27 Mart 2014 Perşembe

Yasaklar, kullanıcılar ve seçim Bölüm: 2

Dün ilk bölümü yazdığım "Yasaklar, kullanıcılar ve seçim" yazısının ikinci bölümünü yazayım. Bu arada eski yazım tempomu yakalayıp ardarda iki yazı paylaşabiliyor olmanın gururunu yaşıyorum. Öte yandan yasakları temel alan bir yazı serisinin daha ikinci bölümünde Youtube da kapanmış olması başlı başına büyük bir saçmalık olarak önümüzde duruyor. 

Kullanıcılar

Her yasağın ceremesini her seferinde kullanıcılar çeker. Futboldaki saha kapatma cezası örneğin. İnternet yasaklarında da bu durumu yine karşılayacak olanlar kullanıcılar oluyor. Devlet büyüklerimiz kapattıkları sosyal ağların birincil yararlarını göz ardı ederek sözde devlet çıkarlarını göz önünde bulundurarak kapatma tedbirini uyguladıklarını söylüyorlar.

Örneğin Twitter kapalı olduğu sürece kaç "Kan aranıyor" duyurusu yardım edecek kişilere ulaşmadı sorusunun sorulması gerekiyor.

Kullanıcılar konusuna geri dönersek kullanıcılar genelde yasaklara karşı ses çıkarmak yerine o yasağı nasıl delerim? konusunu konuşuyordu. Biz genellikle bu konularda uzun vadeli düşünüp hareket etmektense günü kurtarmaya odaklanıyoruz. 

Ses çıkarma konusunu açmak gerekli. Birçok STK konuyu sokaklarda çözmeye çalışmayalım gibi bir yaklaşım sergiledi ki bana da kalırsa bu yaklaşım doğru görünüyor. Örneğin duruma dikkat çekmek adına sansür hakkında Facebook sayfasında websitelerine yönlendiren bişeyleri paylaşmak yerine kendi fikirlerimizi kendi arkadaşlarımıza paylaşmak ve bişeyleri anlatmamız gerekiyor. Çünkü insanlar sizin söylediklerinize websitelerinde yazan isimsiz yazılardan daha çok inanır. Hatta özgüveniniz yerindeyse sansür ile video ağlarda video paylaşımı yapılması iyi olur.

Unutmayın ki sosyal medya sizin bizzat düşünceleriniz hatta kendi üzerinize kuruludur. Elinizde yasaklı sitelere girme konusunda bilgi paylaşın ama lütfen buradan girmenin güzel oluğunu söylemeyiniz. Evet yasakları delmenin kendine özel bir bir tadı olabilir ama o tad uzun süre ağzınızda kalmaya devam ederse kekremsi bir hale dönüşecek.

Saygılar

Cemil




Facebook Beğeni Psikolojisi

26 Mart 2014 Çarşamba

Yasaklar, kullanıcılar ve seçim Bölüm: 1

Uzun süredir yazmıyordum ve yazmak için zaman bulamıyordum. Daha doğrusu kafamdakileri siyasi bir eksene oturtmada nasıl ifade edebileceğimi ayarlamaya çalışıyordum. Kafamda bişeyler oluştu ufaktan paylaşmak istedim.

Yasaklar
"Yasak" kelimesi başlı başına internet dünyasında yer almayan bir kelime. Birçok internet kullanıcısı bu kelimeyi kullanırken imtina eder fakat ne yazıktır ki bizim toplumumuz yasaklar karşısında durmaya pek alışık değil hatta bunun padişahlık geleneğinden geldiğini düşünmekteyim. Bu alışkanlık padişahlık geleneği doğrultusunda geçmişte kanunların dolayısıyla yasakların mantık doğrultusunda değil de bir ailenin örf ve adetleri biraz da dindar bir sosa bulanarak oluşturulmasından dolayı olmalı.

