9 Eylül 2010 Perşembe

Bunları paylaşasım var # 39

How StuffWorks sitesi kaba çevirisiyle "Sosyal ağlarda paylaşmazsak iyi olacak 10 şey" diye bir liste hazırlamış.(Top 10 Things You Should Not Share on Social Networks).

Bu liste herkesin bildiği şeylerden oluşsa da bir çırpıda bir çok kişinin sayamayacağı şeylerden oluşuyor. Listede "kredi kartı bilgilerinizi paylaşmayın" gibi temel uyarılarla beraber bir çok kişinin gözden kaçırıp ortalığa döktüğü "kişisel tartışmalar" ve "sosyal planlar" hakkında da uyarı yapıyor.

Örneğin "Çocuklarınızın fotolarını paylaşmayın" dediği bir noktada da var. Bunun nedeni tabii olarak nazar değmesi değil diğer paylaştığınız bilgilerle birleştirip size zarar vermesi muhtemel kişilere bir fayda sağlamamak.(Burada Amerikalı şüpheciliği de var sanki). Tabii ne olur ne olmaz bir nazar boncuğu bulundurun :)

Linki tekrar verip kısa kesiyorum  Top 10 Things You Should Not Share on Social Networks

İyi Bayramlar.

Saygılar.

8 Eylül 2010 Çarşamba

Festival Sosyal Medyası (Altın Portakal)


Altın Portakal Film Festivali bu sene 4-19 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. Geçen sene olduğu gibi yine bu sene yine sosyal medyada varlar. Çok mantıklı bir şey olmaları gerekli zaten. Twitter ve Facebook hesaplarını açmışlar. Bir çok kurumun yapamadığı gibi festival resmi sitesine koymuşlar. Bunlar güzel hamleler. Bir iki şey gözüme çarptı onları azıcık eleştireceğim. Eğer hatalı bir şey yazarsam hemen buradan ulaşıp düzeltmemi sağlayınız.

Bu sene için Garanti Caz Festivali yapıldı burada yazdım. Çok başarılı bir sosyal medya iletişim stratejisi kurgulamışlar ve gerçekleştirmişlerdi. Resmi blogger üzerinde ilerleyen iş bana göre çok başarılıydı. Bu festivali de Caz Yeşili ile ilgili yazdığım yazıda olduğu gibi 5 madde üzerinden incelemeye çalışacağım.

1-Facebook etkinlik sayfasını kusursuza yakın düzenle!

Ne yazık ki burada bir ufak şeyi gözden kaçırmışlar. Bu sayfa bir etkinlik için açılmış ve ilk etapta insanların etkinliğinin tarihini öğrenmek için bakacakları yerde yanib Bilgiler sekmesinde festivalin gerçekleşme tarihi yazmıyor. Sayfa moderasyonu iyi gözüküyor ilk etapta fakat keşke "Festival Günlüğü" adında bir blog açıp sayfayı onunla bağlasalardı. Yeni açılan bu sayfa ilerleyen günlerde düzenlenecektir elbette.

2- Twitter'da hashtag kullan! 

Zaten festivalin adı zaten çok güzel bir hashtag #altınportakal daha iyisi bulunamazdı ve Twitter'da şimdiye kadar sıklıkla kullanmışlar. Hashtaglar aynı düşüncede olan insanları bir araya getirme ve onları bu konu hakkında konuşmaya iten unsurlardandır(Bana göre :)

3- İletişimi koparma! 

Festival daha başlamadıysa da kendileri hakkında konuşulan tweetleri rt etmekten imtina etmedikleri ile hesabın sahipsiz olmadığını fark ediyoruz. Muhtemelen buradan sorulan bir çok soruya cevap vereceklerdir. Yavaş yavaş tvlerde haberler döndükçe burası da hareketlenecek.

4- Blog ilişkileri 101

Bu konu aslında festival başlanıldığında yazılması gerekli ama keşke bir blogger bulsalardı da festivalin içinde olan herşeyi ön hazırlıklarında festival gününe kadar herşeyi yazsaydı. Diğer bloglar ile olacak iletişimi yakın zamanda göreceğiz zaten sinema blogcular festival hakkında konuştukça kurulacak ilişkileri anlamlandırcağız.

5- Güncelle! 

Bu işi iyi yaptıklarını gözlemleyebiliyoruz çeşitli yan ödüller hakkında verilen bilgiler sık sık önümüze düşüyor. Şöyle farklı haberler ile "Sinema dünyasının uzun yıllardır peşinde olduğu ve artık hiçbir kopyasının var olmadığına inandığı ‘Beyond The Rocks #altinportakal da" güncelliği koruyorlar.

