30 Eylül 2010 Perşembe

Threadless ve Tron Legacy

Burada Tron filminden bahsetmiştim geçmiş zamanlarda. Nasıl efsane bir film olduğunu bu sene yeni versiyonu ile gösterime gireceğini anlatmıştım.

Böylesine büyük prodüksiyonun elbette tanıtımı çalışmaları da büyük oluyor. Zaten halen süren bir viral çalışma ile beraber her çıkan yeni haber ile beraber heyecan artırılmaya çalışılıyor. Örneğin Daftpunk'ın yapacağı Tron müzikleri bile bayağı bir heyecan yarattı.  Yine bu site bile harcore fanlara göz kırpmaktan geri kalmıyordu. Sitenin kaynak koduna göz atıldığında Ascii Art ile yapılmış bir Kevin Flynn ile karşılaşıyoruz.


Şimdi ise Threadless üzerinden bir tişört tasarım yarışması yapmışlar. Yapılan bu tişörtleri site yönetiminin oluşturduğu bir jüri seçecek, tasarımcıyı ödüllendirecek. Kazananın ödüllerinden biri Tron kıyafeti hani bu vücudu saran kıyafet var ya hani o kıyafet.

Şimdi ne anladık bu tasarım yarışmasından ve Tron'un web ilişkisinden.

* Tron hedef kitlesinin farkında ve her attığı adımın bu hedef kitleyi harekete geçirebilecek adımlar olmasına dikkat ediyor.

* Hedef kitlenin merak duygusunu canlı tutuyor ve her yaptığı yeni uygulamada ne olabilir daha fazla diye deşmesini sağlıyor.

*Hedef kitlesinin neyi satın alabileceğini biliyor ve onun üstüne oynamaya devam ediyor. Threadless'de yapılan tişörtleri satın alan kişilerin aslında, aynı zamanda hedef kitlesinin büyük bir kısmını da oluşturduğunu iyi biliyor. Disney amblemi kimseyi korkutmasın ilk filmin çocuk filmi muamelesi görmesi doğru değil. Bir çocuk o filmi seyretmişse hayatı değişmiştir fazlasıyla derin bir film bir çocuk için :)

* Merak duygusunu canlı tutmakla beraber ufak güzellikler yaparak fanlara aynı zamanda filmin ana karakterine saygı duruşunda bulunmayı eksik etmiyor (Kaynak Kod güzelliği)

* Her zaman yakındığım "kolay ödül dağıtmak" yerine herkesden birşeyler üretmesini isteyen bir sistemle yarışmaya katılması sağlanıyor insanların. Bazen öylesine farklı ürünler çıkabiliyor ki şaşırmamak elde değil. Geek espri anlayışını yakalamak bazen kolay olmuyor. Herkes xkcd değil. Böylelikle yine hedefe saygı duruşu devam ediyor.

Şimdilik gözüme takılanlar bunlar. Film 17 aralıkta o zamana kadar daha neler dönecek bakalım. Bir çok kişinin kendin Kevin Flynn yerine koyduğu tahmin ediyorum ilk seyretikleri zaman. Bu yüzden filmin baş karakterine gösterilen saygı, aynı zaman her izleyiciye gösterilecek saygı demektir. Filmin ilk versiyonu çıktığında çocuk olanlar belki o film sayesinde bilgisayar dünyasına atılmış oldu. Yapılan her hareket uyuyan Tron fanlarını uyandırmaya yönelik olduğunu hissettiriyor bize.

Sosyal medyanın nasıl harekete geçirileceğini iyi bilen bir ekibin yaptığı güzel işler bunlar hoşuma gitti. Sosyal medyanın kim olduğunu da iyi biliyorlar hedef belli, sonuç iyi olacak diye tahmin ediyorum.

Saygılar.

28 Eylül 2010 Salı

Salon İKSV ve Sosyal Medya


Konser veya benzeri kültürel etkinlikleri gerçekleştiği mekanların sosyal medya aktif olması hem iletişim hem de tanıtım için önemlidir. Zaten sosyal medya ne içindir? Gelecek programlardan bahsedilir çıkan sorunlara çözüm aranır bir çok iş gerçekleşebilir.

