28 Şubat 2010 Pazar
Sen ne acaip bir şeysin Mısırlı ?
Misirlou ; yeni neslin bildiği şekilde Black Eyed Peas'in Pump it şarkısı , Tarantino sevenlerin Pulp Fiction'dan hatırladığı , 80 öncesi doğmuş olanların ise Dick Dale versiyonunu bildiği , Türk sanat musikisi sevenlerin Zeki Müren'in Yaralı Gönül versiyonun bildiği şarkı.
Misirlou şarkısını ilk yapan(çalan demek doğru olabilir) mübadele ile İzmir'den Yunanistan'a geçen Michalis Patrinos olduğu bilinmekteymiş. Mübadele ile Yunanistan'a geçenlere yerleşik Yunan vatandaşları "rebet" derlermiş. Rembetiko denilen bir müzik var ya hani duymuşsunuzdur diye tahmin ediyorum bu insanların müziğidir. Rebetlerin müziği Rembetiko'dur.
Rebetler Yunanistan'da da kabul görememişler Yunanistan'ın nüfusu o mübadele sonucu oldukça artmış ve ülkeyi çok zor bir duruma sokmuş bu durum Rebetlerin gelişlerinden dolayı olduğu söyleyip. Rebetler çektikleri zorlukları müziklerine yansıtmışlar.
Misirlou tahmin edileceği gibi Türkçe "Misirlı" kelimesine denk gelmektedir. Michalis Patrinos'tan sonra şarkı 40 lı yıllarda Nick Roubanis (Caz Müzisyeni ve Müzik Yapmıcısı) tarafından Abd'ye taşınmış. En büyük bilinirliğini Dick Dale'in Surf Rock dedikleri tarzda icra etmesiyle elde etmiştir. Yeni dönemde yukarıda da belirttiğim gibi Black Eyed Peas ve Tarantino'nun Pulp Fiction'unda duyulmuştur.
Onlarca kişi şarkıyı kendi yaptıkları müzik tarzına uydurmuşlardır. Wikipedia'da bu durum için çok güzel bir tanım var.
"Greek song with a cult-like popularity in five very diverse styles of music: Greek rebetiko, Middle-Eastern belly dancing, Jewish wedding music (Klezmer), American surf rock and international orchestral easy listening (Exotica)."
Ben de bu şarkının videolarını youtube arayıp buldum. Zeki Müren versiyonunu dinlememiştim onu da dinleme şansına eriştim. Youtube'un nasıl bir hazine olduğunu tekrar tekrar anladım. Kapalı olması için yapılacak yorum yok , denilecek söz yok.
Bulduğum videoları link olarak size vereceğim . Gömülü olarak koymam blogu ağırlaştıracağını düşünüyorum bu yüzden liste liste olarak benim ilgimi çeken versiyonlarını listeleyeceğim.
*Zeki Müren YARALI GÖNÜL link
* Miserlou - Dick Dale link
* Rachid Taha : Jungle Fiction: Jazz from Argelia link
* Youtube stopmotion band - Misirlou link
* Pulp Fiction Soundtrack link
* Anna Vissi - Misirlou link
* Dick Dale Nissan Reklamı link
* Dario Moreno - Misirlou link
Wikipedia Misirlou maddesi burada (İngilice)
Not: Verdiğim bilgiler wikipedia derlemesidir.
Saygılar.
24 Şubat 2010 Çarşamba
Neden Friendfeed değil de Twitter tercih ediliyor ?
Friendfeed'te uzun zaman geçirip twitter'a geçen kullanıcıları kastetmiyorum zaten öyle kullanıcılarda fazla yok. Yeni başlayan birisi için yazıyorum.
