16 Ekim 2010 Cumartesi

El yazısı iyidir

Opera Türkiye ekibi bir yarışma düzenlemiş aslında bir yarışma değil de çekiliş düzenlemiş. Bu çekilişte ben de bir şeyler kazanmışım. Dağıtılan ödüller yukarıda linkte yazılı ne kazandığım hiç önemli değil aslında. Ufak güzel bir şey vardı hediyeler arasında onu anlatacağım. Hatta bahsettiğim şey paketin içinde kalmış akşam buldum az daha çöpe gidecekti.

10 ay önce "Yeni yıl kararnamesi"  adlı bir yazı yazmıştım. Orada maddeler halinde yeni yılda neler yapacağım diye sıralamıştım. Orada yazan maddelerden birisi de şuydu;

*Opera tarayıcıyı desteklemeyen internet siteleriyle işim olmayacak. Hele ki bu internet sitesi "reklamcıyız, tasarımcıyız" ayağına yatıyorsa.  

Zaten sıkı bir Opera kullanıcısına böyle bir hediye denk gelmesi, hele ki hiç aklımda yokken böyle bir hediye gelmesi çok hoş oldu.

Sanki hediye almışım da bu yazıyı yazmışım gibi anlaşılmasın(Öyle bir şey yapanlar var mıdır bilmiyorum zaten). Asıl değinmek istediğim şey. Hediyeler içinden çıkan bir kart. El yazısı ile adıma yazılmış bir kart. Teşekkür ediliyordu. Belli ki zaman harcanmıştı bunun hazırlamak için. Kazanan herkese gönderilmiş bu el yazısı kartları. Aslında Twitter'dan ve Opera Türkiye'de konu altında bir kaç kez teşekkür etmiş olmama rağmen buraya yazmamın nedeni bu el yazısı ile gönderilmiş kartlar oldu.

İster çok abartıyorsun deyin, isterseniz yalakalık yapıyor deyin, ister ödülleri aldın böyle konuşuyorsun deyin siz bilirsiniz. Bu yazıyı yazmamın tek nedeni kartın üstünde olan el yazısı ile yazılmış nottur. Herkese ödül gönderilir ama samimiyeti paketleyemezsiniz. El yazısı notu bu samimiyeti ve yapılan işte olan özeni bana hissettirdi tekrar teşekkür ederim.

Not: Kargocularla ufak bir sorun yaşandı. Opera Türkiye'nin kargo firması ile konuşma ve cevap alma durumuna göre bu konuda bir şeyler yazabilirim bir kaç gün sonra.

Not: Şu yazıyı yazarken neler geldi aklıma, şimdi birileri çıkacak ödül çıktığı için yazdın diyecek bu derken özensiz bir tarz kullanacak ve ben de o kişiler ters cevap vereceğim falanda filanda. "Sosyal medyada itibar yönetimi" işine fazla kafayı taktım sanırım :)
 
Not: Eski yazıda olan imla hataların ve burada olanlar için özür dilerim.

Saygılar.

 

15 Ekim 2010 Cuma

Sosyal Medya Parodi Sever

Parodi işi aslında bizim çok aşina olduğumuz bir komedi türü. Yıllarca Olacak O Kadar ile bu tür mizah ile güldük. Son zamanlarda ise Yavuz Seçkin'in taklitleri ile parodi tipi mizah tvde yer buluyor.

Yurtdışında ise her şeyin parodisi yapılmakta ve çok fazla izlenmekte. Müzik videolarından, siyasi videolara hatta porno parodilere. Daha bu gün iki tanesi ile karşılaşınca biraz sosyal medyanın nelere güldüğü anlamaya çalışmak amaçlı örnekleri derledim son zamanlarda. Biz de mizahi yeteneği olan kişi sanırım fazla olmadığı için internet tvlerinden fazla parodilere veya komedi unsuru içeren programlara rastlayamıyoruz. Zaten yeteneği olan hemen tvye kaçıyor internet tvleri bir gelir kapısı olmadığı için haklılar bu konuda.

