8 Şubat 2010 Pazartesi

Arada kalmak




Çok güzel bir sözdür iki kelime ile ne kadar çok şey anlatır. Bu aralar bir konu hakkında yazıp yazmama konusunda arada kalıyorum sürekli. Facebook tasarım değiştirdi konusu. Facebook sene içinde bir çok kez tasarım değiştirdi. Bu bloga başladığım sıralarda da bir tasarım değişikliği yaptı onu da yazıp yazmama konusunda arada kalmıştım.

Bu konuyu neden yazıp yazmama arasında kalıyorum ; çünkü bu tasarım değiştirdi haberleri sürekli olacak hele ki facebook için. Her tasarım değiştirmesinde yazmak istemiyorum. Gerekli gelmiyor bana çünkü adamlar mükemmeli yakalamak istiyor. Mükemmel tanımı da her zaman değişen birşey misal Sega Mega Drive Konsol aldığım zaman Sonic 3d blast oyununu aldım o zaman mükemmel bir oyundu benim için şimdi çok sıradan geliyor. Şimdi Killzone 2' yi görüyorum daha iyisini bekliyorum. Facebook bunu yaptı daha iyisini yapacak biliyorum ve tasarım değiştirdi haberlerini artık yazmak istemiyorum.

Zaten büyük bloglar bu haberi sürekli yazıyorlar ben burada yazsam ne olur yazmasam ne olur kişisel birşeyler katamayacağım bir yazıyı yazmamayı tercih ederim ne web tasarımdan anlarım ne de tasarımdan. Kullanışlı gelip gelmediğini yazarım fakat çokta önemli bir konu değil bu da.

Twitter için bu durum farklı twitter'ın uzun zamandır getirdiği en büyük yenilik listeleme opsiyonu. Twitter için yeni bir şey oluyorsa hep dışarıda olan uygulamalar tarafından yapılan değişiklikler. Twitter tasarım için bir şey yaparsa benim için haber niteliği taşıyor olabilir fakat facebook bu tarz değişiklikleri rutine bağladı. Facebook tasarım ekibi en sonunda bu işten sıkılıp insanlara blogger'ın yerleşim sayfası ya da igoogle gibi bir ana sayfa yapacak herkes istediği gibi düzenleyecek hesabını.

Saygılar.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Friendfeed , Cliqset , Nsyght ...





Techcrunch Nsyght diye yeni bir bütün akışı bir arada toplayan yeni bir site açıldığını yazdı bugün. Yani site cliqset ve friendfeed ' in yeni bir türevi. Tutar tutmaz bu konu pek bağlamaz fakat 200 bin dollar yatırım almış herhalde bir gelecek gördü yatırımcılar.

Buradan şu konu hakkında yazmak istiyorum "tamam bir çok akışı bir arada toplayan siteler var fakat insanlar akışları mı birada toplamak istiyor ya da sadece beğendiklerini paylaşıp yorum mu yapmak istiyor". Bu konu çok ilgi çekici friendfeed'te bir çok kez bu konu "twitter yazdıklarınız friendfeedte görünmesin" üzerinden tartışıldı. Kimisi bütün ağlarda olan akışı friendfeed'e bağlamış kimisi sadece freindfeed için bir sınıflandırma yapmış. Ben friendfeed için sınıflandırma yapanlardanım misal sadece blogger twitter ve digg hesabım friendfeed'e bağlı. Friendfeedi ayrı bir dünya olarak konumlandırdım. Friendfeed takip ettiğim çoğu kişiyi yüz yüze tanışmış değilim facebook gibi arkadaşlarımdan kurulu bir ağa sahip değilim yani , sadece paylaşımlarını beğendiğim için takip ediyorum. Yani digg Türkiye'de aktif olsa kesinlikle friendfeed'i bu şekilde kullanmam.