Bizim buralar da yeni yeni filizleniyor bu oluşum. Daha doğru profesyonel ekiplere yeni yeni emanet ediliyor(En azından benim dikkatimi çekenler böyle). Uzun süredir bu işi hakkıyla yerine getiren Babylon'un (gayet temiz iş yapıyorlar haklarını yememek lazım bunu anlamak için Facebook ve Twitter takipçilerine bakmak yeterli) ardından Salon İKSV'de sosyal medyada hareketlenmeye başlamış. Caz Festivali'nin sosyal medya iletişimi yürüten ekip işin başındaymış.

Neler yapmışlar bir göz atalım.

Facebook ve Twitter hesapları açılmış ve buraları bir iletişim ve çözüm kanalı olarak kullanılıyor. Örneğin Biletix ile sorun yaşayan bir misafirlerinin sorununu çözmüşler. İletişimden kaçmıyor oluşları çok önemli. Sorunları çözmeye çalışmak sosyal medyada pek görülmeyen bir şey. Genellikle bir çok şikayet ve ağır bir sosyal medya bombardımanından sonra sorunlar çözülürken buradan tek bir hamle ile bu sorunu çözmeye çalışılması burada söz etmem için yeter de artar bile.

Twitter'da sık sık yaptıkları retweetler ile takipçilerini izlediklerini hatırlatıyor. Bir kurumu takip ederken, benim onları takip etmemin en önemli nedenlerinden biri de benim isteklerime ve tepkilerime cevap verecekler mi? sorusudur. Yapılan retweetler ile tepkilerin farkındayız havası yaratılmış. Yine sıkça edilmiş teşekkürler ile karşılaşıyoruz bu da çok önemli sosyal medyanın sihirli söz öbeğidir  "Teşekkür Ederiz"

Salon İKSV resmi sitesinde sanırım yakında bir de foto blog başlatacaklar. Hatta bu kısmı blog olarak konumlansa sanki daha iyi olur. Bir çok büyük mekan böyle yapıyor. bildiğim ve gözlemlediğim kadarıyla.

Şimdi iyi şeyler yanında "olsa daha güzel olurdu" diyeceğim şeyler de var.

Salon İKSV Twitter hesabında takip ettiği hesapları listelese güzel olurdu. Örneğin bloggerlar için bir liste ya da sanatçılar için bir liste, diğer takip edilen mekanlar için bir liste olsa takipçilerine yardımcı olmuş olabilirlerdi. Konser sonrası sanatçıları takip etmek isteyenlere bir kolaylık sağlanabilirdi. Türk kullanıcısı liste kullanmasa da bu şekilde farklı bir iş yapılabilirdi, kolaylık sağlanabilirdi.

Diğer bir önemli nokta ise resmi Salon İKSV sitesinden sosyal medya hesaplarına çıkışların olmaması. Yeni bir çalışma olduğundan dolayı bu eksiklik ileride giderilecektir büyük ihtimal. Bana göre onaylı Twitter hesabı açmaktan daha önemli bir hamle.

Son olarak ; birçok kurumun sosyal medyada aktif olması durumu, sosyal medyanın ne kadar değerli olabileceğini ve kullanılabilir olacağını ortaya çıkartıyor. Salon İKSV ekibi de başlangıçta çok başarılı bir iletişim örneği gösteriyor özellikle Twitter hesabında. Yolları açık olsun.

Saygılar.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Seninle konuşulmaz bile

Sosyal medya özellikle Friendfeed tartışmaların sık sık yaşandığı ve çoğunlukla bir sonuca bağlanamayan bir sosyal ağdır. Bir çok konuda bir feed açılır ve bir şekilde orada tartışmanın fitilini birisi yakar ve sonsuzluğa doğru yelken açılır.

Sonsuzluğa giden feedlere dahil olmamak için yapılacak en iyi şey o feedleri uzaktan seyredip bir şeyler öğrenmeye çalışmak. Sadece elimde salt bilgi varsa bir konuda konuşuyorum. Bir google araması yapmadan gelip bana "hatalısın sen" diyebilecek adamlardan uzaklaşıyorum. Bazı konularda açılan hiç bir feedi gözlemlemiyorum bile. İşte bu konular şunlar. Huzur istiyorsanız bence siz de uzak durun. Sıralama rastgele yapılmıştır tehlike sıralaması değildir.

1- iPhone vs.Android : İki tarafında birbirine üstünlükleri vardır elbette. İki tarafında bariz zayıflıkları vardır. Eğer hangisi üstün etrafında bir tartışmaya girerseniz ve herhangi bir tarafa aksi bir şey söylerseniz linç edilirsiniz. Yalan değil biraz araştırın.

