31 Ekim 2010 Pazar

Youtube açıldı ya diğerleri?

Youtube'un açıldığına sevinelim mi yoksa halen bir çok sitenin kapalı olduğuna mı üzülelim bilmiyorum. Youtube'un açılması bizi nasıl etkiler gibi bir yazı yazmak istemiyorum. Zaten bir çok insan bir kez yapılan DNS ayarları sayesinde sorunsuz giriyordu (Bunu başarı olarak gören insanlar olması ayrı bir yazı konusu zaten). Hatta Youtube'un ne zaman kapandığını bile hatırlamayan bir çok kişi olacaktır.

Neyse şimdi böylesine güzel bir aracı verimli kullanmaya geldi sıra, hadi bakalım ajanslar güzel işler bekliyoruz. Şimdiye kadar yapılmış bir kaç Youtube etkileşimli reklamı ve uygulamayı burada listeleyeyim hemen.Bunlar en iyilerdir diye bir liste değil ilk olarak aklıma gelenler kendileri. (Birisi tam olarak reklam sayılmaz şimdi. Merak etmeyin Old Spice'ı yazmayacağım gına geldi artık herkese biliyorum)

Tippexperience 



Play: INTERACTIVE HOT TUB GIRL




Wario Land: Shake It! : Gömülü video olarak veremiyorum ne yazık ki güzel bir iş unutanlar için gelsin

Bu arada bir de Youtube TimeLike adlı bir şeyler var onu da göz ardı etmeyelim bir şeyler anlatıyorlar. Bellki Youtube istediklerini onlara verir :)
 
Saygılar.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Bir şeyler olmuş anlamaya çalışıyorum (Stabilo)


 Bu konuyu yazıp yazmama arasında kaldım uzun süre. Ne gerek var dedim başlarda sonrasında ise abi bu adamlar neyi yanlış yapmış da eleştirilmiş konusuna takıldı kafam. Kendime göre bir cevap arayacağım burada. Kesinlikle yapılan işi eleştirmek gibi bir niyetim yok. Zaten bu işi yapanlar çok değerli işini bilen insanlardır kesinlikle.

Olayı etraftan(Friendfeed ve bir iki tweetten), bir iki blogtan okuduğum şekilde anlatıp bir geçeyim. Stabilo (hani kalem olan) bazı kişilere bir kutu kalem göndermiş. Kişiler muhtemelen ajansların onlara önerdiği ve etkilerinin yüksek olduğunu düşündüğü kişiler arasından seçildi. Buraya kadar normal görünüyor. Ben de olsam bir kısıtlı bütçeye sahip olsam etkisi yüksek olan kişilere bu tip hediyeleri göndermeye çalışırım. (Tabii bu etkiyi ölçümleyebiliyorsanız ne ala, kimin daha etkili olduğunu belirlemek ajansların işi olsa gerek). Stabilo aynen öyle yaparak "etki"ye oynayarak işi sürdürüyor. Arada bu kalem gönderme işini gören bir kişi de ben de istiyorum diye söyleyince Stabilo bir nezaket göstererek ona da kalem gönderiyor.(Kişinin kim olduğu hiç önemli değil çok vasıflı biri de olabilir vasıfsız biri de)

İşte dananın kuyruğu burada kopuyor. İnsanlar gönderilen kalemlerin, rastgele gönderildiğini düşünüyor ve istemeye başlıyor. "Niye bana gelmediler" de hemen çoğalıyor tabii olarak, hatta eski kullanıcılar arasında  "artık stabilo kullanmıyorumlar" da. Benim gördüğüm bu daha fazlası var mı bilmiyorum açıkçası.

Şimdi bu iş üzerine varsayımsal olarak yapılan hataları ayıklamaya çalışalım. Burada yazdıklarım varsayımlarımdır elbette, uzman olmadığımı onlarca kez söylediği hatırlatırım. Hatta yazacaklarım belki hata bile değildir işi yapanlara göre, yinede ne olduğuna bir bakalım.