Akışını bir arada toplayan insanlar için friendfeed'i kullanmak ki bence akışları bir arada toplayıp kullanmak bu işin ilk kuruluş amacı bu , friendfeed'i neden böyle kullanıyorsun demek saçma zaten amaç bu akışları bir arada toplamak eğer friendfeed'e özel bir içerik üretip kullanıyorsan ne ala. Şu yazıyı yazarken Friendfeed'te önümden geçen 20 içeriğin sadece 2 si friendfeed'e özel içerikler. (Bookmarklet ile gelen içerikleri friendfeed içeriği olarak saymamayı tercih ettim sonuçta dışarıdan gelen ve friendfeed için özel oluşturulmuş bir içerik değil).

Friendfeed aslında burada ismini 20 kez söylediğim kadar popüler değil sadece belli bir kesim tarafından kullanılıyor bir facebook bir twitter bile değil sadece halen Türkiye'de bu kadar popüler olmasının nedeni kullanıcılarının gerçekten doğru düzgün ve ne paylaşılıp ne paylaşılmayacağını bilen insanlar olduğundan dolayı ve iyi networkları olan insanlar olması.

Bu tarz sitelerden muhtemelen bu sene içinde bir adet Türk versiyonda görebiliriz bir şey duyduğumdan değil umduğumdan , friendfeed kullanıcılarının çoğunluğu Türk (alexa diyor ben değil) neden bu tarz bir Türk girişimi olmuyor acaba olsa kullanılabilir.

Yazının asıl konusu olan site için bir yorum yapmayacağım fakat tasarım olarak Friendfeed in önünde gibi durduğunu söyleyebilirim.

Yazıda olan her linki içinde bulabileceğiniz Techcrunch yazısı

22 Şubat 2010 tarihli ekleme: nsyght zaten çoğunluğunun Türk olduğu bir ekip tarafından oluşturulmuş. Londra merkezli olduğunu öğrenince direkt Türk değildir diyerek geçip uzaklaşmıştım. Eğer denk gelirlerde okuyan birileri olursa özür dilerim aslında çok önemli olan bir ayrıntıyı gözden kaçırmışım. Şimdi gidip üye olma zamanı :)


Crunchbase sitesinin Nysght hakkında olan sayfasından daha derli toplu ve ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Saygılar.

4 Şubat 2010 Perşembe

Diziler ve sosyal medya # 6



Bugün yazacağım konu yine yeni izlemeye başladığım bir dizi ile ilgili White Collar. Belki izlemişsinizdir belki adını bile duymamışsınızdır. Zaten dizi Abd pazarına yönelik bir dizi çok sıkı bir senaryosu yok fakat çok iyi bir tanıtım çalışması yapıyorlar dizi için. Resmi sitesi çok iyi şekilde düzenlenmiş. Bırakın diziyi Türkiye'de bu şekilde düzenlenmiş tv kanalı sitesi yok.

Neyse benim konum internet sitesi veya senaryosu filan değil dizinin senaristinin twitter aktifliği üzerine. Jeff Astin adında bir abimiz kendisi. Twitter kullanma şekli çok hoşuma gidiyor uzun süredir. Dizi hakkında ufak ip uçları(bunları senaryonun sayfalarının resimleri olarak gönderiyor) , kendi çektiği kamera arkası görüntüler (3. kattan tente üzerine düşme sahnesini çekip koydu) , favori replikleri gibi güzel ufak ayrıntılar. Dizi fanlarını sevindirecek ve meraklandıracak ayrıntıları ekliyor ki dizinin tanıtımına katkısı olsun. Sosyal medya kullanımı için iyi bir örnek.

Bir benzer şekilde kullanımı Jon Favreu yapmıştı İron Man'in yönetmeni onuda başka bir gün yazarım artık.

