31 Mart 2011 Perşembe

+1, Foursquare Day vesaire vesaire

Sosyal arama konusunda bir süredir burada lak lak edip duruyordum. Google'ın da bir şeyler yapacağını biliyordum. Zaten ufak tefek hamlelerin sonunda ileride bu konuda iddialı hamleler yapacağını biliyorduk. Social Circle zımbırtısı , Google Profile gibi düzenlemeler ile sene sonunda sosyal ağlar ile etkileşimli sosyal arama kavramı bekliyorken araya +1 butonu giriverdi. Facebook beğen düğmesi ile aynı özellikte olacağı söyleniyor ileride de Twitter etkileşimi gelecekmiş. Kullanmadan yazmayalım bekleyelim görelim. Twitter etkileşimi olmadan zaten Google'ın işi biraz uzayacaktır. İlk önce insanlara Google Profile düzenletmesi gerekir ki Google'ın e- mail hizmeti verdiği bilmeyen insanlara Google Profile'ın varlığını göstermesi biraz zaman alacak tabii olarak. Facebook'un Bing ile ortaklığı devam ederken Google ile entegre olmasını beklemek biraz hayalcilik olur.

Bir diğer ilginç haber ise Foursquare Day haberi. Foursquare 16 nisanda kutlanacak. Özel rozeti tişörtü vesairesi olacak bu günün Zaten sıkı Foursquare kullanıcıları biliyor bunları. Burada dikkat çekici olan şey "bir servis nasıl her zaman dikkatleri üstüne çeker ve bu dikkatleri üzerinde nasıl tutar?" konusu. Twitter yakın zamanda 5. yılını kutladı fakat benim gibi bir kaç blog yazarı ve sıkı Twitter kullanıcısı hariç kimse bu konu hakkında bir şey konuşmadı. Foursquare ise her yeni yılı böyle etkinlikler ile kutlayarak sürekli dikkatleri üzerine çekiyor ve kullanan, kullanmayan herkeste servise bir göz atma isteği doğmasını sağlıyor. Daha yeni SXSW rüzgarını arkasına almışken şimdi de Foursquare Day'in böyle hararetli bir şekilde "kutlanması" şans mı? Hiç sanmıyorum müthiş bir organizasyon var işin içinde. Saygı duymaktan başka bir şey yapamayız. Foursquare Day için ayrıntılı bilgi burada.  Bir kaç Foursquare Meet-up olacakmış İstanbul'da da var meraklısına duyurulur.

Bir haberde benden. SXSW 2011 için yazdığım özetin bir benzerini Bigumigu için yazdım. Memleketin önemli bloglarından birisinde yer alma şansı verdikleri için Bigumigu ekibine tekrar teşekkür ediyorum.

Bugün biraz tırt haberler yazdım kusura bakmayın sabah yazmayı planladığım şeyi not etmediğim için unuttum. Not alma alışkanlığı edinmeliyim. (+1 butonu tırt bir haber değil benim haberi sunuş biçimim biraz tırt oldu, kişisel bir deneyim yaşamadan yazmamayı tercih ederdim fakat yazacaklarımı unutunca geçiştirmek zorunda kaldım.Olmadı bugünün yazıları ne yazık ki)

Saygılar.

29 Mart 2011 Salı

P&G ve Facebook

Çoktandır yazmadığım Facebook sayfaları ve dolayısıyla marka sosyal medya ilişkileri konusunda bir şeyler yazacağım. Bu sefer şirketimiz oldukça büyük bir şirket olan P&G. Şirket Türkiye'de var olan 4 büyük markası için açtığı Facebook sayfaları hakkında bir şeyler söyleyeceğim. Head&Shoulders, Kızlar Arasında(Orkid), Koleston Tr, Prima Dünyası, bu markalar. Bu markalarının Head&Shoulders hariç diğerlerinin hedef kitlesine dahil değilim. Hedef kitlesinin marka sayfasından tam beklentisini bilemem fakat marka sayfası nasıl yönetilir o konuda bir şeyler söyleyebilirim diye düşünüyorum. Böylesine büyük bir şirketin bütün riskleri göze alıp sosyal medyaya girmesini takdir ediyorum.

Marka sayfalarına girildiği zaman işin profesyonel bir çalışma içerdiğini görebiliyoruz. Herhangi bir kişi bu sayfaların resmi sayfalar olduğuna inanır ve beğenmekte tereddüt etmez. Açılışlarda güzel "landing pageler"("pageler" yazmayı ben de sevmiyorum ama böyle deniyor işte) karşılıyor bizi,özellikle Head& Shoulders'ın landing page gayet özenli duruyor. Koleston Tr'de bir landing page yok belirtelim. Orkid markasını Kızlar Arasında adlı bir sık güncellenen bir internet sitesi ile ilişkilendirip kurgulamak etkileşimi attırabilecek bir başarılı hareket.(Markanın geleneksel medya sloganı da "Kızlar arasında" zaten)

Tab kullanma konusunda da eli açık davranıp önerilen sayfalar için bile tab yapıp sayfaya iliştirmişler.Prima Dünyası sayfasında olan 2011 takvimi uygulaması güzel olmuş. Head & Shoulders'ın yakın zamanda bir kampanyası da varmış o da bitmiş. Head&Shoulders' sayfa nüfusunun artış hızına baktığımıza göre etkili bir kampanya yapılmış.  Buraya kadar her şey güzel. Bütün sistemi kurup bırakmışlar kendi halinde dönüyor duvara girilecek içerikler için belli bir takvimleri var. Topluluk yöneticileri içerikleri girip sayfaları kendi halinde bırakıyorlar.