Son söz: Festival başlayıp üzerinde olan baskılar arttıkça organizasyonun sosyal medya ayağında olan gelişmeleri yakında takip edeceğim. Bir de niye 47 sayısını oraya iliştirdiniz anlamadım yahu. Örnek olarak bir şeyler yazmak gerekirse Emmy ödüllerinin ismi Primetime Emmy diye. Keşke o sayı orada olmasaydı. Sosyal medya hesaplarını resmi siteden bildirmeleri başarılı ve günü yakalama çabaları takdire şayan.

Saygılar.

7 Eylül 2010 Salı

Yeni Medya Düzeni Konferansı



DYG(Doğan Yayın Grubu) çok güzel bir konferansın temeli atmış bu sene devamı gelecekmiş sanırım. Dün tvde reklamını görünce sitesine(Yeni Medya Düzeni) girip bir bakayım dedim kimler geliyor. Çok sıkı konuşmacılar var konferansta. Benim jenerasyonunun en sevdiği kişilerden Seth Godin,  uzun kuyruk yaklaşımı ile pazarlamacıları ufuklarını genişleten adam aynı zamanda Wired dergisi editörü Chris Anderson (Wired) gibi aynı zamanda çok iyi konuşmacılar olan kişiler var. Diğer katılanlar için yukarıdan sitede olan listeden ulaşabilirsiniz.

Bir not daha : Ahmet Yeşiltepe'de konusunda en yetkin isimlerdendir. Katılabilsem soracağım sorular vardı lakin çok para yahu. (Bak şimdi Chris Anderson veya Seth Godin'e sorun yok mu demesin onlara da elbette var ama bizim ülkemizi onlardan daha iyi bilen, sektörün tam içinde olduğu ve internet üzerinde olan içeriklerin kalite durumu hakkında yetkin olması önemli, bir de gelenekselden yeni medyaya geçen bir kişi olmak nasıl bir olaydır onun da anlatabilir (tam geçmese de bir ayağı da buralarda) he bir de yabancı dilim çok iyi değildir :)) Funny or Die(bahsettiğim olay şurada) videosunu niye kesip biçtiler onu da sorabilirim aslında.

Hazır adamlar ayağınıza gelmişken(Seth Godin video konferans ama olsun:) katılımcıların en popüler ve Türkçe alt yazılı TED konuşmalarını da eklemeden olmaz.

WIRED editörü Chris Anderson'dan teknolojinin Uzun Kuyruğu üzerine 



Seth Godin, Dilimlenmiş Ekmek 



Görsel DragonFly Blog'tan

Saygılar.

5 Eylül 2010 Pazar

Twitter Listeleri ve Algı


Sosyal medyada herkes kişi veya kurum fark etmez, herkes markasını biraz daha parlatmak için bir şeylere yaslanır. Kendimden örnek vereyim; ben marka algımı yönetmek için siyaset, futbol ve din konularına girmemeye çalışıyorum genellikle. Her an birinin kara listesine girebilirim ve aslında hiç alakam olmadığı halde hatalı bir etiketle ile karşılaşabilirim.

Kendimizi her ne kadar kısa bio kısmından anlatmaya çalışsak dahi bizi tanımlayan, aslında insanların bizi nasıl gördüğüdür. Ne yazık ki bu durumu herkese tek tek sorma şansımız yok ama bir çok kişiye sormadan, kullandıkları Twitter listeleri sayesinde bizi nasıl algıladıklarını belli ediyor.

Twitter listeleri hepimizi tanımlayan listelerdir. Birisi markanızı veya sizi hangi listeye eklediğini kontrol ediyor musunuz? Bilmiyorum ama ben her gün hangi listelere dahil olduğumu kontrol ederim, insanlar beni nasıl algılıyor diye.

Sosyal medya baştan aşağı algı yönetmektir(Sıkça başka şekillerde kullanılsa dahi). Misal markanız "kan emiciler" diye bir listeye girmişse ne yaparsınız? Fark etmemişseniz hiç bir şey ya da markanız için "onsuz olmaz" adlı bir listedeyseniz bir şey yapamayabilirsiniz (Aslında bir teşekkür etseniz hani fena olmaz) muhtemelen bir çok marka bu şeyi gözden kaçırıyor. Bir çok kişinin de gözden kaçırmış olduğu gibi.

İnsanlar Twitter listelerine birilerini ekledi diye takip etmek zorunda değil. Bir çok kişi bu listeleri favori olayları için kullanıyor. Ben F1 pilotlarını takip etmiyorum fakat kolayca ulaşabilmek için bir listeye dahil ettim ya da Dragon's Den Uk programında olan ejderleri de takip etmesem de onların kişisel yaşamlarında bir şeyler merak ettiğim zaman bu listelerden ulaşıyorum. Yani sadece takipçilerinize değil sizi adlandıranlara da bir şeyler yapsanız fena olmaz.