White Collar dizisi resmi sitesi

Jeff Astin twitter hesabı

3 Şubat 2010 Çarşamba

Bunları paylaşasım var # 11

Epeydir birşeyler bulup paylaşmamıştım. Bu araştırmayı görünce benim blogta paylaşmaz isem çok ayıp etmiş olurum diye düşündüm(kime ayıp niye ayıp o başka bir konu olabilir)

Bu araştırmanın sorusu şu : Neden sosyal ağları kullanıyorsunuz? Tabi araştımanın öncesinde bir çıkarım yazılmış "sosyal bağlantılarımızın dünyası facebook ve twitter". Uzun bir yazı okursunuz.

Araştırma anketinde "Neden sosyal ağları kullanıyorsunuz" sorusu Facebook , Twitter , Myspace ve Myyearbook için sorulmuş ve sonuçlar grafikler halinde yazıya eklenmiş.

Soruların cevapları çoktan seçmeli olarak alınmış. Seçeneklerden bazıları şöyle ;

- Arkadaşlarla buluşmak için

- Resim paylaşmak için

- Durum güncellemek için ...

Araştırma yazısı http://paidcontent.org/ 

Saygılar.


En iyi 25 facebook oyunu (3 Şubat 2010)




Geçen aydan bu aya öyle büyük bir değişiklik olmadığını gözlemliyoruz. Farmville'in mutlak hakimiyeti devam ediyor. Bumper sticker ve tiki farm yeni oyunlar . Fish world muhtemelen bir daha ki ay listeye veda edecek. Roller coaster Kingdom ise en çok üye kaybı yaşayan oyun olarak görünüyor. Rock you firması zynga'nın hakimiyetini geçip ilk 10 a 2 oyun sokmayı başarmış fakat falan Zynga rakipsiz.

Not: 3 Şubat listenin yayınladığı tarihtir.

www.insidesocialgames.com


2 Şubat 2010 Salı

Aslında aynı başlığı atsaydım

Bazen blogçlar kendi aralarında sen benim yazımı çaldın  ,  izin almadan kullandın diye tartışırlar sonra çalan kişi suçluluğunu fark eder ve yok olur gider bu işin böyle olmadığını yapılmayacağını anlar. Yazılı olmayan bir kuraldır bu bloggerlar arasında "eğer bir yazıyı alıyorsan en azından bir link ver" bu kuralı çoğu kişi uygular.Çoğu kişi yazının tamamını alıntılamaz bir kısmını alıntılar ama yine de ilk yazarın bloguna bir link verilir. Fakat bu iş galiba internet gazetelerinde böyle işlemiyor. İnternet gazetesi doğru tabir değil sanırım gazetelerin internet siteleri.
Neyse konumuza dönelim. Eğer biraz sonra dört ayrı gazetenin linkini vereceğim haberin yazarı ben olsaydım herhalde ağlardım. Economist dergisinden alıntı yapıp haber sayfanı doldurmuşsun birisi bu yazıyı çevirmiş (bildiğim kadarıyla Economist ' in Türkiye baskısı yok) .  Çevirenin ismi yok , ajanstan geldiyse ajansın ismi yok(zaman ve milliyette bu böyle) , Economist internet sitesine link yok(son sayısı demişler daha internette bulunmuyordur araştırma  ama nezaketten ana sayfasına bir link koymaları gerekir) , bu yazıyı buraya yapıştıranın yorumu yok(ehil birisi bu konuyla ilgilenip bir yorum yazmalıydı) , hepsinin başlığı aynı , hepsi tek yazıyı alıp yapıştırmış haber sitesi kurmak bu kadar kolay herhalde. Kusura bakmasınlar gazeteciler canları sıkıldıkca bloggerlara sallıyor ama ilk önce kendi sitenizde olan böyle ucuz bir şekilde özensizce hazırlanmış haberleri halletsinler. Bu haberin ki bu haberse , bloggerların çoğu bu haberlerden daha özen gösterilmiş yazılar yazıyorlar.
Şunu bilmiyorum eğer öyle bir şey varsa bu yazdıklarım çöpe gider ki öyle olduğu sanmıyorum. "Ajanstan gelen yazılar aynen korunarak kullanılcaktır" . Eğer böyleyse daha vahim anlaştığın ajansın güdümde gazete çıkartıyorsun demektir.
Sorunum yazıyı ilk yazan ile değil 4 gazetenin bu yazıyı  alıp direkt yapıştırmasıdır. Eğer gazeteyi alıyorsam ya da internet sitesine giriyorsam orada bu konu hakkında yazan kişilerin yorumlarının bulunmasını isterim.  Yazıyı ilk olarak yazan kişi(anka haber ajansından birisi ismini öğrenemedim) güzel bir çeviri yapmış sitelere haberi geçmişler. Siteler , haberin ilk yazarının ismini not etmemişler , çevirenin ismini not etmemişler. Economist bir araştıma yapmış yahu bu araştırmayı kim yapmış bir isim yazın çevirenin ismi kim bir yazın. İnternet haberciliği böyleymiş herhalde ajansla anlaş siteyi doldur. Kusura bakmayın sizin yaptığınız bu işin daha iyisini yapan 10larca blogger var. Bloglar bu yüzden var olmalıdır. En azında yaptıkları şeyi iş olsun diye değil sevdikleri için yapıyorlar.
Milliyet : Dünya vaktini facebook'ta harcıyor
Zaman : Dünya vaktini facebook'ta harcıyor
Cumhuriyet : Dünya vaktini facebook'ta harcıyor
Hürriyet : Dünya vaktini facebook'ta harcıyor
Saygılar.