İlk  olarak Katy Perry'in Susam Sokağına katıldığı programın aşırı dekolte(!) yüzünden sansürlenmesi üzerine yapılan Muppet Orgy mi desem ne desem bilemediğim Teenage Dream şarkısını parodisi (College Humor tabii kim olacak başka tamam Funny Or Die'da olabilir kızmayın)




 Bir kaç ay önce sosyal medyayı kasıp kavuran Old Spice Guy'ın bu sefer Susam Sokağı tarafından yapılmış parodisi. Sesame Street: Smell Like A Monster ("Canavar gibi kok" mesaj güzel :)



 Son olarak ise Bang Bus ya da Bang Bros olarak bilinen porno film yapım şirketinin Helpful Bus adlı versiyonu. Eski olsa da komik bir video olduğunu söyleyebilirim. Açılışta Bree Olson'a dikkat.(Ya işte ben böyle saçma salak şeylere gülüyorum artizleşmeyin şimdi orada İngiliz komedilerine gülüyorsunuz diye :)





Parodi denilince iJustine anmak olmaz onun videolarına da şuradan ulaşabilirsiniz. Neyse işte el oğlu buna gülüyor işte. Anlaşılan internet tvsi işini ciddiye almak gerekiyor. Bu videolara bakıldığı zaman bir de son zamanlarda Funny or Die 'ın yükselişi göz önüne alınırsa bizim 40 fırın ekmek yememiz gerekir.(Ne biçim bloggersın böyle klişe cümle mi kurulur?)

Not. Girişte yazdığım gerzek yazılara takılmayın videolara bakın işte.

Saygılar.

14 Ekim 2010 Perşembe

Search More Social



Bing Facebook işbirliği daha nasıl anlatılabilirdi bilmiyorum. Evet bu yeni sistem ile aramalarımız daha sosyal hale gelecek. Şimdi soracaksınız sosyal hale gelecek ne demek? Bing kullanılarak yaptığımız her arama Facebook hesabımız dolayısıyla arkadaşlarımız ile etkileşime girecek. Yani eğer Matrix filmini Bing ile aradığımız zaman, Matrix filmini beğenen arkadaşlarımız arama listesinde görünecek. Hatta hangi konuda arama yaparsak yapalım, bu konu hakkında arkadaşlarımız etkileşime girmiş ise arama ekranında karşımıza gelecek.

Aynı zamanda bu yeni sistem ile Facebook arama opsiyonunu Bing üzerinden kullanmamıza olanak sağlayacak. Zaten yukarıya ekleyeceğim videoda herşey sade bir şekilde anlatılmış.

Peki bu sosyal arama motoru ne sağlar bize?

Bing'in videoda da bize sorgulatmayı düşündüğü şey "güven" . Arkadaşlarına mı yoksa Arama Motoruna mı? güvenirsin(Burada Google tanrısının tekerine çomak sokmaya çalışıyor anlaşılan :). Sosyal arama bu şekilde bize Seo hileleriyle saçma sayfalara yollanmasını önleyebilir en basit olarak.

Her ne kadar "Facebook Fan Page Browser" ile ortak zevkleri paylaştığımız arkadaşları görüyor olsak da bu yeni sistem ile uzun incelemelerden kurtulup o an aklımıza gelen bir konu kimin ilgi alanına giriyor öğrenebiliriz. Bu arama yöntemi ile daha sosyal olabiliriz. İnternetten öğrenmek yerine seven birilerinden merak ettiğimiz kişiler hakkında bilgi alabiliriz. Arama motorunun sosyalleşmeye katkısı.

Facebook için iyi olan tarafı ise bana göre biraz kullanımı zor olan, kendi arama çubuğunun daha düzenli hale gelmesidir kesinlikle. Çoğu zaman olmadık yerlere yollayan bu arama zaafından kurtulmuş olur. Bing için iyi olan tarafı ise benim gibi sosyal medyada çok fazla vakit geçiren kişiler için iyi bir yeni arama araç olarak konumlanmış olması olabilir. Bu özellik daha entegre olmadan bile Bing'i el altında bulundurma konusunda uyarmış oldu. Hatta ilk Bing etiketli yazımı yazmış oldum.

Bing Facebook işbirliği daha ne gibi güzellikler getirecek bakalım?

Saygılar.

The Old Adventures of New Twitter

Uzun bir yazı yazdım 2 gün bir şey yazamadım bu tarz yazılar yazmayacağım bir daha. Bugün daha yüzeysel takılıp geçeceğim. Yeni Twitter hakkında yazacağım(Eh artık zamanı geldi değil mi hatta sanki biraz geç oldu). Zaten herkes yeni Twitter geçmiş artık. Gözüme takılanları yazacağım.