Ufak bir deney yapacağım aslında çok sevdiğim 3-4 markayı "hatemark" adlı Twitter listeme ekleyeceğim ve 2-3 gün bekleyeceğim bu durumu merak edip bana ulaşan birileri olacak mı? Bakalım bu markalar sadece hesap açmakla mı yetiniyor yoksa sosyal medya ilişkilerini ciddiye mi alıyorlar? Sorun çözmeye hevesliler mi? Sadece bana "niçin böyle adlandırdınız?" sorusunu sorsunlar yeter.

Not: Eğer bir geri dönüş olursa buradan bir teşekkür yazısı yazacağım. Aman kimse bana sormasın sen kim oluyorsun koca koca markaları test ediyorsun? Hiç kimse değilim :)

Saygılar.

4 Eylül 2010 Cumartesi

CW bu işi biliyor !

Klişe bir başlıkla yine karşınızdayım.(Böyle konuşunca da akşam kendi kendine millete oyro dağıtmaya çalışan sunucu gibi hissettim kendimi.)

Neyse saçma bir girizgahtan sonra konumu anlatayım kısaca zaten bir kaç görselle destekleyip kısa keseceğimi umuyorum. Hava durumunun birden değişmesi ben de biraz uyuşukluk yaptı. Konu : CW adlı(Cbs ve Warner Brothers)  Kuzey Amerika kanalının hedef kitlesini iyi tanıyıp bu durum üzerine belirlediği sosyal medya hesaplarını nasıl yönettiğine üstten bir bakış atmaya çalışacağım.

CW kanalı daha çok gençlere yönelik yayınlar yapan bir kanal. Tv şovları arasında Gossip Girl, Supernatural, Smallville gibi diziler var. Zaten dizileri görünce hedef kitlesi kendini belli etmiştir sanırım. Kısa kısa sosyal ağlarda olan hesaplarını gözden geçirip farklı olan noktaları paylaşmaya çalışacağım.



Facebook : Facebook sayfası temiz ve şovlara giden, bizim milyon kişinin takip ettiği fan sayfalarının aksine yanar dönerli giflerle dolu olmayan link listesi var. Kendi sayfasını diğer linklere öneri sayfası olarak kullanıyor görüldüğü gibi. En dikkat çeken özellik daha yayınlanmamış olsa bile bu sezonu yeni dizilerinin(Nikita ve Hellcats fan sayfaları açılıp listeye eklenmiş). Şundan çıkartılacak ders sosyal medya fırsatçılara bırakılmayacak kadar önemli bir iletişim noktasıdır.

*The Cw Kanalının Facebook'ta takipçi sayılarından da anlayabileceğimiz gibi amiral gemisi Gossip Girl dizisi.

*Bu aralar bütün Facebook fan sayfalarında yeni dizilerinden Nikita'nın tanıtımları var. Daha dizi yayına çıkmadan 50 binden fazla takipçi yakalamış.

*Vampire Diaries (Nina Dobrev nasıl güzle bir insan evladıdır yahu) ise Ford Fiesta ödüllü yarışmayı Facebook üzerinden destekliyor.. Bu promosyon sayfası dikkatli bir şekilde izlediğim Wildfire şirketi tarafında oluşturulmuş Promotions uygulaması ile yürütülüyor.

 *Smallville sayfasında ise facebook takipçilerine özel bir promosyon kodu bulunmakta.



 Twitter:   Kanal bir çok spekülasyondan kurtulmak için diziler ile alakalı herkesin Twitter hesabını özel bir sayfa ile duyurmuş. Twitter kanalını daha çok oyuncularının hesaplarını ve dizilerini tanıtmak için kullanıyor. Bu aralar Nikita'yı pompalama işi buradan da sürmekte. Profesyonel bir takımla çalışıltığı belli olan kanal sadece kendi kanal haberlerini değil oyuncularının girdiği farklı listeleri de buradan yayınlıyor.(The 12 hottest women on fall tv)

 Son söz : Kanal gençlere yönelik olduğu ve bu konuyu kavrayıp(neden böyle dedim bilmiyorum bu işlerin kaynağı orası kavramamaları saçma olur zaten) daha sıklıkla gençlerin kullanıcısı(halen öyle yahu biraz araşatırın herşeyi bloggerdan beklemeyin:) olduğu sosyal ağları kullanmasıyla hedef kitlesi ile ikili ilişkiyi koparmıyor. Bizim memlekette sıklıkla karşılaşılan popüler şeylerden yararlanıp sonra kendi işlerine alet etme uygulamasını engellemek için Facebook hesaplarını erkenden alıp açmak çok yararlı bir iş en azından kendi itibarları ve yayınladığı dizilerin itibarları konusunda önemli bir uygulama. The Cw Kanalının resmi sitesinde bir adet blogları olduğunu da unutmadan söyleyeyim.