Aslında basit bir bir durum bu. Friendfeed'te yeterince ünlü kullanıcı yok. Friendfeed'te ünlü kullanıcı olmamasını anlarım sonuçta friendfeed tartışmaların çok fazla olabileceği bir yer bu tartışmalar bir anda parlayabiliyor ve birden feedin asıl sahibinin elinden kaçıyor. Bir çok ünlü böyle tartışmaların içinde olmak istemez büyük ihtimal(çevrimiçi itibar yönetimi konusu).
Twitter'da bu iş daha kontrollü oluyor en azından tartışma iki kişi arasında ve bir çok kişi karışmadan konuyu sonlandırabiliyorsun. Zaten bir çok kişi karışmıyor. Tartışmalarda sadece laf atma olarak kalıyor.
Friendfeed dünyada en çok kullanılan ülkelerden 2.si Türkiye(artık bunu herhalde internet üzerinde 1 milyon kişi söylemiştir). Friendfeed en son alexa verilerine göre twitter'ın gerisinde kaldı. Çok büyük bir fark yok fakat muhtemelen o fark zamanla artacak.
Peki herhangi biri Twitter'ı neden tercih eder? Tamam ünlülerin neden burada olduğunu yazdık fakat herhangi biri neden gelir. Basit ünlüleri takip etmek için bbgler yakın zamana kadar reyting rekorları kırıyordu. Magazin programları halen çok seyrediliyor.
Friendfeed bilindiği gibi belli sektörden insanların toplandığı bir paylaşım noktası insanlar bir çok konu hakkında bilgilerini paylaşıyor hatta bir çok kişi tanımadığı insanlara yardım ediyor. Fakat bu kişileri bulmak pek kolay olmuyor doğru insanları takip etmediğiniz an anafeediniz çöplüğe dönebiliyor. Doğru insanları bulmakla adaptasyon süresi harcanıyor ve ister istemez sabırlı olmayan bünyeler friendfeed'i terk ediyor.
Twitter'da adaptasyon süresi oldukça kolay aşılabiliyor. Başta bir iki ünlü ismi takip ettiğiniz zaman belli bir eğlenceli ortam sağlayabiliyorsunuz ve gözetleme güdünüzü biraz torpülüyorsunuz. Sonra kendi arkadaş grubunuzu , ortak zevkleri paylaşan insanlarla kurabiliyorsunuz. Tabi ki twitter'in basit yapısı bu durumu daha da hızlandırıyor. Twitter hakkında ne zaman yazsam Chris Brogan'ın bu sene için öngürülerde bulunduğu yazısının başlığı aklıma geliyor Small , Simple , Shared (küçük , basit , paylaşılan).
Friendfeed mi twitter mı? . Ben bir yorum yapamam ikisi de ayrı dünyalar. İkisinde de fazla zaman geçirdiğim için artık ikisini de bırakamıyorum.
Not: İki gün twitter üstüne yazdım sanki twitter çığırtkanlığı yapıyor gibi oldu. Asla yok öyle bir şey bütün sosyal medya araçlarına aynı mesafedeyim (Profesyonel futbolcu demeci gibi oldu)
Saygılar.
Aslında basit bir bir durum bu. Friendfeed'te yeterince ünlü kullanıcı yok. Friendfeed'te ünlü kullanıcı olmamasını anlarım sonuçta friendfeed tartışmaların çok fazla olabileceği bir yer bu tartışmalar bir anda parlayabiliyor ve birden feedin asıl sahibinin elinden kaçıyor. Bir çok ünlü böyle tartışmaların içinde olmak istemez büyük ihtimal(çevrimiçi itibar yönetimi konusu).
Twitter'da bu iş daha kontrollü oluyor en azından tartışma iki kişi arasında ve bir çok kişi karışmadan konuyu sonlandırabiliyorsun. Zaten bir çok kişi karışmıyor. Tartışmalarda sadece laf atma olarak kalıyor.