*Mention bildirim: Size gelen mentionları, mention kısmına tıkladığınız zaman yeni gelmiş göstermesi iyi olmuş. İster 3 saat önce gelmiş olsun isterseniz 1 saniye önce. Gözden kaçırmak imkansıza yakın olmuş.

* Follower ve Following listelerinin göz önünde olması iyi olmuş. Kullanışlı el altında.

*Mesajların yerine biraz aceleye gelmiş sanki. Son anda "abi mesajları koymayı unuttuk nereye koyalım?" sorusunun cevabı gibi.

* Milletin uğraşıp adam ettiği backgroundlar için yer kalmamış. İyi olmuş bazen felaket backbrounlarla karşılaşıyorduk. Kötü olmuş uğraşılı adam edilenler yeni düzen ile dağılmışlar.

*Profil sayfaları müthiş sade olmuş. Tamda Twitter tasarım mantığına uygun şekilde. (bu mantık ne derseniz pis küfür ederim :))

*Trending Topics'in en yeni halini görmek için her seferinde yenileme yapmamamız iyi olmuş. bazen bizim diziler giriyor trend oluyor kaçırıyorum :)

* Benden bir yavaşlık olduğunu düşünüyordum fakat bir sürü kullanıcıdan bu sorunu daha duyunca bir eksi değer olarak yeni Twitter hanesi yazmış bulundum.

*Mavi kuşumuz biraz şekil değiştirmiş çok fazla rahatsız edici olmamış başlarda alışamıyoruz ama artık alıştık.

*Favorites kısımı ön plana çıkartılmış. Hiç kullanmadığım bir özellikti başka birşey planlıyor olabilir Twitter yönetimi bu kısmı ön plana çıkartarak. Ne çıkacak bekliyoruz.

Böylelikle her bloggerın yazdığı ve benim ısrarla kaçtığım "yeni Twitter" yazımı burada sonlandırıyorum. Neyse bari bir şey yazmaya üşendiğim günde kolaya kaçtığım bir yazı yazmış oldum.

Açıkçası "abi bu süper olmuş tam aradığım değişikliği yapmış adamlar" dediğimi bir değşiklik bulamadım. Tamam bazı şeyler el altında güzel ama eksi yönler ile bu karşılaşınca pek bir etki olmuyor. Eski tas eski hamam desek bile olurmuş. Başlığa niye kastım böyle bir başlık attım bilmiyorum.

Saygılar.

12 Ekim 2010 Salı

Patron şirket için bir blog yapalım!



 Tabii bu "blog açalım" diyalogu böyle gelişmemiştir. Şirketler son zamanlarda blog açmaya başladılar güzel ülkemde. Bana göre her şirketin bir blogu olmalı. En azından şeffaflık için için iyi bir araç olabilir bloglar. Bir çok müşterisi ile çevrim içi diyaloga girmeye çekinen şirket bu işleri blog üzerinden başlatsa benim mantığıma göre daha verimli olur. Neyse bu asıl konu değil değinmek istediğim bir kurumsal blog için içerik oluşturmak nasıl olmalı? sorusuna cevap aramak. Burada amaç akıl vermek değil her zaman olduğu gibi bir şeyler öğrenmek. Bu öğrendiğim şeyleri sizin denetiminize sunmak. Eleştiriniz  bunu bekliyorum.

Bir bloga başlarken (herhangi bir blog türü için geçerli) içeriği oluşturmak için kafanızda bir takvim oluşur. Kişisel blog sahipleri daha iyi bilir bazı günler yazmak istemezsiniz o günlerde kullanılacak hazır bir içeriğiniz her zaman olur bir video bir şarkı veya bir hikaye ya da benim yaptığım gibi diğer büyük bloglardan alıntı yapmak gibi.

Ama şirket bloglarında "bugün sıkıldım yazmayım" olmamalı bana göre. Bu yüzden şirket bloglarının ciddi bir içerik takvimine veya şemasına artık ne derseniz ona ihtiyacı var.(bazen doğru kelimeyi seçmek çok zor oluyor:)) Burada yazım dilinden çok üretilen içeriğin tipi üzerine konuşmaya çalışacağım. Yazım dilinde olan samimiyet ayarı sosyal medya stratejisi başlar iken belirlenmeli. Burada dil ve blog için alan adlarına kadar herşey belirlenmiş ve içerik takvimi oluşturmaya başlandığı zaman hakkında yazıyorum.