Rahatsız edici bir iki şey

Güzel olanları yazdıktan sonra bir kaç şey beni rahatsız etti onları not edeyim. Duvarlar başıboş bırakılmış. Kullanıcılar sordukları sorulara cevap almıyorlar. Birisi Ekose nedir? diye bir soru sormuş diğer kullanıcılar el yordamıyla cevaplamış bazıları tekrar sormuş. Koleston sayfasının duvarında reklamda oynayan kadının saç boyasının numarasını sorulmuş yine cevap yok. Bu aslında çok büyük bir sorun. Birazdan yazacaklarım bunun yanında ufak bile görünüyor gözüme. Head&Shoulders saayfasında ise uygulama hakkında sorun yaşayanlar pek bir yardım eli uzatılmamış. Bir diğer sorun ise başka sayfaları tanıtmaya çalışan kişilerin bir türlü temizlenememesi bu bütün büyük sayfaların sorunu zaten.

Bilgiler kısmında "Her ne kadar sayfaya girilen her içerik Head & Shoulders ve Procter & Gamble (P&G) tarafından takip edilmiyor olsa da" gibi tanımlamalar var. Ben bu yazıyı ilk okuduğumda ben de yarattığı algı şöyle oldu. "yani bu sayfaları P&G şirketinin alakası yok mu? resmi sayfa değil miydi burası?" Bu tanımlamanın düzenlemesi gerekli bence. Elbette şirket bu işi bir ajansa havale edip oradan işini hal ediyor olabilir ama burada yazan şey şirketin yaklaşımın "saldım çayıra, mevlam kayıra" olması gibi görünmesini sağlıyor.

Bir diğer beni rahatsız eden kısım ise UNICEF ve Prima'nın ortaklaşa düzenlediği aşı kampanyasının altında yazan  "Sayfayı beğenen kişi 01.05.2011 tarihinde beğenmekten vazgeçerse onun adına aşı bağışı yapılmayacaktır." Bu cümle beni rahtsız etti açıkçası. Cümlede bir sorun var gibi çıkaramasam ve kelimelere dökemesem de bir şeyleirn sorunlu olduğu düşündürüyor. Sanki yapılamayacak aşı bağışlarını suçunu fanlara yıkmaya çalışıyor gibi geliyor sanki. Bunlar benim algım tabi olarak kimseyi bağlamaz. "Yardım yapılacaksa yapılır partiye üye ol iş bulalım" demekten bir farkı yok bu işin. Ben olsam kampanyayı şöyle kurgulardım. "01.05.2011 tarihinde toplam fan sayımız ne kadar ise biz de o sayının iki katı kadar aşı bağışı yapacağız."
 Sosyal sorumluluk ile sosyal medyayı birleştirmek bazen sorunlu olabiliyor. ince eleyip sık dokumak gerekli yardımlar ve organizasyon konusunda. İyi niyetli bir çaba olduğu konusunda kuşkum yok fakat organizasyonda olan ufak tefek aksaklıklar can sıkabiliyor.

 Fan sayfalarına çıkışlar Head & Shoulders ve Koleston'un web sitelerinde yok. Kızlar arasında ve Prima'da ise gayet başarılı ve davetkar bir şekilde yer almakta.

Genel olarak başarılı fakat benim kişisel takıntılarım ile bazı başarısız noktaları bulunan sayfaların moderasyon konusunu ciddiye alıp, etkileşimi sadece marka ile alakasız sorular ile artırmaması gerekli. Facebook sayfaları etkileşim varsa yararlıdır yoksa herhangi bir billboardtan bir farkları yoktur. Billboard kullanacaksanız "neden sosyal medyada varsınız ki?" sorusu kaçınılmaz olur. Sayfayı sadece var olmak için açmamak gerekli etkileşim ile daha çok insana dokunup, sıkı taraftarlar yaratıp markaya ileride müşteri kazandıracak bir strateji içinde konumlamak gerekir.

Saygılar.

28 Mart 2011 Pazartesi

The Shorty Awards ve Mayormatik



Dün akşam "ülen yarın ne yazsam?" diye düşünürken bir anda önüme "Garanti Mayormatik Shorty Awards'ta En iyi lokasyon bazlı kampanya finalisti oldu" tweeti düştü. Geçen sene içinde beğendiğim ve burada yer verdiğim işlerden oldu Mayormatik kampanyası.. Benim kampanyaya ve geçmişte olan eleştirilere bakış açımı okumanız için yazımın linkini zaten verdim. Kısaca Shorty Awards'tan bahsedeceğim.

Normal şartlarda Shorty Awards pek takip ettiğim bir yarışma değil açıkçası. Sadece Twitter temelli olması ve bazı kategorileri popülerlik yarışmasına dönmesi beni pek cezbetmese de her sene kim kazanmış diye bakarım. Organizasyon büyüklüğü konusunu merak ediyorsanız ödül veren kişilerin arasında Kiefer Sutherland'in ve Miss USA gibi ünlülerin olduğunu belirterek organizasyonun büyüklüğüne dikkat çekerim.

Yarışmanın üç bölümü var. Yarışmanın temelini oluşturan Official Awards(Special ve Industry awards'a dahil olmayıp yarışma içine dahil olanlar yoksa hepsi "Official" ödüllerin :-), Special Awards ve Industry Awards (Mayormatik'in bulunduğu bölüm burası). Official Awards ve Special Awards bölümü katılımcıların oyları ile belirleniyor. Industry Awards ise kategorilere başvuru yapılarak belirleniyor. Bir çok dalda adaylıklar var yarışma içinde.