Beyaz Saray Twitter yasağı hakkında görüş bildirirken dikkat çektiği en önemli nokta temel iletişim hakkı idi. Bence bu hak üzerinden yasağı okumak gerekli.  "Bize yasaklanan neydi? Bizim birbirimizle iletişime geçmememiz neden isteniyordu?" Çünkü topluluk olarak hareket etmememiz, karar almamamız, gerçekleşmesini sağlamamamız isteniyordu. Çok basit ve benzer bir dürtü olarak malum güç yazın da insanların toplandığı bir alanı insanlar kişisel ihtiyaçlarını sağlayabileceği kısaca bireysel bir şekilde ve kapitalizmin çarklarını döndürecek bir mekana döndürmeye çalıştı.

İnsanlar topluluk olmadıkça tiranlara karşı duramaz kölelikten kurtulamaz. Birbirine kenetlenmiş bir topluluk tahmin ettiğimizden çok daha güçlü olabilir. Kenetlenmek için ilk olarak iletişime geçmek de birincil koşul. Tiranlarda bu koşulu iyi bildiğinde ilk olarak ağların üstüne çöküyorlar. Kore, İran ve Çin başka örnekler.

Yazının ilk kısmını burada bitireyim, devamı ilerleyen günlerde.

Saygılar

Cemil Günel

5 Kasım 2013 Salı

Facebook Etkileşimi

Facebook sayfa yönetimi yapan arkadaşların genellikle müşteri tarafından bazı sorularla çevrelendiğini sosyal medya işi yapan herkes bilir. Bu sorulardan birisi etkileşim oranı nedir? sorusudur. Bu sorunun cevabını anlataması yer yer zor olabilir. Bu yüzden biz de gösterelim istedik. Tasarımını Çağlar Atambay'ın (https://twitter.com/biktimhergun) yaptığı bu infografik çalışmasını hazırladık.

Saygılar

1 Kasım 2013 Cuma

SEO ilgili birkaç sorunun cevabı

Merhabalar uzun bir aradan sonra bişeyler paylaşmanın heyecanıyla karşınızdayım.Webtures Web girişimleri Seo sektörüyle ilgili yaptığı anket ve araştırmayı infografik haline getirmiş ben de blogta paylaşmış olayım.

Benim temel konum olan sosyal medya ile alakalı olmasa da web işi ile alakalı olduğundan ilgi çekebileceğini düşünüyorum.

Not:Bu bir anket olup benim bakış açımı yansıtmamaktadır.

Saygılar

9 Temmuz 2013 Salı

Gezi Parkı'nın Sosyal Direnişçileri #direngeziparki

Çok uzun süreden beri yazmıyorum biraz paslanmış olabilirim. Hele ki böyle bir derin konu hakkında yazmak daha da zorlu olacak gibi görünüyor. İşte yazıya başlıyorum. Bu yazım geçmişte yazdığım Friendfeed kullanıcı tipleri yazısına benziyor. (O kadar zaman geçmişti ki yazıyı bulamadım, bulursam eklerim). Gezi Parkı'nın sosyal direnişçileri hakkında kullanıcıları tiplere ayırıp aslında çok da doğru olmayan bir sınıflandırma çabasına girişeceğim. Başlıyoruz;

1. Tip "Pasif Agresif": Bilgisayar başında her türlü bilgiyi kaynak dahi araştırmadan sürekli retweet edenler, paylaşanlar ve yayılmasına katkı sağlayanlar. Bu kullanıcıların bir çoğu sokağa çıkmadan sokakataki adamdan daha ateşli ve yeryer saldırgan bir tutum sergileyerek direnişin sosyal medyada yayılmasını sağladılar ve ne yazıkki aşırı saldırgan ve kaynak peşinde koşmadan paylaşım yapmaları dezenformasyonun bir numaralı kaynağı haline gelmesini sağladılar.

