9 Nisan 2010 Cuma

BRIC , Türkiye ve Sosyal Ağlar #1

Bir banka BRIC diye tabir edilen dört gelişmekte olan ülke için fon reklamı yapıyordu bu ülkelerin büyük şirketlerinin fonları hakkında bir şeydi. Tam olarak ilgilenmediğim için bu reklamı önemsemedim. Zaten borsa ve fon işleri hakkında bilgim zayıftır. BRIC ; Brezilya , Rusya , Hindistan ve Çin ülkelerini tanımlamak için kullanılıyor. Bazen sonuna Türkiye'de eklenip BRICT yapıldığı da oluyor(çok gerekli bir bilgi değil ama yazmış olduk artık). Bu ülkelerin ortak özelliği gelişmekte olan ekonomileri ve büyük potansiyelleri. Şimdi bu konu beni ve blogu neden ilgilendiriyor onu açıklayayım. Bu 4 ülkenin de kendi internet dünyaları var. Bu ülkelerde Facebook ve bir çok uluslar arası diğer sosyal ağlar ile beraber diğer sosyal ağlarda(yerel olanlar) güçlü olarak mevcut. Şimdi hangi ülkelerde hangi ağlar güçlü onu sıralayalım.Belki bu sıralamaları yaparken Türkiye için de bir şeyler söyleyebiliriz. Alexa ilk 20'de olan siteleri vereceğim. Blog sağlayıcı servisleri de sosyal ağ olarak konumlandırmak  pek hatalı olmaz sanırım. Alexa harici araştırmalara ulaşmaya çalışmama rağmen ne yazık ki hep güncel olmayan araştırmalara denk geldim. Parantez içindekiler toplamda olan sıralamalardır.

Brezilya
1:Orkut(2),  2: Youtube(6), 3: Blogger(10), 4: Facebook(16) 5: Twitter(18), 6:Wordpress(19)

Brezilya çok uzun süredir Google'ın sosyal ağı olan Orkut'u bırakmadı. Bu nedenle Facebook Brezilya'da istediği gibi büyüyemedi. Facebook'un orta zamanlı hedeflerinde  Brezilya'da büyümek olduğunu düşünebiliriz. Facebook için aslında diğer ülkelere bakıldığında kötü gibi görünen sıralama Twitter için gayet iyi bir yer denilebilir. Orkut'un bu kadar güçlü olduğu bir yerde özellikle.

Rusya
1: Vkontakte (3), 2: Odnoklanski(6) ,3: Youtube(8) 4: LiveJournal(9), 5: Narod( 12) , 6:Ucoz.ru(14), 7: Blogger (19), 8: Facebook(20)

Rusya'nın sosyal ağları arasında ismini duymadığımız bir çok ağ olduğunu görebiliyoruz. Rusya internet dünyası çoğunlukla kendi içinden çıkardığı isimlerle ilerliyor. Şimdi kısaca bu sitelerin asıl amaçlarına değinelim.

Vkontakte kısaca Rus Facebook'u olarak nitelendirilebilir. Facebook ne yapıyorsa aynısını yapabiliyor. Merak ettim gireceğim derseniz siteye Türkiye'den giriş engelli. Girmek için çeşitli yollar var ama boşverin şimdi :)

Onoklanski ise eski sınıf arkadaşlarınız bulabileceğiz bir web sitesi diye kendini tanıtıyor. rusça yazıldığı için sitenin yönergelerini çok çözmeye çalışmadım.

Narod Rus arama motoru Yandex'in bir alt servisi olarak olan bir sosyal ağ ve bir çok ıvır zıvır. İGoogle benzer bir şekli var.

Ucoz.ru bir site hazırlama motoru blogger ve wordpress'e bir altenatif fakat daha güçlü bir alternatif olduğu söylenebilir.