Tamam bir şeyler dağıt sosyal medya insanlarına ama sosyal medyada konuşmamazlık etme. Gerekirse dağıtığın kişileri nasıl seçtiğini açıkla. Hem kendini hem de hediye gönderilen kişileri kurtar. PR ne demek bunu ben mi yazacağım burada bu işten ekmek yiyen insanlar var onlar konuşsun.(Böyle de kızarım PRcılara :))

Fanları gözden kaçırma. Gönderdiğin ürünlerin gerçekten kullanmış ve yararından söz etmiş kişilere yolla.. Eski kullanıcılarına, adını sosyal ağlarda sarf etmiş olanlara dokunmaya çalış.

Sözlükleri oku. Hedef kitleni doğru belirle. Sözlüklere de ürününün nerelerde kullanıldığını iyi anla. Stabilo için ders çalışırken yararlı oluyor diyorsa insanlar(Markanın en önemli satış argümanı "renkli kalem kullanımının hafızayı güçlendirmesi" bu arada) Twitter veya başka bir sosyal ağda vize-finale girecek olanları kovala. Vize zamanı gidecek bir hediye, o kişiyi çok motive edeceğini düşünüyorum. Hem vizesi olup hem de sizin adını ağzına almışsa bu kişiyi kaçırmanız iyi olmaz.

Her ne kadar ajans bir liste veriyorsa ve bu listede olan bloglara göndermenizi öneriyorsa da o listede olan blogları incele. Gerçekten sizin kullanıcınız olabilecek mi onu bir gözden geçirin. Ajanslar size birilerini dayatıyordur demiyorum sadece göz atın yararı olur.

Asla oluşturduğun dağıtım stratejinden vazgeçme. Eğer bir yol belirlediyseniz "aaa bu kişi de benim markamı çok sevmiş ona da bir şeyler göndereyim" demeyiniz.   Bunu yaparsanız ilk alacağınız tepki "aaa ona geldi o kim ki bana niye gelmiyor?" olacaktır. (Bu madde duruma özel oldu biraz. Aslında hedef kitleniz belli ve doğru kişiler ile çalışılır ise kimse "bana niye kalem gelmiyor" sorusunu sormaz sanıyorum)

Sosyal medya stratejisini kurarken vur-kaç olarak kurgulama, tekrar geri döneceğin yerde, iyi bir tat bırakmaz insanların ağzında. Google ve dolayısıyla sosyal medya unutmaz. Kampanyan bir ay sürecek diye sadece bir ay görünüp kaybolacakmış havası verme. Eğer gelmişsen dönmemeye çalış "buradayız" demeyi unutma. Sonraki gelişinizde "Ooo Stabilo gelmiş, yine ne satıyor" demesin insanlar. Sosyal medya ile bütünleş bir zahmet. Hediye göndermek ile olmaz en kötü ihtimal bir blog aç. Markanı kullanan sanatçılara ulaş, onların eserlerini tanıt bir şeyler yap. Buralarda olduğunu hissettir insanlara.

Bu yazdıklarım sadece varsayım, belki yukarıda yazdıklarım tamamen hatalıdır. Hatta yazdıklarımı yapmış olup böyle bir şeyle karşılaşmış dahi olabilirler. Bazen her şey hesaplandığı gibi gitmiyor. Eğer bu işi yapan kişiler bu yazıyı okuyup cevap vermek isterseler eğer blogum onlara her zaman açık.

Bu işi yapan kişiler işin nasıl ilerlediğini anlatan bir şeyler yazması lazım bana göre. Ufak bir kriz ile karşılaştılar bunu nasıl aşacaklar göreceğiz. Perde arkasında neler oldu yazmalılar bence. Markaya bu iş yüzünden küfür dahi edildi sosyal ağlarda ne yazıktır.

Not: Friendfeed'in dahil olduğu bir şeyler yaparsan bu işler karışır. Twitter'da o kadar çok bir serzenişe rastlamadım aslında :)

Not 2:  Uzun ve dağınık yazı için özür dilerim.

