Bu durumdan sıyrılmak için şu an pek bir şey yapıyor görünmüyorlar. Blog yazılarının altında olan yorumlara müdahale etmiyorlar. Keşke yorumlara kapalı bir yazı yazsaydılar en azından. Bu durum onları ciddi yaralayacak. Kolay gelsin demekten başka diyeceğim yok. Keşke direnseydiler bu bana göre onlara ciddi fayda sağlardı. Verilerin gerçeği ortaya çıkarmak için kullanıldığı düşündüğümüz dünyada talihsiz bir hareket.
İki durumda çok yeni olduğu için izleyip neler olduğunu göreceğiz. Sosyal medyada itibar yönetimi için bize başarılı veya başarısız örnekler verecekler mi onu göreceğiz.
Saygılar.
2 Aralık 2010 Perşembe
Futbol Temalı Facebook Oyunları
Top Eleven adlı oyundan blog için ciddi bir hit kazadığımı görünce biraz daha tribünlere oynamak gerektiğini düşündüm. Facebook üzerinden oynanabilen futbol temalı oyunları kısaca bir listeyeyim dedim. Bu oyunlar Facebook'un büyük pazarı ABD'de fazla tutmadığı için her ay Inside Social Games sitesinin listesinde yer almıyorlar. Bu yüzden benim de pek dikkatimi çekmiyor haliyle. Ben sıkı bir sosyal oyuncu değilim ne yazıktır.
Neyse listemize geçelim bu listelerde olan oyunları bir çoğunuz görmüş olsa bile bir liste de olsa fena olmaz hani. Hatta oyunların bir çoğunu oynamadığım için sıralayayıp bırakacağım öylece.
* FIFA Superstars : Playfish oyunu aylık kullanıcı sayısı 3.6 milyon.
* Winning Goal : The9 adlı Çin merkezli bir şirketin oyunu. Çok fazla kullanıcısı yok 12 bin kişi oynuyor.
* Lionside Football : Lionside adlı San Francisco merkezli bir şirketin oyunu. 360 bin kişi oynuyor.
* Epic Goal : Kabam adlı bir şirketin oyunu.25 bin kişi oynuyor.
* Premier Football : Online Athletes adlı sadece spor oyunları üzerine çalışan bir şirketin oyununu 550 bin kişi oynamakta.
* Bola : 2.8 milyon oyuncusu olan Bola bir Playdom oyunu.
* Soccer Tycoon : 66 bin kişinin oynadığı bir oyun bu. Dynamo Games adlı İskoçya merkezli bir oyun şirketinin ürünü.
* Galacticos Football : Fantasy Moguls adlı Seatle merkezli firmanın işi olan oyunun 233 bin oyuncusu var.
* Footbo City : Turkcell'in yaptığı bu oyunun 130 bin oyuncusu var. Unutmuşum yorumlarla hatırlatan arkadaşa teşekkür ederim.
Benim bildiğim oyunlar bunlar. Bola bu aralar tekrar yükselişe geçti. Göreceli olarak eski bir oyun fakat Playdom oyunun daha fazla oyuncuya ulaşabileceğini düşünüyor olamalı ki tekrar reklam yapıyor. Fakat oyun ile ilgili hile sorunlarının olması biraz kafa karıştırıyormuş. Lionside en yeni oyun listedeki. Hatta bu oyunu Galatasaray resmi Twitter hesabında bile tanıttı.
Saygılar
Bunları paylaşasım var # 49
Bu araştırmanın gözden kaçmaması için burada da paylaşmak istiyorum. Ketchum Pleon adlı PR ajans kendisi FedEx'in ajansı olur. İşte bu ajans 62 büyük şirketin sosyal medya sorumluları ile bir çalışma yapmış.
*Hangi sosyal medya araçlarını kullanıyorsunuz?
*Sosyal medya Kanal mı yoksa bir strateji mi?
*Blogger ilişkilerini nasıl yönlediriyorsunuz?
*Sosyal medya poliçesini nasıl geliştiriyorsunuz?
Yukarıda olan sorulara cevaplar aramışlar. Sosyal medyada bilinen projelerden örnek vererek bu işlerin nasıl ilerlediğine dair ufak ip uçları vermişler.
Araştırmaya WARC blog üzerinden ulaştım isterseniz onların da derlediği bilgileri okumak isterseniz. Warc Blog yazısı burada . Yahu boşver WARC ne dediyse dedi bana araştırma lazım diyorsanız onun için buradan. (Leading Brands and The Modern Social Media Landscape)
Saygılar.