Bir şirket blogu hele bir de şirket global bir şirket ise ayda 1 içerik girerek bu işi yürütmemeli. Kısaca blogun hakkını vermeli. Her gün yazmak çok zor olmamalı fakat haftada 4 ila 5 yazı yeterli olabilir. İçerik takvimi oluşturulurken 15 veya 30 günlük oluşturulmalı. Eğer sadece blog yazan bir kişiyi kullanacaksanız 15 gün bile uzun bir süre olabilir fakat şirket yöneticileri veya diğer uzmanlardan yazı gelecekse yazacak kişiler en az 1 hafta önceden haber verilmeli(Sonuçta blogla uğraşacak zamanı olmaz herkesin). Bu yüzden 15 veya 30 günlük bir plan yapmak ideal bir zamanlamadır. 15 veya 30 günde 10 yazı yazılacağını varsayıyorum ve içerik takvimini oluşturmaya başlıyorum.

1. Gün : Üst düzey yöneticiden bulunduğu sektör için tavsiyeler içeren bir yazı: Teknoloji sektöründe ise geleceğe dair tavsiyeler şu an olan teknolojiler şirketin planları hakkında ufak tüyolar.

2. Gün: Bulunduğunuz sektöre dair teknik elemanlarınızdan kullandığınız teknolojilere dair bir yazı dizi başlangıcı: Üretim teknolojileri programlama turizm inşaat herhangi bir konu hakkında teknik yazılar. Nasıl başlanır neler önemlidir?

3. Gün : Global bir şirketseniz eğer sponsorluk olayı girmişsinizdir sponsor olduğunuz kurumlardan haberlere yer veriniz.

4. Gün: Desteklediğiniz sosyal sorumluluk projelerini de anlatmalısınız. Kan bağışı sigara karşıtlığı gibi konulara sürekli değinmelisiniz. Eğer sadece sizin kurduğunuz bir proje ise onu burada sürekli anlatmanız yanlış anlaşılabilir onu başka bir blog ile anlatıp orada devam etmeniz daha iyi olur.(Hatta herkesin yardım etmesi gereken bu tarz olaylara yer vermek sizi bir anda şovmen olarak nitelendirilmenize sebep olabilir dikkatli olunuz. Burada önemli olan blogtan sorumlu kişileri anlatım dili. Şov yapar gibi anlatmamak lazım . Sağ elinizin verdiğini sol eliniz görmesin der eskiler)

5. Gün : Şirket içi sosyal aktivitelere yer verin. Şirket içi iletişimi için önemli bir adım olacak. Takım olamaya giderek bir adım daha atmış olacaksınız.

6. Gün : Kurumsal müşterilerinize yer verin. Onlardan sizin hakkında ne düşündüklerini yazmalarını veya sizin yaptığınız işlerin ne gibi yararlar sağladığını anlatmalarını sağlayınız. (Don Draper der ; Bana geldiğim yerde kendimi anlatmamın kabalık olduğu öğretilmişti. Sezon 4 Bölüm 1 Ad Age muhabirinin sorusuna verdiği cevap)

7. Gün : Sokağa çıkın müşterilerinizi konuşturun.

8. Gün : Eski çalışanlarınızdan birisiyle bir videoblog. Oturun ve bunca sene burada neden çalıştığını sorun en kötü ihtimal 5 dakikalık bir videonuz olacak. Daha uzunu sosyal medya insanı için çok uzun. (Tabii benim burada yazdığım gibi yazmayın)

9. Gün : Yine teknik bir konu hakkında teknik bir makale yazmalarını isteyiniz. Bunu ilk hafta olduğunu varsaydığım için yine bir konu bu sefer pazarlamaya giriş hakkında bir makale yazabilirler.

10. Gün : Sıkça sorulan sorulara cevap yayınlayın. Elbette şirketinizin web sitesinde böyle bir bölüm var fakat bu sefer sosyal ağlardan gelen soruları cevaplayınız.  