Saygılar

29 Ekim 2010 Cuma

Autoshow gittim, gezdim, gördüm.

Sağ olsunlar Renault ekibi bana da bir davetiye göndermiş Autoshow için. Sabah 11'de açılışa yetiştim. Toplu taşımanın nimetleriyle. Her ne kadar metro hattı biraz uzak olsa da yine idare eder bir mesafedeydi(Evet Autoshow'a toplu taşıma ile gittim :)).

Fuarda ne olup olmadığını zaten biliyorsunuz bir çok marka elektrikli araçlarını tanıtımını ön plana çıkarmış. Temiz enerji üstüne herkes odaklanmış. Zaten elektrikli araçlar uzun süredir konuşulduğu için bu fuarda olmaları çok normal. Techcrunch bile sürekli Nissan Leaf ve Chevy Volt karşılaştırmaları yapıyor. Açılış konuşmasında ve  Renault Latitude ve Fleuence %100 Elektrikli versiyonun lansmanında da sürekli elektrikli araçlar için ilk olarak devlet desteği gerektiğini söylediler. Yani elektrikli araçlar için bir süre daha bekleyeceğiz.

Sabah açılış konuşmasını dinledikten sonra Autoshow'u fazla kalabalık olmadan gezdim, her yerini. Yeni araçlar konusunu zaten oto blogları veya tvden öğreneceksiniz. Ben markaların internet medyasına yaklaşımını gözlemlemeye çalıştım. Onları biraz anlatsam fena olmaz. Asıl içinde olduğum konu bu şimdi, bilmediğim konu hakkında ahkam kesmeye gerek yok.

Davetiyeyi Renault gönderdiği için fuarı gezdikten sonra standın etrafında takılmaya başladım(markadan bizi yöneticilerle tanıştırma fırsatı bekledim, çağırmışsan bloggerları bir iki laf etmelerini sağlayacaksın adamlarla, yani alın bileti gezin bana doğru gelmiyor. Kim çağırdıysa bizi onlarda en azından bir tanışma etkinliği beklerim. Zaten oldu yazının devamını okuyunuz) Dijital işler ile ilgili yetkililer ile tanışma fırsatı buldum. Ellerinden geldiğince sosyal medyaya değer verdiklerini göstermeye çalıştılar. Hatta "ya bu adam bloggerdır ne gerek var" deyip geçmediler  Renault Pazarlama direktörü Olivier ile bile tanıştırıldık. Olivier bilinen yönetici imajının dışında biri gibi geldi bana(bilinen yönetici işte anlayın yahu). Hatta onunla İngilizce konuşmaya çalışan kişilere "Türkçe biliyorsanız Türkçe devam edelim" diye uyarıda bulunmayı ihmal etmedi. Bizimle en az 15 dakika konuştu, hiç gereği yokken. Fikirlerimizi öğrenmek istedi ilerleyen günlerde tekrar görüşmek istediğini belirtti. Hatta ilerleyen günlerde dijital ekip Oilvier'den bir blogger olmasını isteyebilir bana göre dijitalle ve sosyal medyaya değer verdiğini hissettirdi.

Donanımhaber  2 kişilik küçük bir ekiple gelmişti fuara. Yine standların etrafında dolanırken onlar ile tanışma fırsatım oldu. Renault ve Nissan yetkilileri ile röportaj gerçekleştirdi. Bir internet forumunun yetkililerle röportaj şansı yakalayabilmesi, markaların artık internet medyasına(hatta forum desek daha iyi) yaklaşımlarının farklılaşmaya başladığının bir göstergesi olsa gerek. Artık interneti sadece kampanya yapmak için değil de sosyal medya araçlarını kullanarak diyalog kurmaya çalışmaları ve bunların bir değerinin olduğunun farkına varmaları açısından iyi bir örnek sanırım.