 Official Awards yarışmalarında Actor, Actress, Journalist gibi bölümler olduğundan daha çok popülerlik yarışması üzerinden dönse de diğer bölümler özellikle Industry Awards tamamı sıkı bir elemeden geçiyor. Industry Awards'ı kimin kazanacağına karar veren bir jüri olduğunu belirtelim. Alyssa Milano, Dennis Crowley, gibi isimler olduğunu da hatırlatalım. (Ülen amma çok aynı kalıbı kullandım bugün) Jüri üyelerini merak ediyorsanız şuradan. . Anlayacağınız bizim buralarda olduğu gibi al gülüm ver gülüm yarışmalardan değil. Ciddi organizasyon hem de sadece üç senedir yapılan bir organizasyon. Neyse çok fazla uzatmayalım. Mayormatik projesini çıkartanlara tekrar başarılar.
 
Saygılar.

27 Mart 2011 Pazar

Bunları paylaşasım var # 64 (İçerik Taktikleri)

Yine haftalık paylaşım gününe geldik. Yine aynı blogtan alıntı yapacağım. Bu senenin benim için favori blogu oldu Social Fresh. Her yazdıklarını paylaşmak isterim ama gidip kendi bloglarında takip edin her zaman yararlı içerikler ile karşılaşacaksınız. Neyse paylaşacağım şeye geçeyim.

12 Tactics for Facebook Page Content  adlı yazıda Facebook sayfalarında hangi içerikler ile hareket kazandırılabileceği anlatılmış. Bu içeriklerde bazıları şöyle

* Haftanın Fanı
* Önemli gün ve haftalar hakkında iyi dilekleriniz
* Konuk yazarlar veya sayfa yöneticileri
* Fanlara neler istediklerinin sorulması.
* Boşluk doldurmalı sorular.
* Bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey soruları. (Dikkat bu kadar klişe olmasın)

Yazının tamamı için 12 Tactics for Facebook Page Content . Zaten bilsek bile yine de aklımızdan çıkacak şeylerin listesi aslında bu. Bu liste içinde iki maddeyi birleştirerek başka içerikler de oluşturabilirsiniz. Örneğin "Benim için Cumhuriyet Bayramı ... anlamına gelir" gibi basit içerikler ile iletişim gerçekleştirebilirsiniz. Bu içerikleri markanızla birleştirerek sunmanız elbette iletişim ve geri dönüş konusunda daha iyi sonuçlar verecektir size. İçerik oluştururken her içeriğin markanızı anlatması gerekecek diye kasılmanız fanları rahatsız edecektir. Kasmaya gerek yok fakat marka ile çok fazla alakasız içerik girmeniz markanın algısını ortaya çıkartmanıza veya düzenlemenize pek de fayda sağlamayacaktır.

Saygılar.

25 Mart 2011 Cuma

Ne bekliyoruz? #5

"Ne bekliyoruz?" serisinin sondan bir önceki yazısını yazıyorum. Bu sefer Blogger arayüzünü kullanmadan dün tanıtmaya çalıştığım Postling'in arayüzünden yazıyorum. malum halen Blogger'a ulaşamıyoruz. Ben de DNS gibi şeyler çalışmayınca bu yöntemi denemek istedim hem de yazıyı aradan çıkartıp son bölüme geçip seriyi toparlamanın gerektiğini düşünüyorum artık. Biraz uzadı haliyle. Neyse 5. başlık  "Yeni müşteriler kazanayım, eskileri elimden kaçırmayayım" başlığıydı. Bu konuyu örnekler vererek anlatmaya çalışacağım. 

Bu başlık aslında diğer 4 başlığı tamamladıktan sonra otomatik olarak gerçekleşmesi beklenen bir durumdur(Avrupa Birliği'ne girmeye çalışan Türkiye'nin durumu gibi yani :-).  Bu durumu örneklemesi için biri iki işten bahsedeceğim ve bu işler lokal işler olacak. 

Eski kullanıcıya yönelik işler

Avea'nın "milyon serüveni"nde olduğu gibi bütün kullanıcılara konuşma süresi hediye etmesi. Starbucks'ın hediye kuponları dağıtması,  Gnctrkcll'nin bumubumu'su kullanıcıları unutmaması ve onların fikirlerini önemsediğini göstermesi başarılı bir kampanya kurguları. Ülker'in haftanın hayranı seçmesi var olan kullanıcıları bir nevi onurlandırması.  

Yeni kullanıcıyı yakalamaya yönelik işler

Bir Electroworld'ün basit rt kampanyasında birilerini kazanması(Beni kazandı misal), Swatch'ın müşterilerine dokunan işleri ve #blogumadokunma hareketine Facebook sayfasından destek vermesi marka duruşunu hiç düşünmeden bu adaletsiz durumun arkasında durabilmesi. BonusCard'ın "Hangi Kart" uygulaması kart almayı düşünenlere yönelik başarılı bir hareketi. ING Bank (Aktif değil)  kredi hesaplama aracı oldukça başarılı hareketlerdi. Konser salonlarının rt kampanyaları daha önce misafir edemedikleri insanlara yeni deneyimler yaşatmaya çalışmaları başarılı hareketlerdi.

Bir çok marka yeni kullanıcılar kazanmak uğruna halihazırda kullanıcısı olan kişileri görmezden gelip işler yapmaya çalışıyor. Yeni gelenlerin markanın "sadece kullanıcısı" olacağını unutuyorlar fakat eski kullanıcıları marka temsilcisine evrileceğini unutuyorlar. Sosyal medya "marka temsilcileri" üzerinde dönüyor. Bu durumu unutmak sosyal medyada ilerleyen zamanlarda başlarını ağrıtacaktır.  Neyse bu kadar yeter bakalım. Bu serinin sonuna geldim yarın toparlayıp kapanışını yapacağım. Bu yazı ile Postling'in blog yönetim özelliğini de kullanmış oldum. Video eklemek biraz sorunlu diğer durumlarda iş görür. Sansürün etrafından dolaşmak için iyi bir yöntem. Ne yazık ki hala böyle işlerle uğraşıp sansürün etrafından dolaşmaya çalışıyoruz.  