Genel olarak toparlamak gerekirse Rusya internet dünyası kendi halkını tanıyan ve onlara göre çözümler üreten ağları tercih ediyor. Aynen Brezilya'da olduğu gibi burada da Facebook yine önceden kullanılmaya alışılmış olan ve iyi altyapıları olan sosyal ağ sistemlerinin dışında kalmış. Bir diğer dikkat çekici unsur ise Live journal bloglama sistemini üst sıralarda olması hem blogger hem de wordpress'i geçmiş durumda. Buradan şunu çıkartabiliriz sanırım her evrensel değer halkların isteklerini karşılayamayabiliyor farklı halkları farklı dinamikleri oluyor.

Bu yazıyı tek seferde yazacakken seri haline dönüştürmek zorunda olduğumu hissettim Çünkü ciddi zaman harcamak gerekiyor ve tek parça olarak gelirse okuması insanların gözünü korkutabilir. Yazının sonra gelecek serilerinde Türk sosyal ağ kullanma alışkanlıkları ile BRIC sosyal ağ kullanma alışkanlıklarını karşılaştırmaya çalışacağım. İddialı bir yazı olarak anlaşılmasın kendi merakımı gidermek için araştırdım merak edenler olursa diye de not düştüm buraya.

Saygılar.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Foursquare ülkemizde tutmaz ise neden tutmaz?



Bir dinleme skandalının patlak verdiği şu günlerde insanlarda ufaktan bir paranoya başladı. Herkes "beni de dinliyorlar mı şüphesi" yaşıyor.(Beni dinlemiyorlardır zaten ben kimim oğlum :)). Zaten çok çabuk panik olan bir milletiz. Buluttan nem kapmak gibi bir alışkanlığımız var ne yazık ki.

Neyse bu dinlenme paranoyasından Foursquare'ın ülkemizde tutmama ihtimali üzerine konuşma faslına geçelim. Lokasyon bazlı uygulamalara uzun süredir ülkede popüler olmaya çalışıyor hatta yakın zamanda Bun Design bir Foursquare temelli kampanya yapacak. Şimdi ihtimali sorgulayalım bu kısa haberden sonra. Aman yanlış anlaşılmasın Bun Design'ın kampanyasını sorgulamıyorum sadece Foursquare'ın durumunu sorguluyorum.

Neden tutmaz ?

*İlk neden bence Please Rob Me gibi sitelerin varlığı. Bu siteler insanları ister istemez bu konu hakkında çelişkiye düşürüyor. "Birisi benim evimi soyacak" düşüncesi her zaman var olan bir düşünce olmasına rağmen bu tarz şeylerle şüphe daha da tetiklenmiş oluyor.

*Bir diğer ise toplum olarak şüphe ve paranoya konusunda yüksek ihtisas sahibi olmamız. "Benim bir sapığım var mı beni takip edecek mi?" düşüncesi her zaman akılları biraz kemirecek.

* Halen yeteri kadar mobil internet işine adapte olamamak. Tamam bir çok kişi ufaktan da olsa  Facebook ve twitter kullanıyor olsa bile halen yeterli değil. Tabii adaptasyonun gecikmesinin önemli nedenlerinden biri de data ücretleri.

* Hiç bir titri veya makamı olmayan insanlar bile beni de dinliyorlar şüphesine kapılıyorsa burada bu işi daha da kolaylaştırın bir icadın var olduğunu bilmek ve bunu kullanmak gayet cesaret isteyen bir şey olsa gerek.

* Belki biraz sert algılanabilir ama "birisi benim nerede yemek yediğimi neden önemsesin?" sorusu. Açıkçası ben twitter kullanma işini bile bazen bu tarz sorular ile sorguluyorum.

Saygılar.

6 Nisan 2010 Salı

10 Milyon olsan ne olur?


Penn Olson'da şu yazıyı okuduktan sonra acaba bizim Kültür ve Turizm bakanlığı ne alemdedir diye bir facebook araştırması yaptım. Buradan dişe dokunur bulamayınca bakanlığın sitesinden bir şeyler bulabilir miyim diye oraya baktım. Oradan Go Turkey adlı resmi turizm portalına ulaştım.