Otomobille çok fazla ilgili olmasam da markaların sosyal medyaya yaklaşımları açısından benim için verimli geçti. Bu arada Toyota standı da gayet görkemli idi. Honda da Asimo'yu getirmişti bunları söylemeden olmaz elbette. Foto yok ne yazık ki benim telefonun kamerasına güvenmediğim için. (sonrasında haksızlık ettiğimi anladım çektiğim bir iki amaçsız foto(mankenleri çekmedim kötü düşünmeyin şimdi) gayet iyi çekilmişti keşke adam gibi fotolar çekseydim.) Cnr yönetimi park sorununa ve açılıp kapanmayan kapılara bir çözüm bulması lazım yahu. (Dönerken arkadaşlarla dönüş yaptığım için park sorunu yaşadık Metro'da park sorunu olmaz elbette :). Alfa Romeo'dan kişiler yardımı ile sorunu çözmemiz ilginç oldu)

Not: Çıbıklar üstüne yürüyüp gösteri yapan kişiler arasında kaldım birden. Bir gazeteye çıkacağım diye düşünürken gösterinin gün içinde bir kaç yapıldığını öğrenince rezillikten kurtulduğumu düşünüyorum. En azından içimi ferah tutmaya çalışıyorum :)

Saygılar.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Bunları paylaşasım var # 44 (Tron Legacy'ye bir iki)

Tron filmi için ilk yazıyı yazmamdan neredeyse 7 ay geçmiş. O günden bu güne arada yapılan iyi bir iş için tekrar bir yazı daha yazdım. Bu gün ise Daft Punk'ın yaptığı film müziği videosu piyasa düşünce yine Tron'u burada konuk etmek istedim. Bu sefer o kadar uzun bir yazı yazmayacağım sadece Daft Punk videosunu paylaşıp kaçacağım.



Bu arada "Tron Legacy ne zaman gösterime girecek?" sorusunun cevabı Abd için 17 Aralık onu da hatırlatalım. Bir de Tron için hazırlanmış Facebook sayfasını da gözden kaçırmamanızı öneririm. Özellikle TRONiverse adlı sekmeye bakılarak, Facebook sekmeleri üzerinde ne gibi şeyler yapılabileceği konusunda fikir sahibi olabilmek için önemli bir referans noktası olabilir.

Saygılar.

Filenin Sultanları : Kaybolmamak için aynı yoldan



Sponsor markalar, sponsor oldukları kişileri ve takımları kullanarak sosyal ağlarda aktif olmaya çalışırlar, sosyal medyayı fark ettiklerinden beri. Red Bull bu konunun en önemli örneğidir. Red Bull markasının Facebook fan sayfasının içerikleri sürekli sponsor oldukları sporcular ile ilgilidir. Çok başarılar ki 10 milyon sayısını geçmiş oldular bir kaç hafta.

Benzer örnek ise Beko ve Fiba 2010 ile yaşandı. Beko turnuvaya sponsor oldu ve bu sponsorluğu bir çok kanal yardımıyla insanlara duyurdular. Hatta tv reklamları bile vardı Facebook fan sayfalarını duyurmak için. Onlar için de başarılı oldu diyebiliriz. Turnuvaya ev sahipliği yapmamız ekstra avantajlı oldu tabii olarak.

Yine bir başarılı örnek ise Garanti Bankası ve 12 Dev Adam oldu. Hatta dolaylı olarak da olsa bir marka Twitter Trending Topics'e girdi bu ortaklık sonucunda. Turnuvanın final günlerinde 12 Dev Adam'ı trend olarak görmek ilginç bir deneyim oldu yerli markalarımız ve onların sosyal medya işlerini kişiler için.

Şimdi açılan bu yoldan Vakıf Bank ve Filenin Sultanları ilerlemeye çalışıyor. Japonya'da olan DÜnya Voleybol Şampiyonası için Filenin Sultanları'na özel bir Facebook Fan sayfası hazırlayan Vakıf Bank, Beko ve Garanti'nin yolundan yürümeye çalışacak. Zaten başarılı olmuş bir yönetemi alıp kullanmak iyidir. Malum ülkemizde fazla sosyal medya konusunda başarılı şeyler yapılmasa da sektörün yavaş yavaş oturmasıyla garantili reçeteler oluşmaya başlayacak ilerleyen günlerde.