 Saygılar.

 

 

  

Ne bekliyoruz? #4

Ne bekliyoruz? serisinin 4. yazısında konu "Müşterilerime dokunayım, onları memnun edeyim" olacak("Dokunmak" "memnun etmek" yan yana olmuş, fesatlık yapmayın arkadaşım :-)). Burada müşterileri nasıl memnun edeceksin konusundan bahsetmeye kalkarsam eğer epey uzun sürecek. Bu konu başlığında bize yardımcı olacak araçları size yazacağım. Müşterileriniz ile diyaloglarınızda size yardımcı olacak araçları yazacağım. Ücretsiz olanları yazmaya çalışacağım.

Hootsuite : Ücretsiz olarak ulaşabileceğiniz en sağlam sosyal medya yönetim aracı. Facebook fan sayfalarını da ekleyebileceğiniz aracın kendi içinde ölçümleme yapabiliyor olması bir çok sosyal medya yönetim aracından farklılaştırıyor Hootsuite'i. Kişisel kullanım için ücretsiz olan araç belli sayıda profili kontrol etmek isteyenler için çeşitli fiyatlandırmalar sunuyor.  Pro versiyonundaki takım arkadaşı ekleme opsiyonu ise sosyal medyayı yönlendiren ekibin bir arada rahatlıkla çalışmasını sağlıyor. Raporlama üzerine de gayet başarılı bir araç olduğunu söyleyebiliriz açıkçası.

Tweetdeck : Adı yanıltmasın sadece Twitter değil bir çok sosyal medya aracını yönetebileceğiniz bu aracın aynen Hootsuite'te olduğu gibi Facebook sayfalarını da yönetmesi sağlanabiliyor. Chrome'a entegre versiyonunun da bulunan aracın Adobe Air ile yapıldığını belirtmek gerekli eğer bilgisayarınızda Air yoksa indirmenizi öneriyor kurarken. Analiz konusunda Hootsuite'in gerisinde olduğunu söyleyebilirim fakat Bit.ly gibi linkler ile birlikte kullanarak Bit.ly'nın analiz özelliklerini kullanabilrisiniz.

Postling : Analiz özeliklerini paralı versiyonunda veriyor olsa da(aylık 9 dolar makul bir fiyat) ücretsiz versiyonu oldukça başarılı. Bloglara kadar bütün hesaplarınızı bağlayabilyorsunuz. Facebook fan sayfalarınızı yönetme gibi bir şansınız da var bu araçta. Yukarıda yazdığım iki araca göre daha hızlı olduğu olduğunu belirtmem gerekli fakat onlar gibi bütün sosyal ağlar elimizin altında değil. Hootsuite'e ciddi bir alternatif olabilir ama siz yine de ikisini de kullanamadan karar vermeyin. Arayüz konusunda geride olması

Seesmic : Analiz özelliği olmadığı söyleyerek hemen Seesmic'ten bahsetmeye başlıyorum. Diğer araçlardan en büyük farkı istediğinzi kadar hesabı yönetiyor olmak için para ödememeniz. Tamamıyla ücretsiz bir araç Seesmic. Çok fazla göze çarpan özellikleri olmamakla birlikte her kullanıcının Klout puanlarını veriyor olması basit ve zekice bir hamle. Sosyal medyada iletişimin temel özelliklerini karşılayabilecek bir araç olması bizim işimizi görecek elbette.

Bu 4 araç haricinde Cotweet, Gist (Bence dashboard karışıklığından kurtuldukları anda en iyi sosyal medya yönetim araçlarında olacaklar.Özelliklerin arasında olan kullanıcıları önem sırasına göre puanlama gayet başarılı), Ping.Fm gibi araçlarda gayet popüler araçlar. Hatta çok yoğun bir sosyal medya iletişiminiz yoksa Hootsuite ve Postling'in ücretsiz versiyonları ile gayet başarılı bir iletişim sağlayabilirsiniz. Mümkün olduğunca ücretsiz ve kendi deneyimlerim ile olan araçları yazmaya çalıştım. Yararlı olacağını umarım.

Serinin diğer yazılar;

Ne bekliyoruz?
Ne bekliyoruz? #1 
Ne bekliyoruz? #2 
Ne bekliyoruz? #3

Saygılar.

24 Mart 2011 Perşembe

Sosyal medya ajansları ne kadar sosyal?

Wallblog şöyle bir liste yapınca ben de bizimkilere uygulayayım dedim bakalım sonuçlar nasıl olacak? Tabii olarak sosyal medyaya yoğunlaşmış ajanslar ile dijital ajansların kıyaslaması ne kadar doğru olur onun da düşünüyorum bakalım ne olacak?

Sıralama için PeerIndex'i kullanacaktım lakin bir çoğu bu icadı kullanmadığı için pek bir faydası olmadı. Klout ile sıralamaya çalışacağım(Artık nasıl olacaksa :-). Sosyal medya ajansları listesi için Bigumigu'dan yardım aldım.
                                 