Friendfeed dünyada en çok kullanılan ülkelerden 2.si Türkiye(artık bunu herhalde internet üzerinde 1 milyon kişi söylemiştir). Friendfeed en son alexa verilerine göre twitter'ın gerisinde kaldı. Çok büyük bir fark yok fakat muhtemelen o fark zamanla artacak.
Peki herhangi biri Twitter'ı neden tercih eder? Tamam ünlülerin neden burada olduğunu yazdık fakat herhangi biri neden gelir. Basit ünlüleri takip etmek için bbgler yakın zamana kadar reyting rekorları kırıyordu. Magazin programları halen çok seyrediliyor.
Friendfeed bilindiği gibi belli sektörden insanların toplandığı bir paylaşım noktası insanlar bir çok konu hakkında bilgilerini paylaşıyor hatta bir çok kişi tanımadığı insanlara yardım ediyor. Fakat bu kişileri bulmak pek kolay olmuyor doğru insanları takip etmediğiniz an anafeediniz çöplüğe dönebiliyor. Doğru insanları bulmakla adaptasyon süresi harcanıyor ve ister istemez sabırlı olmayan bünyeler friendfeed'i terk ediyor.
Twitter'da adaptasyon süresi oldukça kolay aşılabiliyor. Başta bir iki ünlü ismi takip ettiğiniz zaman belli bir eğlenceli ortam sağlayabiliyorsunuz ve gözetleme güdünüzü biraz torpülüyorsunuz. Sonra kendi arkadaş grubunuzu , ortak zevkleri paylaşan insanlarla kurabiliyorsunuz. Tabi ki twitter'in basit yapısı bu durumu daha da hızlandırıyor. Twitter hakkında ne zaman yazsam Chris Brogan'ın bu sene için öngürülerde bulunduğu yazısının başlığı aklıma geliyor Small , Simple , Shared (küçük , basit , paylaşılan).
Friendfeed mi twitter mı? . Ben bir yorum yapamam ikisi de ayrı dünyalar. İkisinde de fazla zaman geçirdiğim için artık ikisini de bırakamıyorum.
Not: İki gün twitter üstüne yazdım sanki twitter çığırtkanlığı yapıyor gibi oldu. Asla yok öyle bir şey bütün sosyal medya araçlarına aynı mesafedeyim (Profesyonel futbolcu demeci gibi oldu)
Saygılar.
23 Şubat 2010 Salı
Twitter istatistik açıkladı
Twitterblog istatistik açıkladı. Kendimi Tuik'te enflasyon oranlarını açıklayan kişi gibi hissettim birden.
TwitterBlog dedi ki " Günde 50 milyon tweet atılıyor , saniyede ise 600 tweet " ve eklediler "bu durum 2007'de günde 5000 idi" Güzel istatistikler peki ne aldık bu istatistikten 50 milyon tweet günlük. Biraz daha gezinirken başka bir istatistiğe rastladım ağustos 2009 tarihli istatistik şöyleydi(çok değiştiğini düşünmediğim için veriyorum) ;
Kullanıcıların günlük ortalama tweet sayıları
0 tweets : 85.37%
1 tweet : 6.48%
2 tweets : 2.80%
3 tweets : 1.53%
4 tweets : 0.93%
5 tweets : 0.62%
6 tweets : 0.42%
7 tweets : 0.31%
8 tweets : 0.23%
9 tweets : 0.18%
10+ tweets : 1.13%
Bu istatistikten en rahat gözlemlenebilecek şey twitter hareketlerinin %75 ni popülasyonun %5 sağlıyor. Yani halen twitter toplam popülasyonun büyük çoğunluğu hesabı açmakla kalmış. Bunun şöyle bir örnek verebilirim. Dün takip ettiğim kişileri temizlemeye karar verdim. Çok tweet göndermeyenleri temizlemekle başladım ve takip ettiklerimin %20 si civarı temizlendi(220 den 180 e düştü). Temizlediklerimden büyük çoğunluğu hesabı açmışlar ve terk edip gitmiş olanlar. Hatta takip ettiklerimden birisinin hesabı 2007 tarihliydi. Son tweet 8 ay önce atılmıştı.