Saygılar.

2 Eylül 2010 Perşembe

Bunları paylaşasım var # 38

Sosyal medyada iş yapmak isteyen şirketlerinin buraya girmeden önceki en önemli sorusu şudur " Sosyal medyaya yaptığım yatırımdan nasıl geri dönüş alacağım? ya da İngilizce bilenen kısaltmasıyla ROI nasıl belirlenecek?

Steve Strauss Open Forum'da bu gün yayınlanan yazısında bu yukarıda sorduğum soruya cevap vermiş. Sosyal medyada Roi ölçümünün 7 yolu(7 Ways to Measure Your Social Media ROI) yazısını yazmış.

Bu yolların kısaca başlıklarını verip yazının tamamını okumanızı salık veririm.

1- Money (Para)
2- Traffic (Trafik)
3- More fans and followers (Daha çok fan ve takipçi)
4- More real relationships (Daha gerçek ilişkiler)
5- Increased brand awareness (Marka bilinirliğinin artırılması)
6- Budget savings (Bütçe tasarrufu)
7- Better customer relations (Daha iyi müşteri ilişkileri)

Maddelerin açıklaması yazıda 7 Ways to Measure Your Social Media ROI  (Open Forum)

Saygılar

1 Eylül 2010 Çarşamba

Sadece Conan



Conan O'Brien'ın yeni şovunun adı belli oldu. Twitter'da da  yayınladığı gibi adında "tonight" ve "show" kelimeleri yok, sadece "Conan" olarak belirlendi. Başlama tarihi de belli oldu tabii Türkiye'de yayınlanıp yayınlanmayacağı belli değil. 8 kasımda başlayacak program.

Olanların sıkı takipçisi olarak ne olup buralara geldiğini sürekli blogda yer verdim. Bahsettiğim yazılar şunlar.

Coco is with TBS  (13.Nisan.2010)
Conan anlaştı program bitiyor  (22 Ocak 2010)
Conando'yu fanlar saatinde tutabilecek mi?  (13 ocak 2010)

Spontane gelişmiş olsa da belki de bu senenin en ses getiren sosyal medya merkezli hareketlerinden biri oldu Team Coco. Programdan yüklü bir miktarda tazminat almasıyla sonuçlan olaylarda her şeyde sona gelindi. TBS ile anlaşıldı.

TBS bu işten karlı çıktı gibi görünüyor. Bu işi yöneten kişiler ve Conan O'Brien'da sürekli fanlarıyla iletişimde kalarak ya da yaptığı hareketlerle(Twitter'in merkezini ziyareti) bu işte kendini yalnız bırakmayanlara karşı sürekli iyi davrandığını ve yaptıkları şeylere minnettar gösterdi. Twitter hesabını açması bile bir teşekkür olarak algılandı.

Muhtemelen açılış bölüm çok iyi reyting alacak(Rekor kıramaz(Hani bizim klişemiz var ya reyting rekorları kırdı) diye tahmin ediyorum çünkü TBS kablo tv şebekesinde çalışan bir kanal ve belli bir kitleye ulaşıyor sadece)

TBS karlı çıktığını söyledik, tabii yatarak ve sadece TBS'in çabası ile olmadı bu işler. Çok basit bir örnek vererek anlatayım. TeamCoco bloguna girdiğinizde köşede oluşturulan sayacı göreceksiniz. Bu sayaç bloglara eklenebilecek bir sayaç. Bu sayaç genelde daha büyük organizasyonlar için oluşturulan sayaçlar gibi (Fiba'nın yapmadığı gibi misal). eminim bir çok Coco fanı o sayacı bloglarına ekleyecek ve Coco'yu beklemeye koyulacak. Bu tarz widgetler bloggerları unutmadığınızı ve onları önemsediğinizi göstermesi açısından etkili bir işaret olarak algılanabilir.

Burada tekrar tekrar sosyal medyada nasıl etkili olduklarını anlatmayacağım. Eski yazılarımda bir çok kez dile getirdim fakat Team Coco ekibinin Facebook, Youtube gibi ağları nasıl kullandığı gözlemlemek bize bir şey kaybettirmez.

Not: Lütfen beni "Neden bizim millette dizilerde Twitter kullanıyor onları yazmıyorsun" diye eleştirmeyin. Konun özünden sapmayın. Twitter'ı kullanmak var kullanmak var.

Saygılar.

Facebook Sayfası