2- GS vs. FB : Buraya yazarken bile harfleri yazarken dahi dikkat ettim. Eğer bir takımının bir harfini hatalı yazarsam bir de üstüne fanatiklerle uğraşmak durumunda kalmayayım diye.

3- Mac vs. Pc : Bu tartışma insanlık kadar eski desem kim ne diyebilir ki bana.

4- Browser Savaşları : Ben 5-6 senedir Opera kullanıcısıyım ama başkasına neden Firefox kullanıyorsun ya da neden IE ile devam ediyorsun demem. Kullanım alışkanlıkları en kral browserı bile yere serer benim gözümde, adam önüme en iyi benchmark skorlarını yıksa ben yine de bu saatten sonra değiştirmem. Bir çok kullanıcı da değiştirmez potansiyel sidik yarışlarından kaçmak için uzak durulmalıdır.

5- Friendfeed, Facebook, Twitter çok bozuldu : Kimin neyi bozduğu muallak olan bir ortamda, bu konuyu tartışmak, deli kuyu ve taş denklemine bir katsayı olarak dahil olmanızı sağlar, bırakın aksın.

6- Göç,varoş ve eğitim düzeyi : Bakınız Fazıl Say

7- Sosyal Medya Uzmanı : Ben sosyal medya uzmanıyım diye ortaya atlayanları linç etmek gibi bir huyu var sosyal ağların. Dikkat etmek lazım.

Bu listeyi daha da güncellemek lazım. Eğer itibar yönetimi ile ilgili biraz kafa yoruyorsanız ve sadece iyi bildiğiniz şeyler ile anılmak istiyorsanız bazı etiketlerden kaçınmanız lazım. Elbette bazı zamanlar memnun olduğunuzu söyleyebilirsiniz ama hemen artından gelecek olan "Neden" sorusunu cevaplayabilecekseniz söylemelisiniz.

İsterseniz paranoyak deyin isterseniz korkak, bazı kişiler yüzde yüz emin olduğunuz şeyi bile size çarpıtarak önünüze sunabilir en iyisi bu tarz konulara girmemek.

Saygılar.

26 Eylül 2010 Pazar

İtirazım var arkadaş!

Bazı markalar yaptıkları sosyal medya kampanyalarını kurgularken şöyle bir modelden yola çıkmıştı.

1- Markaya belli kriterlerle bezenmiş bir içerik gönderilir sosyal ağlar üzerinden (video, foto, yazı vs)
2- Marka içeriğinizi beğenirse oylama sistemine alır.
3- Marka içeriğin oylanmasında içerik geliştiricisinin etkin olmasını ister (İçerik geliştirmenin ucunda kazanılacak bir hediye var lakin geliştirici bunun oylatmak için yaymalıdır)
4- Marka içerikleri yarıştırır ve en sonunda en çok oy alan veya jüri tarafından belirlenen içerik kazanır.

Böyle yazıldığı zaman iyi kurgulanmış basit bir sosyal ağ destekli yarışmaya benziyor değil mi? Şimdi sıra ben niye itiraz ediyorum bu tarz kurgulanmış kampanyalarda onu açıklamaya çalışayım. (Şimdi birisi bana ya ama bunun bir sürü prosedürü var diye gelmesin neler olduğu biliyorum, aslında çok daha zor olduğu söylüyorum burada yüzlerce kez)

Bizim insanımız hayatını idame ettirirken bir çok yöntem kullanır. Pek tercih edilmese de ilk idame yöntemi çalışmaktır, sevilmeyen bu şeyi herkes yapmak zorundadır ne acı ki.

Diğer bir popüler yöntem ise çevresi üzerinden geçinme ya da diğer adı ile yancılık. Özellikle üniversite zamanlarında kalma bu yöntem bir çok kişinin yapabildiği basit suistimaller üzerine kurulu bir yöntemdir. Yancılığın temel kuralı hiç bir şeye bulaşmamaktır Sadece insanlardan birşeyler isteyerek bütün bir üniversite dönemini geçirebilirler. Doğal ortamında bir çok kişi gözlemiştir "yancıları" , sevilen kişilerdir, çoğunlukla ya geveze ya da olan biten herşeyden haberi olan birisi. Yani herkesden bir şeyler isteyebilecek kişiler.