Şimdi asıl anlatmak istediğim yere gelelim. Penn Olson'un yazısında Yeni Zelanda'nın facebook sayfasından bahsediliyordu. Tabi yazıyı okurken ben de girip adamlar ne yapmış diye bir baktım. Gerçekten özenli bir çalışma yapılmış. İş , fan sayfalarını semt pazarına çeviren amatörlere ve milliyetçilik yapan üç beş insana bırakılmamış. İşin ciddiyeti ve facebook'un gücünün  farkında olan bir ekibin adam akıllı çalışmasıyla yapılmış.

Artık insanların şunu fark etmesi gerekiyor " İnternette arama yaparken sadece google kullanılmıyor bir çok kişi facebook ve diğer sosyal medya araçlarını da kullanıyor." Koskoca ülkenin itibarının üç beş kafatasçı milliyetçiye bırakılmayacağının bilinmesi gerekir.

Şimdi Yeni Zelanda 'nın fan sayfasını ve turizm organizasyonun ana sayfasını izleyerek sosyal medya araçlarında nasıl ülke tanıtımı yapılır anlamaya çalışacağım. Aslında sağa sola sövüp bırakmak daha makbule geçer ama bir  şeyler yazayım.

Yeni Zelanda sayfasında dikkat çeken ne var ?

İlk etapta düzenli ve ülkenin turizminde vurgu yapılması gereken neresi ise ona yapılan logoda dikkat çekilmiş. Ülkenin en önemli özelliği eşsiz doğası (Bknz : Yüzüklerin Efendisi Serisi) bu konuya dikkat çekilmiş. Düzenli olduğunu şuradan anlayabiliriz. Bütün girişler aynı ağızdan ve sadece yönetici hesap olan 100% Pure New Zealand  adlı hesaptan yapılmış ve duvarın başkaları tarafında işgal edilmemesi sağlanmış(Facebook duvar ayarlarının dikkatli kullanımı).Bilgiler kısmı şişirilmemiş. Yani aslında çok okunmayan bir yere bilgi bombardımanı gerekmez adam akıllı bir slogan ya da küçük bir tanıtıcı cümle yeter.

Fotoğraflar bölümünde hayran fotoğrafları ve 100% Pure New Zealand 'ın kendi eklediği fotoğraflar var. Açıkçası herkesin bileceği gibi en kolay düzenlenecek yerlerden biri. Zaten 100% Pure New Zealand 'ın bir adet Flickr hesabı da var.

Youtube entegrasyonu çok iyi sağlanmış. Ülke hakkında çekilmiş kısa filmlere ve röportajlar buradan ulaşabilirsiniz. Kısa filmlerin bir çoğu yabancı ülkelerden kişilerin filmleri. Misal en son Arjantin'den birisinin bir kısa filmi eklenmiş.

Son söz olarak facebook fan sayfasının etkili olması için bence her zaman çok iyi bir web sayfası ile etkileşim içinde olması gerekir. Yeni Zelanda'nın  çok iyi bir sayfası var. Aynı güzellikte oluşturulmuş bir fan sayfası , flickr ,youtube ve twitter hesabı var. Bu sayfayı keşke bu konularda yetkili olan kişilerde görse. İki lafından biri Türkiye'nin tanıtımı olan kişiler web 2.0 ve sosyal medya nimetini gözden kaçırmamalılar. Facebook ortamında Türkiye ile ilgili olan vasat bile olmayan sayfaların içinde bile "Bu yaz Türkiye'ye gelmek istiyorum" diyen yabancı kişiler var. Buralardan binlerce kişilere ulaşılabilir. Gözden kaçırmasalar iyi olur benim diyeceğim budur fazlasına gerek dahi yoktur.

Saygılar. 