Yani twitter günlük tweet sayısı 50 milyonu bulması halen çok doyurucu bir istatistik değil. Çünkü son zamanlarda şirketlerin ve haber bloglarının twitter aktivitelerinde artışlar var. Bir haber blogu veya portalı günde en az 20 tweet gönderiyor. Bu hesaba nasıl katılmıştır 50 milyon sayısına ulaşılırken bilmiyorum açıkcası.(Spamların dahil olmadığı belirtmişler).
Son olarak ; twitter halen herhangi bir kullanıcıyı içine çekebilecek kadar eğlenceli değil ve bu durumu gidermek için pek bir şey yapmıyorlar. Bir gün Msn ve benzeri anlık mesajlaşma sistemleri bizde şu kadar mesaj gönderiliyor diye bir açıklama yaparlarsa 50 milyon tweet yalan olur. bu ayrı bir konu tabi olarak.
Twitter blogun konu ilgili yazısı
Günlük kişi başına ortalama tweet sayılarının linki
Saygılar.
TwitterBlog dedi ki " Günde 50 milyon tweet atılıyor , saniyede ise 600 tweet " ve eklediler "bu durum 2007'de günde 5000 idi" Güzel istatistikler peki ne aldık bu istatistikten 50 milyon tweet günlük. Biraz daha gezinirken başka bir istatistiğe rastladım ağustos 2009 tarihli istatistik şöyleydi(çok değiştiğini düşünmediğim için veriyorum) ;
Kullanıcıların günlük ortalama tweet sayıları
0 tweets : 85.37%
1 tweet : 6.48%
2 tweets : 2.80%
3 tweets : 1.53%
4 tweets : 0.93%
5 tweets : 0.62%
6 tweets : 0.42%
7 tweets : 0.31%
8 tweets : 0.23%
9 tweets : 0.18%
10+ tweets : 1.13%
Bu istatistikten en rahat gözlemlenebilecek şey twitter hareketlerinin %75 ni popülasyonun %5 sağlıyor. Yani halen twitter toplam popülasyonun büyük çoğunluğu hesabı açmakla kalmış. Bunun şöyle bir örnek verebilirim. Dün takip ettiğim kişileri temizlemeye karar verdim. Çok tweet göndermeyenleri temizlemekle başladım ve takip ettiklerimin %20 si civarı temizlendi(220 den 180 e düştü). Temizlediklerimden büyük çoğunluğu hesabı açmışlar ve terk edip gitmiş olanlar. Hatta takip ettiklerimden birisinin hesabı 2007 tarihliydi. Son tweet 8 ay önce atılmıştı.
Yani twitter günlük tweet sayısı 50 milyonu bulması halen çok doyurucu bir istatistik değil. Çünkü son zamanlarda şirketlerin ve haber bloglarının twitter aktivitelerinde artışlar var. Bir haber blogu veya portalı günde en az 20 tweet gönderiyor. Bu hesaba nasıl katılmıştır 50 milyon sayısına ulaşılırken bilmiyorum açıkcası.(Spamların dahil olmadığı belirtmişler).
Son olarak ; twitter halen herhangi bir kullanıcıyı içine çekebilecek kadar eğlenceli değil ve bu durumu gidermek için pek bir şey yapmıyorlar. Bir gün Msn ve benzeri anlık mesajlaşma sistemleri bizde şu kadar mesaj gönderiliyor diye bir açıklama yaparlarsa 50 milyon tweet yalan olur. bu ayrı bir konu tabi olarak.
Twitter blogun konu ilgili yazısı
Günlük kişi başına ortalama tweet sayılarının linki
Saygılar.
22 Şubat 2010 Pazartesi
Bilimin popüleri olurmuş mu?