Neyse bu kadar üniversite habitatı hakkında konuştuktan sonra asıl meseleye dönelim. Yukarıda bahsettiğim kampanya modeli işte bu "yancı" diye bahsettiğim kişilerin elinde nasıl maymun edilir bir çok kez gördük. Asla içeriğin kalitesine bakılmadan hatta kimi zaman bir içerik bile aranmadan, bu çevresi güçlü arkadaşlar tarafından kampanyaların suistimal edildiğini uygulamalı olarak izledik. Hatta bir kaç kampanya, sırf bu arkadaşlar yüzünden çok zor duruma düştü. Markanın ve düzenleyen ajansların güvenirliliği zedelendi.

İtirazım olan kısım ise şurası bu tarz kampanyalar artık yapılmasın ya da en azından içerik isterken biraz daha zor içerikler isteyin bir tweete tav olmayın yoksa markaya hizmet etmesi gereken kampanya bu arkadaşların çevre genişliğine kurban gidiyor. Markanın adı bile görünemeden kaybolup gidiyor. İçerikleri ve markayı bir şekilde merkeze oturtun arkadaş, kişileri değil. Kampanyayı düzenlemek isteyen talipliler bunun düşünsün artık.

Not: Kimseye veya hiç bir kuruma lafım yok benim rahatsızlığım buydu not ettim. Biri gelip okursa ve hak verirse eyvallah, "yahu sen ne diyorsun kardeş" derse de kendi bileceği iş. Ne uzmanım ne başka bir şeyim gördüğümü yazdım. Kimseyi hedef almıyorum hedef almam da gerekli değil zaten bir çok kişi bu konu hakkında yazdı çizdi.

Not2: Influence Marketing olayın da girmek gerekli yakın zamanda biraz okuyup öğrenip, çalışmak lazım konu hakkında. İlla birileri kampanya merkezi olacaksa saygınlığı olanlar olsun değil mi?

Saygılar.

24 Eylül 2010 Cuma

Bunları paylaşasım var # 40

Top Rank Blog  22 adet sosyal medya pazarlama yönetim aracı listelemiş bizim için.

Listede Wildfire, Virtue, KickApps, Hootsuite, Seesmic ve Social Talk(Bu araların popüler uygulaması bir kaç yatırım şirketi daha yeni destek verdi bu uygulamaya) gibi uygulamalar var.

Yukarıda saymadığım ama Guy Kawasaki'nin kullandığı Objective Marketer uygulaması dikkat çekiyor. Guy Kawasaki kullanıyorsa vardır bir bildiği.

Bu uygulamaların bir çoğu ölçümleme özellikleri öne çıkıyor. KickApps ve Wildfire ise özellikle Facebook uygulama çözümleri ile öne çıkıyor. Vitrue ise özellikle büyük markaların kullandığı bir araç olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Vtirue'yu fan sayfaların değerlerini ölçen uygulamasıyla da hatırlayacaksınız bir ara epey kişi paylaşmıştı. Benim favorilerim Seesmic ve Hootsuite bu yorumum arayüzlere ve kullanışlılığa dayandığını söyleyebilirim. Bu yukarıda saydıklarımdan ve listede olanların deneme sürümleri var bir kontrol edip ihtiyacınız hangisiyse karar verebilirsiniz. (Biraz arkamdan kovalayan varmış gibi bir yazı oldu sanki :))

Yazının sonunda gözünüzden kaçabilir Jeremiah Owyang bu konu hakkında olan listesini de inceleyebilirsiniz.

Saygılar.

23 Eylül 2010 Perşembe

Zenginin Twitter'ı Züğürdün Blogu



Forbes dergisi her sene olduğu gibi yine en zengin adamlar listelerini açıklamaya başladı. Yine geçen senelerde olduğu gibi Amerikan zenginlerini sıraladı. En zengin 400 Amerikan'a ulaşmak istiyorsanız buradan eğer bu Amerikan vatandaşlarının en zengin yirmisinin Twitter hesaplarını istiyorsanız yazının devamına geçiniz.

Hepsinin Twitter hesabı olmasını beklemiyorum ama olanları burada sıralayacağım. Tıklanabilenler Twitter hesabı olanlar.

1- Bill Gates 

2- Warren Buffet

3-  Larry Ellison (Oracle) Şirket sosyal medya konusunda müthiştir.

4 - Chiristy Walton (Walmart)

5- Charles Koch  (Koch Ind.)

6- David Koch   (Koch Ind.)