4 Nisan 2010 Pazar

Bunları paylaşasım var # 18

Facebook fan sayfalarının sosyal medya kampanyaları için ne kadar önemli olduğunu sürekli burada yazıyorum. Dünya'da en çok kullanılan sosyal ağ olması bu durumu getirdiğini defalarca yazdım. (ben yazsam bişey olmaz hadi , uzmanları bu işin böyle olduğunu binlerce kez söylemiştir herhalde)

Fan sayfaları hazırlamak için bir çok güzel ücretsiz uygulama var tam bu uygulamaları listeleyecek iken Open Forum'da Matt Silverman'ın 5 Essential Apps for Your Business’s Facebook Fan Page başlıklı yazısına rastladım. Bu yazıda fan sayfalarında kullanılan uygulamalardan 5 tanesine yer vermiş.

Bu uygulamalar şöyle ;

1. Static FBML for Your Page Sidebar

2. Promotions

3. Social RSS

4. Poll

5. YouTube for Pages

Yukarıda verdiğim uygulamlarına yazı içinde linkler verilmiş ve detaylı anlatılmış yazının linkini tekrar veriyorum.

5 Essential Apps for Your Business’s Facebook Fan Page  Matt Silverman Open Forum için yazmış.

Saygılar.

3 Nisan 2010 Cumartesi

BÖ?


Blog ödülleri 2010 yarışmasına katıldım. Bu çok normal bir şey değil mi? Amaç hangi blogların katıldığını görüp onlara oy vermek. Kayıt olunca hazır kayıt olmuşum ben de yarışmaya dahil olayım dedim. Yoksa kazanmak gibi bir çabam yok. Zaten kayıt ederken blog kategorileri içinde kendime yer bulamadım ve direkt olarak kişisel diyerek geçtim.

Şimdi Bö'yü eleştirmesek olmaz sonuç olarak blogların her işe eleştirel yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Her blog keşke Bö'yü görse ve eleştirse sanırım böyle bir durumda yarışmayı düzenleyenlerin de bu olay hoşuna gider.

Bö için düşündüklerimi ilk başıma gelen olaydan başlayarak yazmak istemekteyim.

Kategoriler : Her sene artmasına rağmen bu sene kendimi yerleştirecek bir kategori bulamadım. İlk olarak kendimi teknoloji bloglarına konumlandırmak istedim. Biraz düşününce en iyisin kişisel blog olarak konumlandırmak olduğuna karar verdim. Keşke Web 2.0 ve sosyal medya blogları olsaymış diye düşündüm. (Tabii burada asıl sorun web 2.0 ve sosyal medya üzerine yazan çok fazla blog olmaması bu kategori ancak seneye açılır. Hazır sosyal medya patlama yapmaya çalışırken bu sene içinde bu bloglar artacağını düşünüyorum) .  Keşke sinema blogları ve müzik blogları kategorisi olsaydı. Tabii yine kaç tane böyle blog var onları araştırmışlardır ve bu kararlara varmışlardır. Kategoriler hakkında üçüncü ve son eleştirim ; oyun ve eğlence kategorisini ayırsalarmış ve oyun ,mizah, eğlence olarak üç kategori daha eklemiş olsaymışlar..

Sistem İşleyişi: Keşke ilk önce jüri karar verseydi sonra oylama olabilseydi. Şu an olan sistemde en büyük korkum çok iyi içeriğe sahip olan blogların oylamada iyi bir çalışma yapmayıp güme gitmesi(en çok takip edilen blog en iyi blog değildir buna dikkat Türkiye'den bahsediyoruz bir çok blog içeriğinin hakkını göremiyor). Tabi 1800 civarı blogu incelemek çok kolay değil. keşke bunları yapacak zamanları olsaydı.