Bu başlığı atarken aklıma "herkesin bir popisi var" videosu geldi. Neyse çok sıkı bir fan olmasam da popüler olan bilim konularını takip etmeye çalışırım.(şimdi bilim popüler olurmuş diye sormayın herkes hadron çarpıştırıcısını merak etmiştir işte popüler bilim)
Bu konuda Türkiye'de çok güncel haber kaynağı yok ne yazık ki. Bilim konusunda aklımıza ilk gelen tubitak'ın sitesinde ise popüler bilim için bir şey yok bu yüzden yabancı siteleri takip etmek gerekiyor. Bazı gelişmelerin ne işe yarayacağını çözemesem de nanoteknoloji dedikleri zaman aval aval bakmamak lazım.
Bu konu hakkında neden yazdığımı da belirteyim. Popsci twitter hesabında bu tweet çıktı önüme "Dünyanın en şanslı işini yapan adam uyuyan yavru kedileri inceliyor". İngilizceydi tabii olarak. Bilimi popülerleştirmek :) için yapılan bu espriye gülüp yazmaya karar verdim. Bundan sonra bu konu hakkında yazayım belki birileri merak eder de nereden yararlanmam gerekir diye sorar buradan bakıverir belki bir işe yarar.
Popsci : Popüler bilim dergilerinin en çok bilineni. Aylık bir dergi olmasına rağmen sitesi blog gibi işleyip günlük yayın yapıyor. Twitter ve popüler diğer ağlarda hesapları var özellikle twitter hesapları takip edilmeli eğlenceli bir twitter hesabı var. Bilim eğlenceli değildir diyenleri yanıltabilecek bir yapısı var.
New scientist : Yine popüler bilim dergisi. Zaten adın da anlaşılabileceği gibi yeni bilim. Bilm dünyasında olan gelişmeleri ve direkt olarak yaşamımızı etkileyebilecekleri internet sitesinde yayılıyor. Son günlerde olan başlıklardan bir örnek verebiliriz "Kim ultra hızlı internet istemez" . Twitter hesabı popsci gibi çok hareketli sürekli güncellemeler düüyor. Rahatsız etmeyecek fakat dikkatinizi oraya çekebilecek başlıklar atıyorlar. Takip etmekte yarar var.
Boing Boing : Bu blog benim favori blogumdur. Aslında tanıtmaya gerek yok girip geziniz internette biraz vakit geçiryorsanız boing boing aracılığı ile önünüze düşen bir link görmüşsünüzdür.
İo9 : Her ne kadar popüler bilim blogu olmasa da sıkı sık bu tarz güncellemeler yer verdiği için burada yer vermenin iyi olacağını düşündüm. Gawker ve gizmodo gibi büyük blogların kardeşi olan bu blogun içeriği "geeky" diyerek tanımlamak doğuru olabilir.
Hafif.org : Türkiye'den benim bildiğim tek örnek olanpopüler bilim blogu. Başkası varsa gözden kaçırmışımdır. Biraz araştırma yapınca . Bu konuda fazla bir şey bulamadım. Hafif.org un içeriği çok güncellenmese de sıkı bir kullanıcısı var olduğunu söylemek gerekir. Yazılan yazılar yorumsuz kalmaz.
Neyse bu konu hakkında başka yazacak çok şey olabilir gözden kaçırdıklarım olabilir. Bu konuda yapacak ve yazacaklarım bu kadar. Gözden kaçanlar için özür dilerim.
Son olarak resimde görülen Hadron çarpıştırıcısı hakkında viki maddesi burada
Saygılar.
20 Şubat 2010 Cumartesi
Sosyal ağlar neden terk edilir?

Sosyomat üzerinden bu konu hakkında bir şeyler yazacağım. Her zaman olduğu gibi yine burada da belirteyim ben uzman değilim takipçiyim. Sosyal ağları neden takip listemden çıkartırım diye bir başlık atabilirmişim aslında.