                                Score      Classification

Utopic Farm :             32          Explorer

Pure New Media :       23          Explorer

Decode :                     10          Explorer

Lotus Medya:              19          Explorer

Mccann İstanbul:         35          Feeder  

Project House:            30         Explorer

Wunderman Tr           30         Explorer

MedyaSos                  40         Explorer

Pixel Plus                   17         Explorer

Creasoup                   24        Explorer

Wanda Digital            31        Explorer

Dekatlon Buzz           27         Explorer
 
Promoqube               43         Explorer

Liste böyle ne anlayacaksınız kısaca şunu söyleyeyim. Ajansların bu puanları aslında çok da önemli değil. Bir çoğunun çalışanlarının hesaplarının puanları ajans hesaplarından daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bir çok kişi ajans yerine çalışanları üzerinden etki yaratıyor normal olarak ajans puanları çok fazla artmıyor. En yüksek puan Promoqube'ün. En düşük Decode'un.

Klout'u aslında kişisel hesaplar kullanarak sıralasaydık gerçek etki alanlarını öğrenebilirdik. Ajans bünyesinde çalışan bazı bloggerların Klout puanlarının yüksek olduğunu herkes tahmin edebilir. Bu yüzden sayılar çok açıklayıcı olmayabilir fakat şu açıdan da önemli ajansların sosyal medya kullanım sıklığını açıklayabilir. Sosyal ajansın sosyal medyayı sık kullandığını düşünebiliriz. Bu karşılaştıma şunu da ortaya koyuyor terzi kendi söküğünü dikemiyor galiba :-) Tabii burası işin şakası.

Saygılar
 

22 Mart 2011 Salı

Ne bekliyoruz? #3

Ne bekliyoruz? serisinin üçüncü bölümüyle karşınızdayım(Niye böyle yazıyorum bilmiyorum halen.Biraz laylaylom bir açılış oluyor ama idare edin artık) "3-Hakkımda konuşsunlar, geri dönüşleri alayım" kısmı ile ilgili bize yardımcı olabilecek araçları sizler ile paylaşacağım. Ücretli ve Ücretsiz olarak ikiye ayıracağım. Ücretli olanları ise memleketten araçları listeleyeceğim. Yazının sonunda ise ücretli olanların ücretsizlere göre sunduğu temel avantajları yazacağım.

Ücretsiz Sosyal Medya İzleme Araçları 

Addictomatic : Aynı anada bir çok sosyal ağda arama imkanı sağlayan bir araç. Kendimiz için özel arama opsiyonları oluşturabiliyoruz. Aynı anda Friendfeed, Twitter, Youtube, Google Blog gibi aramaları bir arada yapabiliyor olması bizim için gayet avantajlı bir araç olmasını sağlıyor. Tabii olarak analiz yapma gibi bir opsiyonu yok.

Social Mention : Sosyal medya araçlarında arama yapabilen bir diğer araç. Addictomatic'ten en bariz farkları ise sonuçları dışarı aktarabilmesi, en çok etkileşime girdiğimiz kişileri göstermesi, arama sonuçlarına ilişkin anahtar kelimeleri sıralaması. Eğer kendilerini geliştirirseler ilerleyen günlerde ücretli yazılımlara karşı başarılı bir alternatif olabilir kendisi.

Topsy : Zaten daha önce kendisinden bahsetmiş olmama rağmen burada da adını dillendirmek gerekiyor. Bir Twitter arama motoru olarak gayet başarılı bir araç olduğunu bir milyonuncu kez tekrar etmekte beis görmüyor.

Google Alert : Kendiniz ve sektörünüz ile ilgili oluşuturduğunuz anahtar kelimeleri izlemenizi sağlayan Google icadı. Bizim memleket için başlı başına bile yetebilecek bir sosyal takip aracı bile desek yeridir. Google'ın indeksleme hızıyla paralel çalışması bazen bazı sonuçların gelmesini geciktiriyor.

Bu yukarıdakiler hariç Bunları paylaşasım var # 58 (Bedava sosyal medya izleme araçları) yazısını da inceleyebilirsiniz. Farklı alternatifler yer almakta burada olan yazıda da. Bir de yukarıda olan araçları inceledikten sonra Social Media Explorer'in Social Media Monitoring Made Simple yazısına da bir göz atınız.

Ücretli Sosyal Medya İzleme Araçları 

Monitera, Somedya, Boomsonar, Promoqube Sense, Semanticum, SocialTrackers benim bildiklerim bunlar şimdilik. Bazıları hali hazırda sosyal medya danışmalık hizmeti de veren kurumların kendi geliştirdikleri araçlar. Fiyat veya kullanım konusunda bir şey diyemeyeceğim ne yazık ki. Bir tek Monitera'nın fiyatlandırması ve seçenek paketleri hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz web sitelerinden. Diğerleri bu bilgileri vermemeyi tercih etmiş. Bu yüzden çok net yorumlar yapamıyorum konu hakkında. Monitera hakkında şöyle bir yorum yapabilirim öyle "alayım bir deneyeyim neymiş bu" diye bakmak bile ciddi maliyet çıkartıyor kişisel kullanıcıya. Bu yüzden alıp kurcalamak yerine kullananların yazılarını beklemek daha mantıklı.

Serinin diğer yazıları

Ne bekliyoruz? 

Ne bekliyoruz? #1 (İnsanlar benim de sosyal medyada olduğumu duysunlar)

Ne bekliyoruz? #2 (Web siteme trafik sağlayayım.)

Saygılar.

SXSW Interactive bitti!