Ödüller :  Bir çok kişinin dikkatini çeken benimse hiç takılmadığım bir konu oldu ödüller. Eğer Türkiye'de güzel bir blog directory sistemi yoksa bu yarışma bu görevi görüyor olması  yeterli ödül olmasa da olur. Diğer var olan sistemler bu işi layığı ile yerine getiremiyorsa bu yarışma bu işi yapmaya çalışıyor hiç böyle bir görevi olmasa bile. Şunu eklemezsem olmaz yahu biraz daha kuvvetli ödüller beklerdim açıkcası :) (Blogger'ım oğlum ben bedava olmazsa sinemaya bile gitmem (Aç blogger for Dummies kitabının ön sözünden alıntıdır))

Marka İlişkileri : Bu işe ben de biraz takıldım başta açıkcası ama geçen sene katılanları araştırınca marka isimlerini sadece kategori sponsoru olarak kaldığını düşünüyorum Hiç bir marka bir blogger'ın ne yazacağına karar veremez eğer bir markadan gelen bir ödül ile yazacaklarını değiştiriyorsa onun hakkında iyi düşünmem beklenemez. Markaların bu iş içinde olmasına her zaman mesafeli dursam da yapılan işin bir maliyeti var bunu bir kişinin çıkarması düşünülemez. Marka kategoriye sponsor oluyor blogger'a sponsor olmuyor buna dikkat çekmek lazım. Eğer markalar kazanan bloglara bir şeyler yazdıracağını düşünüyorsa kolay gelsin o zaman.
 

Her boku bilen adam Blog dergisinin Bö özel sayısında  " Her sene aynı yüzler aynı tipler aynı bloglar" eleştirisine katılmamak elde değil. Bu eleştiriye şöyle bir ekleme yapmak istiyorum eğer "friendfeed yüzleri" bu yarışmaya  katıldığı blogların linklerini paylaşmaya başlar(bu engellenemez) ve bu kişilerden birisi yine kazanırsa ise bu eleştirilerden bir daha başınızı kaldıramaz BÖ ne yazık ki. Bilmiyorum nasıl olacak bu durum ama bir şekilde engellemeleri(engelden kastım bir sistemle oylama işine ayar çekmeleri) lazım işi. Sms sistemi iyi olmuş fake bombardımanından kurtulmuşlar fakat FF bombardımanından nasıl kurtulacaklar onu göreceğiz.

Şimdi çok biliyorsan sen bir sitem geliştir diyenlere bir sistem önerisi ; Her kullanıcının 25 blogu oylama hakkı olsun. Bu 25 haktan 10 tanesi 3 puan versin , 10 tanesi 2 puan versin , 5 tane 1 puan hakkı olsun ve her kullanıcının oylarının geçerli olması için 25 oy hakkının en az 20 tanesi kullanılması gereksin. Her kullanıcı var olan kategorilerden en az 5 tanesinde 2 blogu oylaması gereksin. Bu sistemle iddiasız üye olan blog yazarların hiç oy vermeden ya da sadece bilinen bloglara oy verip , yarışmayı terk etmeleri engellenir. Hem de sağda solda paylaşılan "beni oylayın" linklerinden diğer bloglar içinde katkı sağlanmış olur. Tamam bu sistem insanları korkutabilir ama gerçekten alakalı olan ve işi bilenleri biraz daha objektif bir oylamaya yönlendirebilir. Bu sistem herkesin "iyi bir birey" olduğu düşünülerek tasarlanmıştır. (tasarlama yazdım ama bildiğin uydurdum)


Bu arada blogumun reklamını Onur Cengiz'e tekrar buradan da teşekkür ediyorum.  

Saygılar.

2 Nisan 2010 Cuma

En iyi 25 facebook oyunu (1 Nisan 2010)

    

  
Burada ilk olarak dikkat çeken Farmville'in artık oyuncu kaybetmeye başlamış olması galiba. İnsanlar Farmville'den sıkılmaya başladı galiba. Halen kayıp ufak olsa da önümüzdeki ay gelen sayılarla bu konuda net bir yorum yapabiliriz.

Bir dikkat çekici değişiklik ise geçen ay olan 7 milyon civarı olan oyuncu artışları.Bu ay böyle büyük değişiklikler yok. Oyunlar eskiden olduğu gibi büyük oyuncu değişkliklerine sahip olmayacak gibi görünüyor.