*** Her yeni çıkacak ürününüz hakkında da bir yazı da yazabilirsiniz ya da ayda 2 yazı ile gelecek ürünlerin müjdeleyebilirsiniz bu size kalmış. Bu blog sizin ve amaç işinizi daha iyi anlatmak ise neden olmasın? Yazılacak her konu yine de size kalmış.

Son olarak her sektöre göre bu içerik düzenleme işi farklılaşabilir ve geliştirilebilir. Bana kalsa her gün için ayrı içerik geliştirmemiz gereklidir derim. Şirket göre bu her gün günde 2, 3 veya 4'e dahi çıkabilir. Burada bir blogger ile anlaşmanız size avantaj kazandırır. Her yazıyı düzenlemede ve kategorize etme işlerinde size epey yardımcı olabilir. Zaten bu takvimi de bir bloggerın hazırlaması lazım değil mi? Doğru bloggerı seçerse şirket süper yararlı bir blog ortaya çıkar ya da bloggerı kendi içinden çıkartabilir Marriot'un yaptığı gibi Ceo'ya blog yazdırırsınız. Belki Dell veya Intel gibi zaten sosyal medya içli dışlı olan bir markasınızdır.

Çok uzun yazdım yahu ben bile ikinciye okurken üşendim kusura bakmayınız.

Saygılar.

10 Ekim 2010 Pazar

Bunları paylaşasım var # 42

Bu gün paylaşmak istediğim yazının konusu sosyal medya aracılığıyla kariyerinizi nasıl başlatırsınız? Yazının linki  5 Steps to Start your Career in Social Media [Guide] (Shout Me Loud).  Yazının çok ağdalı bir İngilizcesi olmadığından dolayı benim gibi düşük dil becerisine sahip kişiler için bile anlaşılabilir bir durumda.

Kısaca yazıya değineyim. Yazının başlığından da(5 adımda sosyal medyada kariyerini başlat yazının) anlaşılacağı gibi sosyal medyada kariyer kurgularken dikkat edilmesi gerek 5 adıma yer verilmiş. Başlıklarda sorduğu sorulara cevaplar vermiş ve çözüm yolları önermiş. Bu yazı aslında buradan benim yapmaya çalıştığım şeylerin güzelce toparlanmış hali. Burada sürekli sosyal medyada itibarınıza dikkat edin bir gün önünüze çıkar minvalinde yazdığım yazıları "kariyer kurgularken" yapılacaklar olarak vermişler. Yazının 5 başlık ile 5 soruya cevap vermiş yol göstermiş. Başlıklar şöyle ;

1) Are you super active on Social media? (Sosyal medyada süper aktif misin?)

2) How many people are following you? (Kaç tane takipçin var?)

3) Are you a trend setter or part of a trend? (Trend oluşturan mısın yoksa trenlerin bir parçası mısın?)

4) Do you have your personal brand? (Kişisel bir markan var mı?)

5) Do you Blog? (Blogun var mı?)

Yukarıda sorduğu sorulara cevap vermiş hatta nasıl yapılacağını anlatmış. Bu yazıdan aslında bir blog yazısı nasıl olur onun örneğini de alabiliriz. Sorun ortaya konmuş, cevaplar verilmiş ve bu cevaplara nasıl ulaşılacağı anlatılmış.  Benim dahi bazen sadece sorunu ortaya koyarak yazdığım yazılar oluyor. Bu yazıa bakarak bir sorun varsa nasıl çözüleceğini de yazmamız gerektiği anlıyoruz.

Yazının linki tekrar 5 Steps to Start your Career in Social Media [Guide] 

Saygılar.

9 Ekim 2010 Cumartesi

En güçlü 100 Kadın


 Forbes her sene olduğu gibi bu senede Dünyanın en güçlü 100 kadını listesini yayınladı. Michelle Obama'nın bir numara olduğu listede Twitter kullanım durumlarına bakacağım. Kimler kullanıyor kimler kullanmıyor not düşeceğim.

1 - Michelle Obama : Abd "First Lady"si  Şahsi hesabı yok bir şey soracaksanız Başkan Obama burada.

2- Irene Rosenfeld : Kraft şirketinin CEO başkan her bir şeyi: Ne yazık ki onun da bir Twitter hesabı yok fakat Kraft şirketinin bir çok markası Twitter hesabına sahip.