 Biraz geçikmiş olsa da  SXSW Interactive'in kapanışı üzerine birşeyler yazmak gerekli. Bu yazıyı yazmak için SXSW: Accelerator kazananlarının açıklanmasını bekledim. Bu arada da bir sürü içerik birikti. SXSW ardından benim gözüme çarpanları sıralamanın vakti de geldi. SXSW Accelarator kazananlarını not ederek başlayalım hemen.
News Related Technologies: Storify
Innovative Web Technologies: Hipmunk
Entertainment Technologies: Tango
Social Media & Social Networking Technologies: PopVox 
 Kategori kategori kazananlar yukarıda olduğu gibi. Zaten Hipmunk ve Storify son zamanlarda adlarından söz ettiren girişimlerdendi. Hazırlık yazısında ben de bu servislerden söz etmiştim. POPVOX enteresan bir servis aslında. Abd kongresindeki kanun taslakları hakkında insanlar ile konuşup, fikir paylaşabileceğiniz bir ortam yaratmaya çalışıyor. Tango ise kullanmaya fırsatım olmadı ancak kısaca değinmek gerekiyorsa bedava görüntülü aramaya olanak sağlayan bir program olduğunu anlıyoruz. 
SXSW'de Accelarator haricinde göz önünde olan ve sıkça yazılara konu olan şeyler şunlardı. HTML5, Foursquare yenilikleri, grup mesajlaşma, Interactive Awards konuları hakkında sıkça yazıldı çizildi. Interactive Awards'ın sosyal medya ayağını Team Coco kazandı.(Diğer kazananlar ise http://sxsw.com/interactive/awards/winners). Grup texting biraz da sponsorlardan birinin bu konuda olmasından dolayı da biraz ittirildiğini düşünüyorum (Group Me sponsor olan şirket). Her ne kadar bu sene Android yükseliş gösterdiyse de etkinliklerde en çok kullanılan mobil işletim sistemi iOS olmuş. Yine adında çokça söz edilen bir diğer servis yine sponsorlardan birisi olan Hashable oldu. Kartvizit değiştirmeyi kolaylaştırmayı sağlayan servis böylesine network üzerine de yoğunlaşılmış bir ortamda gayet başarılı olmuştur elbette.
Özellikle biriktirdiğim ve incelenmesi önerdiğim içeriklerin bir listesini vereceğim şimdi. 



10 Ways SXSW IS the Internet  Ignite Social Media 
The Photo History of SXSW  Social Media Graphics





South by Southwest Homesick Blues  Get Satisfaction Blog (Yukarıda olan video sözlerine buradan ulaşabilirsiniz)
Yukarıdaki linkleri okuduğunuz anda SXSW'ya gitmiş kadar olursunuz (tabii şaka oranın atmosferi bir başkadır elbette). Bir çok yerde de yukarıda paylaştığım konular paylaşıldı, konuşuldu. iPad 2'nin çıkmış olması da çok önemli bir gelişmeydi, bu durum SXSW ile ilgili yazan herkesi bu konuda bir şeyler demek zorunda bıraktı. Bu sene bir çok kişi yeni Foursquare kim olacak diye bekledi fakat öyle büyük bir şey gözüme ilişmedi belki Storify ilginç bir şey olacak ama herkesin kullanacağı bir şeyler olacak mı? Orasını bekleyip göreceğiz. Kim bilir tahmin etmediğimiz bir servis yeni büyük şey olabilir. 

Not: "Ne bekliyoruz?" serisine devam edeceğim yarın. Bu yazıyı aradan çıkarmam gerekliydi. Çok fazla bilgi birikmişti. Her birine göz atsanız fena olmaz hani. Genellikle bilinen bloglardan alıntı yapmış olsam da çok fazla içerik üretildiği için gözden kaçması muhtemel bir durum olabilir diye burada paylaşmayı tercih ettim.
Saygılar.

20 Mart 2011 Pazar

Ne bekliyoruz? #2

"Ne bekliyoruz?" serisine devam ediyorum. Bu gün ikinci madde olan "Web siteme trafik sağlayayım" başlığından bahsedeceğim ve trafiği sağladıktan sonra ölçüm yapmak için hangi araçları kullanabileceğimizi yazayım.

2- Web siteme trafik sağlayayım.

Sosyal medyada var olan markalar, bloglar, e-ticaret siteleri gibi oluşumlar her zaman burada makul bir trafik çekme peşindedir ki bu gerçekçi bir harekettir. İyi çalışılmış bir içerik takvimi ve doğru kurgulanmış kampanyalar sayesinde çok sıkı trafik çekilir sosyal medya aracılığıyla. Bu trafiği ölçmek için bir çok araç var olmakta. Google Analytics harici hangi araçlar size yardımcı olacak onları bir listeleyeyim. Araçlar direk olarak trafiği ilgilendirmese de anlamlandırma konusunda bize yardımcı olan araçlar.

Topsy : Bir Twitter arama motoru olan Topsy Twitter search yetmediği yerlerde yardımcı olabilir size. Zaman aralığı koyarak arama yapılabilen Topsy kampanya günleri siz yardımcı olabilir. Ücretsiz olması diğer bir avantajı.
 Tweetstats : Yine bir Twitter aracı. Tweets per hour, Tweets per month, Tweet timeline, Reply statistics başlıkları ile Twitter aktivitelerinizi ölçen bur araç en çok kullandığınız kelimeleri kelime bulutu olarak gösteren bir aracı olduğunu da hatırlatayım. Özellikler Reply sıralaması çok yararlı olabilir. Bizimle en çok diyaloğa girmiş kişileri gözden kaçırmamış oluruz.

Bit.ly : Meşhur link kısaltma servisimizin var olan istatistik servisi bizim için çok yararlı olacaktır.

Feedburner : Eğer bir yayın kaynağınız var ise bunu Feedburner ile yaymanız sizin kaynağınızda olan yayınları Reader aracılığıyla okuyanların sitenize ziyaretçi olarak gelip gitmediğini öğrenebilirsiniz.