En fazla oyuncuyu bu at Texas Hold'em Poker kazanmış (2,1 milyon ile) . Galiba kart oyunları insanların ilk göz ağrısı ortam facebook olsa bile.

Funmall'ı bu ay burada görmeyi açıkça bekledim. 20 milyondan bahsedilen Türk nüfusuna ulaşamadı galiba Funmall'cılar.

Yeni gelen 3 oyun var listenin dibindeler. 4 milyon üstü sayılara ulaşan kullanıcı sayıları var ilk etapta bir oyun için iyi rakamlar. Ninja Saga , Country Story , Fish World   bu oyunlar.

En büyük kayıp Birthday Cards uygulamasında 7 milyondan biraz fazla kullanıcısını kaybetmiş.

Listenin Orijinal sahibi Inside Social Games sitesidir

Saygılar.

1 Nisan 2010 Perşembe

Sessiz , abartmadan , eleştirilmeden


Her halde bir şirkete "size sosyal medyada bir iş yapacağız eleştirilmeyeceksiniz" denilse ( elbette eleştirildi bahsettiğim iş ama diğerleri gibi kavgalara varan tartışmalara yol açmadı) etki alanını öğrendikten sonra kimse bu işi yapmayalım demez.

İşte böyle bir işti MyTeb adı altında yapılan "Arthur ve Maltazar" filminin ufak hediyelerinin dağıtıldığı iş. Ben böyle abartılmadan yapılan işleri severim. Sessiz , sakin , gürültü koparmadan hatta haddini bilerek(doğru tanım bu haddini bilmek olsa gerek kimse alınmaz inşallah). Bu yapılan işin belki uzun vadeli etkisi olmayacak ya da belki müşteri sadakati sağlamayacak ama  Teb için iyi bir çevrim içi itibar çalışması oldu. İş yapıldı , ödüller gönderildi , çok eleştiri yapılmadı. Birileri Teb'in google veya sosyal medya araçlarını arama çubuklarına yazdığı zaman bu sessiz , sakin , temiz işin izlerine rastlayacak. Bir blogta yapılan eleştiriye verdikleri cevabı da buraya ekleyerek işin ne kadar ayakları yere basarak ne kadar sakince ve farkındalıkla yaptıklarını göstermek istiyorum.

Büyük rakı adlı blogta yapılan eleştiriyi blogger hesabı açarak cevaplamışlar. Eleştiri yazısı  ve yorumları burada

Böyle yarışmalara katılmıyorum çoğu zaman burada yazarken tarafsızlığımı kaybetmemek için. Katlımışsam bile sadece nasıl işlediğini öğrenmek için katılmışımdır (Lenovo'ya böylelikle katıldım). Lenovo kampanyası da sonuçlansın onun hakkında da bir şeyler yazacağım. O da şimdilik büyük gürültüler koparmadı. Bakalım iş bitsin ödüller yerlerine ulaşsın. O zaman yazı da gelecek. Lenovo için ilk etapta tek yazacağım şey yaptıkları iş öyle çok yapılmamış bir şey değil önceden benzer çalışmalar yapıldı şimdilik oralardan ders alınmış gibi görünüyor.

Bu yazımdan kimse diğer işler kötüdür bu iyidir diye anlamasın benim hoşuma gitti diye yazdım. Her işe iyi olsun diye başlanılır. Yolda ufak kazalar olur bu ufak kazalarda krizi yönetemediğiniz zaman sosyal medyada manşet olursunuz.

Yine söylüyorum bu benim gözüme çarpan bir çalışma oldu yoksa bu işten anladığımı söylemiyorum sadece takip ettiğim sosyal medya araçlarında gözüme sakinliği ve temiz çalışmasıyla çarptı o kadar.

Myteb çalışmasının Friendfeed hesabından işi daha da yakından inceleyebilirsiniz.

Saygılar.

Facebook Sayfası