Neyse konuya döneyim Neden ;
* İlk neden kullanıcı kalitesinin düşmesi ve bunun kontrol altına almak için bir çaba sarf edilmemesi. Sosyomat gibi özel bir sosyal ağ sitesinin bu tarz durumlarda davetiye sisteminden vazgeçmemesi lazım. En azından epey bir süre bekleyen (ben 6 ay beklemiştim) eski kullanıcıları küstürmemek lazım.
* "Yenilik" denilen şeyin temel gereksinimleri yerine getirmek değil zamanın şartlarına uyum sağlamak olduğunu unutmamak. Sosyomat temel gereksinimleri sağlam ve stabil bir sistem kurmak için epey uğraştı ve her yaptığı temel ayağını yenilik olarak yansıtmaya çalıştı. Mp3 ekleme sorunu temel sorunlardan birisi olması ve bu sorunu her çözdük denilidiğin de bunu yenilik olarak sunması.
* Tanınma çalışmaları yapıp gerekli büyümeyi sağlayamaması. Sosyomat asla bir ekşi sözlük bilinirliğine ulaşması beklenemez lakin uludağ ve itü sözlük civarlarına yaklaşan ve aranan bir site olabilirdi. Aktif ve diğer ağlarda olan üyelerine burada anlatabilmeleri sağlanabilirdi. (elit kullanıcı olmazdı hormonlu büyürdü geyiğine girmesin kimse , davetiye sistemi bu sorunu çok rahat bir şekilde çözebilirdi bu konu için sosyomat facebook sayfasına bakılabilir sadece 800 kişi)
*Kişisel sebepler var tabi ki. Arkadaşlarının terk etmesi bunun devamında ağın terk edilmesi. Diğer kullanıcılarla ters düşmek. Kullanıcı hatası diye nitelendirebileceğimiz şeyler tabii olarak
* Aslında eğlenceli olan bazı özelliklerin kaldırılması. Sosyomatta puanlama sisteminin bir anda uçup gitmesi ve gelecek denilmesine rağmen geri gelmemesi.
*Uzun süreli site arızaları ve sitenin ağırlığı. Sosyomatın çok uğraştığı bir konu daha sitenin ağırlığı yüzünden siteye girme aralıklarımda farklılaşmalar olmuştu.
Şimdilik aklıma gelen bunlar. İlerleyen günlerde başka bir şey gelirse aklıma başka bir site ile ilişkilendirip yazabilirim.
Sosyomat buradan
Saygılar.
Bunları paylaşasım var # 12
Bu aralar yine çok özel bir şey bulamadıkça yazmak istemiyorum. Zaten bir çok diğer konuyu herkes tekrar tekrar yazıyor. Benim yazmamın çok farklılık oluşturacağını düşünmüyorum.
Neyse paylaşmak istediğim şeyler var ilki ; Kevin Rose'un(Digg kurucusu) Yeni Zelanda Webstock etkinliğinde yaptığı konuşmanın özet metni.
Konuşmanın başlığı Kevin Rose's 10 Tips for Entrepreneurs( Kevin Rose'dan girişimciler için 10 ip ucu).
Bu 10 ipucundan bazıları şöyle. 1-Just Build It (Sadece oluştur, dene! denemeden bilemezsin gibi bir anlamı var) 2- Iterate (Yinele ; Kur bırak yeniden yap vazgeçme)
8-Connect With the Community(Topluluklarla birleş(iletişim kur) ; onlardan geri dönüş al) 10-Analyze Your Traffic (Trafiği analiz et bunu açıklaya gerek yok)
Yazının tamamı Read Write We üzerinden Kevin Rose's 10 Tips for Entrepreneurs
İkinci paylaşacağım ise Abd'de yapılan ibr araştırmanın linki olacak. Araştıramnın içeriği ; Mobile Sosyal Ağlar masa üstünden daha popüler(Mobile Social Networking More Popular than Desktop) . Araştırmadan bahsetmeme gerek yok sanırım okumanızı tavsiye ederim.