*Hangi sosyal medya araçlarını kullanıyorsunuz?
*Sosyal medya Kanal mı yoksa bir strateji mi?
*Blogger ilişkilerini nasıl yönlediriyorsunuz?
*Sosyal medya poliçesini nasıl geliştiriyorsunuz?
Yukarıda olan sorulara cevaplar aramışlar. Sosyal medyada bilinen projelerden örnek vererek bu işlerin nasıl ilerlediğine dair ufak ip uçları vermişler.
Araştırmaya WARC blog üzerinden ulaştım isterseniz onların da derlediği bilgileri okumak isterseniz. Warc Blog yazısı burada . Yahu boşver WARC ne dediyse dedi bana araştırma lazım diyorsanız onun için buradan. (Leading Brands and The Modern Social Media Landscape)
Saygılar.
1 Aralık 2010 Çarşamba
En çok oyuncusu olan 25 Facebook oyunu (1 Aralık 2010)
Bu ayın birincisi bu seriyi yazmaya başladığımdan beri Farmville. Bir değişiklik yok halen tepeden bu ay yine oyuncu kaybetmişler. Bu ayın listesi ile ilgili bir detay Social Games Inside listesinde "game-like" tabir ettiği oyunlara yer vermeyecekmiş. Bu oyunlar Quizplanet ve Birthday Card oyunları. Geçen ay listede olan bu oyunların bu ay listede olmamalarının nedeni bu yeni sınıflandırma.
Bu ayın büyük kaybeden Mafia Wars diğer büyük kaybedenler Farmville, Texas Hold'em Poker, Cafe World, Treasure Island, Petville (Zynga) Mindjolt Games (Mindjolt) Happy Aquarium (Crowndstar) Bir çok diğer oyunda yine düşmeler var yine bu ay.
Bu ayın büyük kazananı Crime City (Funzio) 3.5 milyon oyuncu kazanmış.Diğer kazananlar Millionaire City, Buble Island, Car Town.
Geçen ay listede olmayıp bu ay listede olan oyunlar ise Mall World ve bu ayın en fazla oyuncu kazanan oyunu olan Crime City. Inside Social Games Mall World oyununu sadece kızlar için bir oyun olarak tanımlıyor. Sanırım ilk kez kızlar için bir oyun yapılıyor. Benim ilk gördüğüm oyun bu. Erkek odaklı oyunlar her zaman yapılır fakat sosyal oyun dünyasında böyle bir oyun olması güzel bir adım.(Eğer daha önce yapılmış olsa bile ben görmedim kusura bakmayın)
Zynga bu listenin yine hakim gücü. İlerleyen günlerde Disney sanırım karakterleri üzerine kurulu oyunlar ile bu dünyaya resmi olarak adım atacak Playdom'u çılgın bir fiyata satın almasından sonra pek bir hareket göremedik aslında. İlk 25 listesinde sadece 2 oyunu olması da bunu kanıtlıyor. Eğer karakter temalı oyunlar gelirse Zynga'nın ilk on hakimiyeti kırılabilir. Fakat Disney oyunlarını hedef kitlesi(Bu benim tahmin ettiğim hedef kitle yoksa Kayıp Balık Nemo'yu sevmeyen mi var?) Z jenerasyonunu göre ayarlaması lazım sosyalleşme yerine tek başına ilerleyebilen oyunlar lazım. Daha doğrusu sosyal medya içinde sosyalleşmeye zorlamamalı kimseyi.(Z jenerasyonu için en çok söylenen özelliklerden biri bireysellikleri wiki maddesini vereyim) Neyse burada durayım haddimi aşmayayım.
Neyse listenin sahibinin Inside Social Games olduğunu hatırlatıp yazıyı bitireyim.
Not : ArcadeMonk adlı yerli oyun firması, Kebap Dünyası adında bir oyun başlatmış . Beta davetiyeleri varmış Webrazzi'nin şu yazısında meraklısına duyurulur. Yapımcı şirkete başarılar bu listede görmek dileğiyle iyi şanslar.
Saygılar.