7 -Jim Walton (Walmart)

8 - Alice Walton (Walmart)

9 - Robson Walmart (Walmart)

10- Michael (Mike) Bloomberg

11- Larry Page (Bu adamın Twitter hesabı olması gerekli mi acaba onu da merak ediyorum?)

12- Sergey Brin ( Ha keza bu arkadaşın da öyle)

13- Sheldon Adelson (Gazinocu adamın ne işi olur Twitter ile)

14- George Soros

15 - Michael Dell (Dell)

16- Steve Ballmer (Şaşırdım keşke bir hesabı olsaydı kendisinin)

17 - Paul Allen (Ne yazık ki)

18 - Jeff Bezos (Amazon)

19 -  Anne Cox Chambers (Cox Enterprises)

20 - John Paulson

Yukarıda olan listede kullanıcıların bazıları Twitter hesabı sahip ve bu kişiler genellikle it sektöründe olan kişiler ve iletişimi üst düzeyde tutmak isteyen kişiler. Hesabı olmayanların ise şirketlerinin Twitter hesabı sahibi olduğunu görüyoruz. Twitter'ı bir şekilde ciddiye alıyor herkes. Aslında yarın bu listenin medya ve teknoloji ile ilgili olan kısmı üzerinde bir çalışma yapmak lazım. Orası daha yüksek bir kullanım oranı yakalayacağına eminim.

Hesapları olmayan kişiler ise bir şekilde Twitter'a ticari rakip olabilecek kişiler olması şaşırtıcı gelmedi.(belki adamlar sadece Twitter'ı sevmemişlerdir bilemiyorum fesatlığa gerek yok :))

Sadece isimleri verdim ayrıntılı bilgi için Forbes 400 listesine şuradan ulaşabilirsiniz.

Saygılar.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Ünlülerin sizi takip etmesi için kaç para verirdiniz?


Takip etmesi ya da bir tweetinizi rt etmesi için kaç para verirdiniz? Hem de bir gün takip etmeyecek en az 3 ay sizi takip edecek

Twitchange adlı bir organizasyon Haiti'ye yardım etmek için Twitter ve Ebay kullanarak böylesine farklı bir uygulama yapmışlar. Örneğin Ricky Martin'in bizi takip etmesinin şu an için bedeli 350 dolar. Ebay'de açık arttırma usulü(zaten başka türlü yok diyen çocuk seni duyuyorum)  satışa sunulmuş. Burada kazanılacak paralar Haiti'de olan deprem mağdurlarına aktarılacak.

Ünlülerin biraz da "influence" yetenekleri yarışacak fakat kazanan Haiti olacak. Ne gibi olaylar var bu açık arttırmada şöyle yazayım.

Twitter'da ünlülerin sizin üzerinizden yapacağı her aksiyonun bir bedeli var. Sizi takip etmesi, sizin bir tweetini rt etmesi ya da sizin bir sorunuza karşılık vermesi gibi. Tabii olarak ünlüleri esir etmiyorsunuz. Sadece bir rt bir cevap hakkınız var ve sizi takip süreleri en az 90 gün olacak.

Bu olay biraz da ünlü olmayan Twitter kullanıcıların egolarını ve arkadaşlarına hava atmalarını sağlayabilecekleri bir durumu gerçeklemesi üzerine. İnsanların star olma istekleri üzerine oynayan ve bunu bir yardım organizasyonuna dönüştürmeye çalışan bir iş. Basit ama yararlı görünüyor. Örneğin bizim ünlülerimizden Yonca Evcimik Tom Cruise tweet atıp, sen benim ruh eşimsin minvalinde bir şeyler söylemişti yakın zamanda. Yonca Evcimik gibi binlerce insan olduğu düşünüyorum. Twitter takipçilerinin nasıl paraya dönüştürülebileceğinin iyi bir örneği.

Şu an bir çok ünlü bu kampanyaya katılmış ve twitter aksiyonlarını açık arttırmaya çıkartmış. Konu ile ilgili Ebay sayfası şurada.

Olayı Fast Company'de gördüm onu da yazalım sanki bana özel haber vermişler gibi olmasın :)

Not: Fast Company'de olan Dan Zarrella'nın Celebrity Twitter Clicktrough Rates(Ünlülerin Twitter Tıklanma Oranları) tablosunu da inceleyiniz öylesine geçmeyiniz.

Saygılar.

Facebook Sayfası