Araştırma sonuçlarına baktıktan sonra Google'ın yüksek ücretle aldığı mobil reklam ajansı aklıma geldi ilk okuduğumda miktar biraz yüksek gelmişti fakat bu işin daha ileri de gidebileceklerini gördüklerinden dolayı bu miktarı ödedikleri ortaya çıkıyor.
Saygılar.
Neyse paylaşmak istediğim şeyler var ilki ; Kevin Rose'un(Digg kurucusu) Yeni Zelanda Webstock etkinliğinde yaptığı konuşmanın özet metni.
Konuşmanın başlığı Kevin Rose's 10 Tips for Entrepreneurs( Kevin Rose'dan girişimciler için 10 ip ucu).
Bu 10 ipucundan bazıları şöyle. 1-Just Build It (Sadece oluştur, dene! denemeden bilemezsin gibi bir anlamı var) 2- Iterate (Yinele ; Kur bırak yeniden yap vazgeçme)
8-Connect With the Community(Topluluklarla birleş(iletişim kur) ; onlardan geri dönüş al) 10-Analyze Your Traffic (Trafiği analiz et bunu açıklaya gerek yok)
Yazının tamamı Read Write We üzerinden Kevin Rose's 10 Tips for Entrepreneurs
İkinci paylaşacağım ise Abd'de yapılan ibr araştırmanın linki olacak. Araştıramnın içeriği ; Mobile Sosyal Ağlar masa üstünden daha popüler(Mobile Social Networking More Popular than Desktop) . Araştırmadan bahsetmeme gerek yok sanırım okumanızı tavsiye ederim.
Araştırma sonuçlarına baktıktan sonra Google'ın yüksek ücretle aldığı mobil reklam ajansı aklıma geldi ilk okuduğumda miktar biraz yüksek gelmişti fakat bu işin daha ileri de gidebileceklerini gördüklerinden dolayı bu miktarı ödedikleri ortaya çıkıyor.
Saygılar.
18 Şubat 2010 Perşembe
Secretlondon hikayesi
Bu konuyu techcrunch geçen haftalarda en hızlı büyüyen facebook grubu olarak haber yapmıştı. Dün ise bu grubun facebook grubunda bir siteye dönüştüğünü yazdı. Facebook grubu duruyor halen.
Oranın linkini vereceğim. Ama ben de ufak bir yazı yazayım. Grubun içeriğini anlatayım kısaca grupta Londra'da olan fazla bilinmeyen aktiviteleri paylaşıyorlar. Nerede güzel bir yemek var orayı anlatıyorlar nerede güzel bir grup çıkıyor onu anlatıyorlar. Artık facebook gruplarının yanında bir de siteleri var bir haftada yaptıklarını ve harcadıkları paranın çok fazla olmadığından bahsediyorlar ki yine 5000 tl gibi para harcanmış. Gelecekte bir kaç şehir için bu tarz siteler daha açacaklarını anlatıyorlar.
Bence bizimkilerin kurduğu ve üye sayıları milyonları geçen gruplarında bu tarz oluşmda bulunması lazım. Secret london ekibi (ekip dedim ama kurucusu 21 yaşında Tiffany Philippou adında bir kız) bu işi 180 000 kişiyi bulunca yapmışlar.
Bu hareketin bence dikkat çeken fikir "eğer bu kadar kişiyi bir araya toplayabiliyorsan onları harekete de geçirebilirsin" . Bu fikirden hareket ederek (bir kaç siyasi grubu dışında tutmak lazım) topladıkları kişi sayısı 100 bin üzerinde olan her grup bu konuda düşünmeli ve harekete geçmeli. Facebook'tan çıkan bir girişimin tutma olasılığı bence gayet yüksek (bir sürü sayı vermeye gerek yok , şu kadar saat geçiriyor gibi istatistikler ortada zaten riske girmek isteyen o istatistikleri takmaz ya da o istatistiklere bağlanır).