Mayormatik : Banka ve Foursquare
Memlekette Foursquare kampanyası yapılmamasının sanırım bir numaralı nedeni halen kullanıcı sayılarının istenilen sayılara ulaşamamış olması. Mekanlar yavaş yavaş bu işe el atmıştı Salon İKSV ve Kafe Pi'nin bu konuda kampanyaları devam etmekte.("Bir süredir devam ediyor" doğru olmadı sanki idare ediniz :-)
Şimdi ise bir banka Foursquare kampanyası yapıyor. Basit bir kurgusu var(Görsele bakınız). Bin takla atmadan oyuna dahil olabiliyorsunuz. Garanti Paramatiklere check-in olup mayorluğu kazanan kişilere iPod hediye ediyormuş. Şimdi önemli bir bilgiyi vereyim. Sadece 12 paramatik için geçerli. Yani Garanti Bankası'nın karşısında oturan çocuk eğer o 12 paramatiğe yakın değilsen öyle oturduğun yerden check-in yemezler :-) (Her şubede geçerli sandım başta "Ulen ne güzel dedi bizim burada kimse kullanmıyor Foursquare, alırım iPod'u" hadi neyse :-) Şimdi bir sürü kişi ben gider fake check-in yaparım olur ne olacak kim anlayacak? İşi düzenleyen ajans duyduğum kadarıyla Foursquare'dan gerekli yetkileri almış. Neyse fake check-in yapan olur veya olmaz pek sorun değil. Bir şekilde halledilir. Bu arada mekanların yöneticileri fake check-in sonucunda mayor olanları oyun dışı bırakabiliyormuş*. Yani gerçekten "bir şekilde" hallediliyor.(Oyun dışı işte hasta etmeyin adamı)
Şimdi bir çok kişinin kafasında "Bankanın Foursquare ile ne işi var?" sorusu mevcuttur. Açıkçası benim aklıma şuradan yola çıkarak bir bağlantı geldi.
Bankalar arasında şöyle bir rekabet var gibi görünüyor yıllardır. İlk bankamatik, ilk kredi kartı, ilk taksitli kart, ilk internet şubesi, ilk iPhone uygulaması gibi gibi (Bu durumun aslında daha derin anlamları bile olabilir diye düşünmüyor değilim bazen). Bankalar bir şeylerin "ilki" olmak istiyor hep. İlk olmanın getirdiği "yenilikçi banka, geleceğin bankası" imajını perçinlemek istiyor hepsi. Evet şu an Garanti Bankası yenilikçi banka imajını biraz daha parlattı çünkü "ilk kez Foursquare kampanyası yapan banka" oldu kendisi. Foursquare kampanyası yaptı, kimse yapmadan. Seneye her hangi bir sektörden bir marka gelip "biraz" benzeri bir kampanya yapıyor olduğu zaman bile "bak Garanti'nin kampanyası gibi" diyecek insanlar(Biliyorum Foursquare kampanyalarının hepsi birbirine benziyor zaten, ilk olmanın avantajı işte). Biraz düşünün neler olduğunu, geçmişte ufak benzerliklerin "çalıntı" iddiası ilan yerle bir edildiğini hatırlayın. Bu iş varsın çok da başarılı olmasın, varsın fake check-inler yüzünden karışıklıklar çıksın, bir banka elini taşın altına sokup bir Foursquare kampanyası düzenledi ya iş odur. Her işte olduğu gibi burada da karışıklık çıkabilir elbette, düzenleyenler bunlara karşılık bir şeyler ayarlamıştır.*
Bir de bu durumun ikincil etkileri var elbette. Bankanın adının sosyal medyada geçmesi gibi mesela. Aynen burada yazdığım gibi. Eğer Garanti bir Facebook oyunu çıkartmış olsaydı büyük ihtimal banka hakkında bir şey yazmazdım.Yani Facebook oyunu çıkartmak sosyal medya stratejisi kurgularken önemli ayaklardan biri oldu fakat Foursquare'ı kullanmak bir çok mekan için bile zorken, bir bankanın bunu kurgulayıp, göz önüne çıkarması cesaret ister. Biraz romantik görünse de yazdıklarım halen Facebook hesabı açmamış olan bir çok markanın olması bu yazdıklarımı çok da romantik olmadığını gösterebilir aslında. ("Ulen ne olmuş Foursquare hesabı açmışlar yapmışlar" diye düşünmeyin, ciddi mesai harcanacak gibi görünüyor fake check-inler yüzünden)
Not 1 : Muhtemelen biraz abartmışsın diyeceksiniz ama seneye en çok vakit geçirdiğiniz kafenin mayoru bir başkası olup ufak hediyeleri aldığı zaman üzülmeyin :-)
Not 2: Kesin birileri bu yazıyı görüp "yahu adamlar bankacılık işlerini adam akıllı yapmıyor sen burada Foursquare diyorsun" derse saygı duyarım. Ben orasını bilmem sosyal medya yazarım ben :-)
Not 3 : Bir hata yapmışım yahu Foursquare'da takma ad yok var gibi yazmışım :) Neyse düzelttim.
Saygılar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