3- Oprah Winfrey : Abd'nin biricik talk şov kadını. Bizim Doktor Öz'ün patronu. Oprah Winfrey Twitter hesabı burada. 

4- Angela Merkel : Almanya başbakanı. Politikacı olarak bunu kullanmasını beklerdim.

5- Hillary Clinton :  Abd dış işleri bakanı. Neden bir Twitter hesabı açmadığını anlayamadığım bir kişi daha.

6- Indra Nooyi  : Şahsi hesabı olmasa da yönetiminde bulunduğu Pepsi sosyal medyaya en büyük yatırımları yapan kuruluşlardan bir. Örn : The Pepsi Refresh Project 

7- Lady Gaga : Lady Gaga işte wiki linkine gerek yok Twitter hesabı ise burada  (Ben kendisi takip etmiyormuşum yahu neyse fazla bir şey yazmıyor)

8- Gail Kelly : Güney Afrika doğumlu bir iş kadını. Avustralya'nın büyük şirketlerinden Westpac CEO'su. Ne yazıktır böylesine ilham verici insanların Twitter hesabı yok.

9- Beyonce Knowles : Şarkıcı bu arkadaşında Twitter hesabı yok. (Aslında adına açılmış bir hesap var ve 800 bin kişi tarafından takip ediliyor ama kendisi bir tweet bile yazmamış.)

10- Ellen Degeneres : Amerikalı talk şov sunucusu. Bizde de yayınlanıyor programı. Twitter hesabı burada. 

11- Nancy Pelosi : Abd Temsilciler meclisi başkanı. Ermeni Tasarısı ve Jay Leno kendisi hakkında sıkça espri yapması nedeniyle benim kulağımda yer etmişliği vardır. Twitter hesabı şurada (Daha çok sözcüsü olarak kullanılıyor şahsi hesap değil)

12- Angela Braly : Wellpoint adlı sigorta şirketinin CEO'su. Hesabı yok ne yazık ki.

13 - Janet Napolitano : Abd iç güvenlik bakanı. Twitter hesabı yok. Siyasetçiler için bir nimet olmasına rağmen Abdli siyasetçiler arasında bir tek Obama'nın hesabı olması ilginç tabii olarak

14 -  Cynthia Carroll : Anglo American adlı madencilik şirektini CEO'su. Twitter hesabı yok.

15 -  Sheila Bair : Abd'de bizdeki BDDK'ya benzer olan Federal Deposit Insurance Corporation başkanı. Twitter hesabı ayıracak vakti bulacağını sanmıyorum. Abd'de batan banka sayısı 20 den fazla sanırım.

16- Sarah Palin : Abdli siyasetçi. Obama'nın başkan seçildiği seçimlerin mağlubu da diyebiliriz. Bol gafları ile hatırlıyoruz kendini. Twitter hesabı burada.

17- Mary Schapiro : Sec başkanı. Ne derseniz ekşi sözlüğe alayım sizi.   İşin doğası gereği Twitter kullanmasa da olabilir.(Ekşi sözlüğe bakabilirsiniz)

18- Ellen Kullman : Dupont CEO'su. Dupont herşeyi yapan bir şirket bunu yapıyor şunu yapıyor demeyeceğim size. Yine etkili bir insan yine Twitter'ı yok.

19- Sonia Sotomayor : Abd Yüksek Mahkeme yargıcı. Adına açılmış bir hesap var ama doğruluğuna emin olamadım. Bu yüzden yanlış yönlendirmek istemem kimseyi. Bu arada ilk latin kökenli yargıç olduğu için geçens ene epey gündem olmuştu kendisi.

20- Ursula Burns : Xerox CEO'su. Twitter hesabının olmamasına en şaşırdığı kişilerden birisi.

Bu yazı aslında bize pek bir şey katmasa da kendim için iyi oldu. Yarım yamalak hatırladığım şeyleri kafamda netleştirdim. Biraz bencilce kendim için bir yazı yazmış oldum.

Genel olarak bazı sektörlerin öncü isimleri sosyal medyada var olmayı tercih ediyorlar. Özellikle hayran mantığı ile ilerleyen sektörlerde (Eğlence ve Siyaset).  İş kadınlarının arası Twitter ile pek yok hatta bu listede olan hiç bir iş kadının Twitter hesabı olmaması ilginç.  

Saygılar.

Facebook Sayfası