Bu iş bence bambaşka bir yol açabilir eskiden herkes ilk önce şirket ürün sonra sosyal medya yolunu kullanıyordu. Bu durumda sosyal medyada bir nabız yoklama ondan sonra işin ortaya çıkışı sırası olabilir. Her zaman söylediğim gibi ben uzman değilim bu konuda yatırım uzmanlarına danışmak lazım yanılıp yapılmayacak şeyleri gözden geçirmek lazım hepsinden önce riski göz almak lazım. Bir sürü parametre , bir sürü hesap işi var. Hiç girmeyeyim bu konuya en iyisi. Linkten okuyup feyz alınız.
Techcrunch'un secretlondon ile ilgili yazısı
Not : Kocaman başlıktan kurtulup basit paintte yapılacak kadar kolay bir başlık yaptım. Paintte yapmadım inkscape kullandım giderek düzeltmeye çalışacağım. Zaten blog temasınıda değiştirmem lazım çok karıştı ortalık çöpe döndü blog :)
Saygılar.
Oranın linkini vereceğim. Ama ben de ufak bir yazı yazayım. Grubun içeriğini anlatayım kısaca grupta Londra'da olan fazla bilinmeyen aktiviteleri paylaşıyorlar. Nerede güzel bir yemek var orayı anlatıyorlar nerede güzel bir grup çıkıyor onu anlatıyorlar. Artık facebook gruplarının yanında bir de siteleri var bir haftada yaptıklarını ve harcadıkları paranın çok fazla olmadığından bahsediyorlar ki yine 5000 tl gibi para harcanmış. Gelecekte bir kaç şehir için bu tarz siteler daha açacaklarını anlatıyorlar.
Bence bizimkilerin kurduğu ve üye sayıları milyonları geçen gruplarında bu tarz oluşmda bulunması lazım. Secret london ekibi (ekip dedim ama kurucusu 21 yaşında Tiffany Philippou adında bir kız) bu işi 180 000 kişiyi bulunca yapmışlar.
Bu hareketin bence dikkat çeken fikir "eğer bu kadar kişiyi bir araya toplayabiliyorsan onları harekete de geçirebilirsin" . Bu fikirden hareket ederek (bir kaç siyasi grubu dışında tutmak lazım) topladıkları kişi sayısı 100 bin üzerinde olan her grup bu konuda düşünmeli ve harekete geçmeli. Facebook'tan çıkan bir girişimin tutma olasılığı bence gayet yüksek (bir sürü sayı vermeye gerek yok , şu kadar saat geçiriyor gibi istatistikler ortada zaten riske girmek isteyen o istatistikleri takmaz ya da o istatistiklere bağlanır).
Bu iş bence bambaşka bir yol açabilir eskiden herkes ilk önce şirket ürün sonra sosyal medya yolunu kullanıyordu. Bu durumda sosyal medyada bir nabız yoklama ondan sonra işin ortaya çıkışı sırası olabilir. Her zaman söylediğim gibi ben uzman değilim bu konuda yatırım uzmanlarına danışmak lazım yanılıp yapılmayacak şeyleri gözden geçirmek lazım hepsinden önce riski göz almak lazım. Bir sürü parametre , bir sürü hesap işi var. Hiç girmeyeyim bu konuya en iyisi. Linkten okuyup feyz alınız.
Techcrunch'un secretlondon ile ilgili yazısı
Not : Kocaman başlıktan kurtulup basit paintte yapılacak kadar kolay bir başlık yaptım. Paintte yapmadım inkscape kullandım giderek düzeltmeye çalışacağım. Zaten blog temasınıda değiştirmem lazım çok karıştı ortalık çöpe döndü blog :)
Saygılar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)