İlk oluşan garantili reçetemiz sanırım Milli Takım ve Sponsor ortaklığında kurulan sosyal medya stratejileri.Vakıf Bank mantıklı bir yerden yakalayıp, yakında başlayacak turnuvaya iyi çalışmış en azından sosyal medya için bir şey yapmış. VakıfBank devlet bankasının insanlarda(özellikle ben de) oluşturduğu soğukluk ve hantallığı sosyal medyaya girişi ile de atmaya çalışacak belli ki(belki de aslında aynı zamanda daha ortada sanırım tam olarak bir strateji yok sanki :). Şimdi Facebook sayfasında neler var bir göz atalım.

Filenin Sultanları Facebook Sayfası



Facebook sayfaları temiz denilebilecek bir tab üzerine kurulu sayfa ile açılıyor.Geri sayım ile açılan sayfada bazı diğer takımlar hakkında bilgiler var. Sırayla bir tanıtım yapılıyor zaten tıklanıldığı zaman hazırlana tanıtım videolarına ulaşıyorsunuz. Oyunlar sekmesinde ise quiz şeklinde kurgulanmış bir oyun var. Oyun cidden voleybol bilgisi olmayan için zor.  İlerleyen günlerde, turnuva başladığı zaman istatistikler ve diğer sekmeler de aktif bir şekilde kullanılabilecek. "Canlı Chat" adı verilen sekme şimdilik aktif görünmüyor. Yine ilerleyen günlerde oyuncular ile ilgili bir chat etkinliği düzenlenilebilir.

Duvar moderasyonu iyi durumda en azından ben girdiğim zaman pek bir falsoya denk gelmedim. Dün 500 civarı olan fan sayısı bugün bini bulmuş durumda turnuvanın gazı ile bu sayı biraz üstlere daha tırmanabilir.

Eğer dikkat ettiysen Beko Fiba 2010 sayfasıyla yakın şeyler var sanırım artık bu tarz sayfa açmak bir reçete haline gelmiş. Sayaç istatistik vs. derken bir kaç ortak nokta daha bulabiliyoruz. Dediklerim yanlış anlaşılmasın bu iyi bir şey bile denilebilir en azında artık bir şekilde herkes sponsor olduğu takımlar ile bile olsa sosyal medyaya girmeye çalışıyor. Bildikleri yoldan denemiş taktikler deniyorsun diyerek kimseyi suçlamaya gerek yok ki zatan bir suçlama yapmıyorum. Vakıf Bank'a ve Filenin Sultanları'a başarılar diliyorum.

Saygılar.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Rozet Savaşı


 Bilindiği üzere yakın zamanda(29 Ekim-7 Kasım) Auto Show otomobil fuarı var. Gerekli bilgi için işi bilenlerden birinin linkini vereyim oradan okuyun olanı biteni Pit Cafe.

Bu aralar sosyal medyada otomobil sektörü çok aktif özellikle Fiat ve Renault'un sesi daha çok çıkıyor gibi görünüyor. Opel, Nissan, Alfa Romeo, Peugeot, Mercedes, gibi markalar yine işin içindeler ve oldukça profesyonel işler yapıyorlar.(Facebakers saygılarımızı sunarız :)) Auto Show yaklaştıkça daha da hareketlendi haliyle. Bir çok marka Facebook ve Twitter hesapları aracılığıyla bilet veya hediyelerini dağıtıyorlar. Fiat bu işi biraz daha göze sokar gibi yapıyor sanki elinde fazla biletleri var herhalde :) Şaka bir yana otomotivciler daha önce hiç aktif olmadığı kadar aktifler. Allah sohbetlerini artırsın buna diyecek sözüm yok. Bloggerlara yapılan bir şeyler var onlar için daha sonra bir şeyler yazacağım(Ucundan dahil olacağım ben de, sanırım)