1 Şubat 2010 Pazartesi

İki ödül töreni , iki liveblogging örneği



Grammy ve Sundance'ten bahsediyorum ikisi de bugünlerde dağıtıldı. Kazanları merak ediyorsanız sitelere linkler aşağıda olacak. 

Bahsetmek istediğim şey bu iki festivalinde twitter aracılığı ile yaptığı liveblogging hakkında bişeyler yazacağım. Aslında twitterdan bu şeyleri takip etmek ne kadar yararlıdır diye sorulabiir. Twitterdan bu tarz törenleri takip etmek önemli çünkü anlık tepkileri alınabilir anlık tepkiler ölçülüp yarın ki gazete başlıkları bile bu tepkilere göre yapılabilir. Yurtdışından takip edenler ve bir video yayını bulamayanlar için bu tarz yöntemlerle takip edilebilir.Bu sene grammy Türkiye'de yayınlandı fakat sundance yayınlanmadı.  Sundance o kadar popüler olmasa da grammy bugün trendig topics içinde. Ne kadar çok kişi tarafından takip edildiği ortada. 

İki ödül töreninde resmi sitesinde twitter hesapları verilmiş buradan bloglama işini görmüşler. Grammy tabi ödüllendirdiği sektöründe büyüklüğünüde düşünürsek iyi bir derli toplu bir twitter heabı oluşturmuş kullanıcıları listelemiş kazananlara tebrikleri iletmiş. After partyden fotolara yer vermiş(Aslında en önemli şey bu olabilir diğer şeyleri bulmak kolay). İlginç ayrıntıları not etmiş.(Adam Sandler'ın performansı gibi). Yanı bir takipçinin isteyebileceği ayrıntılara yer vererek güzel bir çalışma yapmış. Sundance'de benzer şeyleri not etmiş grammy kadar çeşitli olmasa da farklı olan şeyleri iletmeyi eksik etmemiş. 

İki güzel çalışma. Genellikle bu tarz şeyleri ülkemizde oraya giden konuklar yapardı(liveblogginten bahsediyorum) gazeteciler fotoları çekip twitter hesabına koyardı bu sefer resmi bir şekilde yapılanını gördüm. Şimdi oscar törenini bekliyoruz bakalım orada nasıl bir şey olacak.

Sundance Festival resmi site burada

Grammys resmi site burada 

Bu linklerden twitter ve diğer sosyal ağlarda olan hesapları görebilirsiniz.

Saygılar.


Facebook Sayfası