Facebook Insight ve Analytics : Analytics Facebook'un yeni hizmete sunduğu trafik ölçme aracı. Google Analyitcs'e rakip olarak görülmesi bile başarılı olduğunu katıdır. İki araç birden bize gayet yeterli olacaktır. Bazı yerlerde halen aktif değil acele etmeyin :-) Insight ise zaten sayfa yöneticilerinin sağ kolu olması gerek araç.

Klout ve Peer Index : Trafik yaratmak için önemli kişileri bulmak ve onlar ile iletişime geçmek kendinizi millete göstermek ve trafiği bu kişiler üzerinden sağlamak gerçekçi bir yaklaşım olabilir.

Kısa kısa trafiği ölçmek ve anlamlandırmak için hangi araçları kullanabileceğinizi sıraladım. Özellikle ücretsiz olanları sıralamaya çalıştım. Zaten para verecek insan çok sıkı bir araştırma yapar ve parasının karşılığı için yii bir çok araç bulur. Buraya Post Rank'ı da yazmak istedim ama direk trafiği ilgilendiren bir araç olması konusunda kafam biraz karıştı. Neyse aracı inceleyip karar verebilirsiniz.

Saygılar.

18 Mart 2011 Cuma

Ne bekliyoruz? #1

Dün yazdığım "Ne bekliyoruz?" başlıklı yazının beş maddesi vardı. Şimdi bu beş maddeyi gerçekleştirmek için işimizi kolaylaştıracak araçlar nelerdi onları birinci maddeden başlayarak beş günlük bir seri halinde yazacağım.

1- İnsanlar benim de sosyal medyada olduğumu duysunlar 

Markamızın sosyal medyada olduğunu nasıl herkese gösterebiliriz ve hangi araçları kullanarak işimizi kolaylaştırabiliriz? İşte bu sorulara yardımcı olan araçlar şunlar. Önem sırası ile yapılmadı rastgele dizildiler.

Facebook Reklamları : Sosyal medyada özellikle de Facebook üzerinde adımızı duyurmak için bir numaralı yardımcımız Facebook reklamları olacak. Kullanımı kolay ve hedeflemesi hayli kişisel olan reklamlar sonuca ulaşmak için bir numaralı yardımcımız. Hele ki son zamanlarda kullanıma açılan arkadaşlarınızın beğendiği sayfalar üzerinden ilerleyen reklam modeli gibi etkileşimli modeller ile en sık kullanmanız gereken yöntem bu olacak.

Google Reklamlar (Adwords) : Adı üstünde Google reklamları. Ülkemizin en çok kullandığı arama motorunun reklamları. Bu tanıtmak bana düşmez biraz araştırın Google'da görün.

Twitter RT kampanyaları : Twitter'da Promoted Trend ve Tweet  aktif olmadığı için markanın kendini göstermesi için en basit yöntem "bu tweeti rt edenler arasından kişilere ödül vereceğiz" tipinde kampanyalardır. Uygulaması kolay, katılımcısı kolay, sonuçlanması kolay olan bu kampanyalar bir çok markanın Twitter'da uygulandığı yöntemdir.

Seeding Ajansları : Seeding Ajansı; en kaba tabir ile markanızı ellerinde olan Facebook sayfalarında tanıtarak size yeni fanlar sağlamaya çalışan ajanslara denir. Diğer seçeneklere göre nispeten daha az maliyetli bir seçenek olduğunu hatırlatayım.

Tv Reklamları : Eğer televizyonlara reklam veren bir marka iseniz Facebook sayfanızı artık reklamın bir köşesine iliştirmek şart oldu.

Influencer Desteği : Bir yerde dayın varsa korkma mantığının sosyal medyaya uygulanmış hali Influencer kavramıdır. Sosyal medyada etki alanı geniş olan kişilere Influencer denildiğini biliyorsunuz he işte etrafınızda böyle birisi varsa epey bir masraftan kurtulursunuz aynı zamanda bu kişilerin güvenilirliği de gayet yüksektir.

Facebook Uygulaması : Facebook'ta var olmanın en güzel yolu bana kalırsa trendlere uygun bir uygulama yaparak konuya sosyal medyada bir hareket yaratmaya çalışmak. Eğer bir de uzun zaman oynanabilecek bir oyun yaparsanız işte o zaman tadından yenmez.

Blogger İletişimi : Markanızın dahil olduğu sektör üzerine yazan bloggerlar ile iletişimde olmak sosyal medyada aktif olarak yer almasanız dahi önemli bir geri dönüş alma noktasıdır.

Bir çok yöntem daha var stratejiyi kurmak için fakat ana konuların yöntemlerin olduğunu bildirmem yeterli olur sanırım. Ufak detaylar için belki serinin sonunda bir yazı yazabilirim.

Saygılar.

Ne bekliyoruz?

Markalar sosyal medyaya girerken ne bekliyorlar tam olarak bilmiyorum.Muhtemelen bir çoğu tam olarak ne istediğini bilmiyordur. Ajans yönlendirmeleri ile hareket ediyorlardır. Bu kötü değil kesinlikle lakin böylesine büyük bir ortamda içeriden halledilse işler fena da olmaz hani. Neyse eğer ben bir marka olsaydım sosyal medyaya dalarken buradan beklentilerim ne olurdu?

1-İnsanlar benim de sosyal medyada olduğumu duysunlar : Sosyal medya hafiften bir statü sembolüne dönüşüyor. Biz genç dinamik bir markayız demenin bir başka yolu oluyor. İnsanların sizin burada olduğunuzdan haberi olmaz ise niye burada olmanıza gerek var ki?