2. Tip "Sakin Düzeysiz Laf Sokan Adamlar": Bu kullanıcılar genellikle 1. Tip ile içiçe olup onlar gibi içeriğin yayılmasından çok kişileri hedef alıp direkt bu kişiler ile ilgili iletişime geçen kişilerden kuruldular. Çoğunlukla komik olmayan mesajlar ile kişilere laf sokmaya çalıştılar.

3. Tip "Kesin bilgi mi? insaları": Adamlar temiz bilgi peşinde koşan ve sürekli olarak en doğru sonuçlar ile kullanıcıları yönlendiren ve en doğru içeriği paylaşmayı sağlayan adamlardı. Çoğunlukla bilgisayar başında olduklarından Kesin Bilgi mi? sorusunu soracak zamanları vardı ve bu soru birçok kişinin hangi sokağa kaçacağı konusunda en doğru cevabı sağlamaya çalıştı.

4. Tip "Yerinden bildiriyorum? İnsanları": Bu insanlardan Gümüşsuyu'na inmeyin tweetlerini okuduktan sonra Gümüşsuyu'na inen, Dolmabahçe'de aksiyon varmış deyince giden ve yerinden tweetleyen adamlardı. Gördüğünü yazan fotoğraflaya ve en doğru bilginin direkt kaynağını oluşturan kişilerdi. Fazla olmasa da sinirine kapılıp küfür de yazsalarda her zaman doğru bilgiyi verdiklerinden direnişin en önemli sosyal medya kahramanlarında birisi oldu.

5. Tip "Fotoğrafçılar": Herkesten direnişin en önünde barikatlarda olmasını beklemediğimiz gibi bu arkadaşlardan da beklemedik ama öyle fotoğraflar paylaştılar ki barikatların arkasında olmaktansa burada daha faydalı oldular. Boğazları düğümlediler, direnişi güçlendirdiler daha fazla kişiye ulaşmasını sağladılar.

6. Tip "Turistler": Her barikatla her duvar yazısıyla fotoğraf çektirenlerin katkısı nedir direnişe diye sorusuna cevap vermek çok kolay olmasa da direnişte her kuşaktan her sınıftan insanları gördüysek bu arkadaşların turistik fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşmasından sonra gördük. Onlar bu durumun aslında ne kadar önemli ve tarihsel olay olduğunu aktaran insanlar oldu.

7. Tip "Taraftarlar": Taraftar forumlarında korkusuzca Gezi'yi anlatanlar Çarşı'nın etrafında İstanbul United olarak birleşenler direnişin sosyal medyada da sokakta da en renkli kişileri. Hepimizin tipik futbol taraftarı hakkında kafamıza çizilen resmi baştan şekillendiren güzel insanlar.

Kişileri kategorize etmek zaman sevmediğim bir uygulama olsa da bu konuda bir kategorizasyon yapmadan duramadım açıkcası. Burada kategorize ederken kimseyi siyasi görüş olarak sınıflandırmamaya çalışmadım daha çok davranışsal bir şekilde gezinin insanlarını kategorize etmeye çalıştım. Elbette çok daha fazla kategori olabilirdi fakat gözüme takılanlar bunlar oldu. Okuyanlara teşekkür ederim.

Not: Yazım hatalarını bildiriniz çoktandır yazmıyorum, bayağı dağılmışımdır.

Saygılar.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Yahoo Tumblr'ı satın aldı!

Yahoo'nun Tumblr'ı satın alması son zamanların en ilginç olaylarından birisi oldu. Konu ile ilgili uzun uzun bir blog yazısı yazmak için vaktim olmadığından Storify kullanarak konu ile ilgli ilginç içeriklerden bir zaman sıralaması yaptım. Dükkanın ilk ortağından, şimdiki patrona, konu ile ilgili otoritelere bir derleme yaptım. Kolaya kaçan bir iş oldu :) Neyse iyi okumalar ve saygılar.

Facebook Sayfası