Burada Foursquare ile fazla yazı yazmamamın sebebi çok sıkı kullanıcısı olmamam ki bunun nedeni fazla hareketli olmadığımdan. Auto Show için bir şeyler yazmadan önce ilk aklıma Foursquare geldi açıkçası. Nedeni ise sanırım bu kadar çok kişinin işin içinde olduğu bir etkinlikte, özellikle Foursquare üzerine bir şeyler yapmanın daha kolay olması sanırım.(iyi bir Foursquare kampanyası bekliyorum) Ciddi davetli sayılarına ulaşılacağı kesin olduğu belli iken bakalım ilk Foursquare kampanyası kimden gelecek. Sonuçta büyük markalarda burada olduğuna göre belki özel bir rozet oluşturulabilirdi bilemiyorum.

Neyse biraz düşündükten sonra "Otomobil fuarları için bir şeyler yapılmış mı?" diye bir kontrol ettim. (yoksa diğer teknoloji ile ilgili veya Comic-Con gibi fuarlarda özel rozetler(Badge) ile düzenleniyor zaten işler) Fuarlar için düzenlenen güzel "Swarm Badge" alma üzerine kurgulanmış kampanyaya denk geldim. Volkswagen Vans yeni aracını tanıtımı için Foursquare'ın gücünü almaya çalışmış ve Foursquare bağımlılarının alması pek kolay olmayan Swarm Rozetini(badge) vaadetmiş(Vaadetmiş derken "aynı anda başka yerde bu kadar Foursquare kullanıcısı kişiyi bulamazsınız "demek istemiş belki de). "Swarm Badge" aynı yere, aynı anda 50 kişinin giriş yapmasıyla kazanılan bir rozet (Rozetlerin hepsinin anlamları için The Kruser). Sonrasında ise katılan kişilere tişört gibi ufak tefek hediyelikler vermişler. Basitçe kurgulanmış bir iş daha fazlası için buraya.

Eğer birileri Foursquare ile anlaşıp bir rozet oluşturmamışsa eğer görebileceğimiz en muhtemel Foursquare ile kurgulanmış sosyal medya kampanyası bu olacaktır. Hatta birbirinden habersiz iki marka dahi bu tarz bir kurgu ile bir harekette bulunabilir işte o zaman bir "rozet savaşı"na tanık oluruz.

Not: Benim merak ederseniz ne yapıyorum Foursquare'da diye buradan.

Saygılar.

24 Ekim 2010 Pazar

En iyiler ve Facebook fan sayfaları

Benim blogumun öyle hayran olacak bir tarafı olmadığını düşündüğümden, bir Facebook fan sayfası açmaya gerek duymadım. Bu demek değildir ki bloglar fan sayfası açmasın isteyen istediğini yapabilir elbette. Ürettiğin içeriğin Facebook kullanıcılarına hitap düşünüyorsan eğer iletişimi ve entegrasyonu daha kolay sağlamak için bir fan sayfası açabilirsiniz.

Neyse dağılmasın konumuz. Bir kaç öyle Time.com'un Best Blogs listesini burada paylaşmıştım. Şimdi o listede olan bloglar, içeriklerini Facebook fan sayfalarına entegre etmek ya da yönetmek için hangi araçları kullanıyorlar onları listeleyeyim. "Manuel - El ile" ikileminde kaldım yazarken onu da belirtmek isterim.

ESSENTIAL BLOGS

The Daily Wh.at , Fan Sayfası : Rss Graffiti

TechCrunch,  Fan Sayfası : El ile girilmekte. Bunun nedeni ise gün içinde çok fazla içerik bir site olması ve duvarlarda bunun gibi çok fazla içerik hareketini Facebook yönetiminin hoş karşılamaması(fan sayfası kapatılabilir)

Gawker , Fan Sayfası : Rss Graffiti

Politico's Ben Smith , Fan Sayfası : Politico bir bloglar topluluğu olduğu için el ile girilmesi gerekli yine facebook kuralları gereği ya da uygulamalara güvenmiyorlar galiba :)

Boing Boing : Fan Sayfası : Rss bağlantısını Notlar kısmına eklemişler içerikler fan sayfalarına bu şekilde ulaşıyor.

BEST BLOGS

Zenhabits , Fan Sayfası yok

Postsecret , Fan sayfası  : El ile ekleniyor.

Climate Progress , Fan Sayfası yok.

HiLobrow  , Fan sayfası yok

Hipster Runoff , Facebook hariç bütün ağlarda varlar. Blogun duruşu ile alakalı bir şey olsa gerek. Takip ettiğim bir blog olmadığı için net bir cevabım yok bu duruma.

Kottke.org , Fan Sayfası Blogun kendi sayfası olup olmadığından emin değilim. Rss Notlar kombinasyonuna dikkat çekerim.

Cake Wrecks  , Fan sayfası  : El ile ekleniyor.

The Oatmeal , Fan Sayfası : El ile bağlantılar ekleniyor.

Shit My Kids Ruined ,Fan Sayfası : El ile bağlantılar aracılığıyla.

Deadline Hollywood , Fan Sayfası : Rss Grafitti

Everything Everywhere, Fan sayfası  : Rss Grafitti

The Sartorialist, Fan sayfaları var ama blogtan link verilmediği için yok varsayıyorum.

Information Is Beautiful, Fan Sayfası :  El ile bağlantılar kullanılarak.

The Daily Kitten , Fan Sayfası : Fan sayfasında bir karışıklık var sanki bir bakarsınız. El ile bağlantılar kullanılarak giriliyor.

Shorpy , Facebook şahıs sayfası var. Kişisel blog.

Apartment Therapy, Fan Sayfası : El ile bağlantılar aracılığıyla.

Double X, Time tarafından verilen linkte olan blogun bir fan sayfası yok.

Strobist , Foto üzerine bir blog olduğu için Flickr hesapları var. Fan sayfası bulunmamaktadır.

Roger Ebert's Journal , Fan Sayfası yoktur. Daha doğrusu bir gazete bünyesinde olduğu için blogun kendine özel bir fan sayfası yoktur.

The Awl, Fan Sayfası : El ile bağlantılar kullanılarak.

GeekDad,  Fan sayfası : El ile bağlantılar kullanılarak.

Engadget, Fan sayfası : Rss Grafitti

The Washington Note, Fan Sayfası yoktur.

The Consumerist , Fan Sayfası : Rss Grafitti

Pitchfork , Fan Sayfası : El ile bağlantılar kullanılarak.

Time Best blog listesinde olan bütün blogları listeledim böylelikle. Bu listeyi yaparken fan sayfasının açma gereğini de sorguladım aynı zamanda. Bir çok blogun fan sayfası olmadığını düşünürsek eğer benim de fan sayfası açmamış olmam çok da hatalı olarak nitelendirilemez gibi geldi bana.

Rss Grafitti ve El ile girmenin ağırlıklı olduğu gördük. Basitçe eğer fan sayfası açarsak eğer iki seçeneğimiz var demektir. Rss Grafitti ve El ile bağlantılar kullanılarak. Bir de konularına göre Facebook üzerinde bir fan sayfası olması gerekli olmayan fotografçılık bloguna da rastladık.

Fan sayfaları yararlıdır, iletişim için diğer bir yoldur fakat bir çok büyük blog için ekstra zaman ve insan gücü gerektirir. 100 bin kişilik bir fan sayfası olan blogun ona göre bir trafiği ve ciddi bir moderasyonu olması gerekli.
 Çok uzun ve göz korkutucu bir yazı oldu buraya kadar okumak gibi bir şey yaparsanız teşekkür ederim şimdiden. Yani ben bile bazen okumuyorum bu tarz yazıları.

Saygılar.

Facebook Sayfası