2-Web siteme trafik sağlayayım : Bir çok markanın beklentisi de budur ki mantıklı bir durumdur. markalar yeni bir düzenleme yaptıkları zaman web sitlerinde sosyal medyada ufak bir yaygara kopartıp insanlara duyuru yapar fakat bir çoğu bu yaygarayı kopartmak yerine uzun vadeli bir strateji geliştirmeyi unuturlar. Uzun vadeli trafik geliştiren markalar bu düşledikleri trafiği sadece açılış günleri değil uzun sürede ve iyi bir dönüşüm oranı ile yakalarlar.

3-Hakkımda konuşsunlar, geri dönüşleri alayım : İnsanlar bir şekilde markalar hakkında sosyal medyada olup olmalarından bağımsız haklarında konuşurlar. İyi veya kötü hatta çoğu zaman amaçsız bir şekilde konuşurlar. Bu konuşmaları iyi analiz eden markalar bir çok pazar araştırmasından daha açık sözlü sonuçlara ulaşabilirler.

4-Müşterilerime dokunayım, onları memnun edeyim : Sosyal medyanın en sık kullanılması gerek yöntemlerden birisi müşteri ilişkileridir. Bunu nasıl yapılacağını anlatmaktasa Coversation Agent blogundan örnekli postu paylaşayım.

5-Yeni müşteriler kazanayım, eskileri elimden kaçırmayayım : Her ne kadar hemen ortama alışıp satış yapmak gibi amacımız olmasa da ürettiğimiz içerikler ile insanların ilgisini çekebilirsek eğer burada olduğumuz farkında olan kişiler ile iletişime girebiliriz kalanı zaten sizin elinizde.

Ben bir marka olsam, elimde bir hedef listesi olsa bu başlıkları ilk olarak tamamlamak isterim. Zaten bazı başlıklar tamamlanmaz sürekliler. Sosyal medya girmek isteyen markalar bunu bilmeliler sosyal medyada vur kaç yapıp gidip markalar çoğu zaman unutulup giderler, sürekli yüzeyde olmak gerekli, sürekli hareket halinde olup unutturmamak gerekli.

Saygılar.

17 Mart 2011 Perşembe

Bunları paylaşasım var # 63 (Facebook Sayfa Analizleri)




Wired, Facebook marka/ünlü sayfaları ile ile ilgili bir araştırma yayınladı. Yaptığı araştırma marka/ünlü sayfalarının engagement(entegrasyon yazacaktım, ülen aynısının laciverti işte) oranlarını ortaya koydu. Örnek olarak en yüksek oranda aktif fana sahip Man Utd'nin bile fanlarının sadece %2.6'i Facebook'ta takımları ile etkileşime giriyordu. Sayısal olarak en yüksek sayıya ise Justin Bieber'in fanları ulaşmış Sayfadaki 20 milyon fanın 360 bini ile etkileşime geçilmiş.  Özet: Spor seven erkekler Bieber seven kızları aratmıyor. Sporun daha çok Beckham gibi yıldızlara ihtiyacı var. Yoksa futbol sadece "konuşmak" için yeterli mi?

Listeleri incelediğimizde ise asıl dikkat çekici olan konu entertainment(eğlence) ve spor sektörü etkileşime girme konusunda diğer bir çok sektörün ilerisinde. entertainment(eğlence) veya spor sektöründen olmayıp markası ile entertainment kavramını birleştirmiş olan Victoria's Secret gibi markalar ise insanlar "konuşmak" için bir şeyler sunuyor. Böylelikle bu tarz bir listede kendine yer bulabiliyor..  Özet : İnsanların konuşması için eğlenceli bir şeyler sun!

Bu sayılardan ve oranlardan çıkartacağımız diğer önemli bir noktada 1 milyonluk bir sayfada konuşanlar -ki bunlar gerçek fanlar ve çalışanlardır- kişi oranı %1-2 arasında olacaktır. Bu da aslında 10-20 bin gibi bir sayıya tekabül etmekte. Büyük markalar bu sayıların büyük bir miktarını çalışanları sayesinde rahatlıkla ulaştığını düşündüğümüz zaman bu oranların daha da aşağılara düştüğünü görebiliriz. 100 şubesi ola bir süper marketler zincirinin  çalışanları yukarıda bahsettiğim sayıları çok rahat bir şekilde yakalayabilir. Bu araştırma aslında sosyal medyanın büyük bir potansiyeli olduğunu gösteriyor diyerek yorumlanabilir.  Özet: Sosyal medyanın hala tamamlayacağı bir potansiyeli var, fakat bunu markaların nasıl ortaya çıkartacağı halen büyük bir soru işareti.  

Araştırmanın linkini tekrar verelim bir de oraya göz atınız. Study: Justin Bieber, Manchester United Fans Most Engaged  Araştırmada Fangager adlı bir şirket ile çalışmışlar.

Bir diğer araştırma ise SocialBakers'ın Exclusive: Turkish Facebook Marketing Report adlı araştırması. "User Wall Post" gibi aslında çok açıklayıcı olmayan bir istatistiğe dayalı bir araştırma yapılmış olsa da  bu tarz araştırmalar memlekette fazla yapılmadığı için iyi bir çalışma sayılabilir. Bir göz atmakta yarar var.

Saygılar.

16 Mart 2011 Çarşamba

Nerede benim paylaş butonum?

Paylaş butonlarının yerleri belirleme konusunda aslında en doğru kararı arayüz tasarımcılar(User Interface Designer) ve kullanılabilirlik uzmanları verir. Ben sadece paylaş butonları en popüler haber sitelerinde nerelere konulmuş onları göstermeye çalışacağım. Böylelikle en popüler kullanım şekilleri ile bloglarımıza ve diğer içerik sitelerimize yol gösterici olabilirler.
Popüler olan haber sitelerinin Alexa'da üst sıralarda olanlardan belirledim. Sıralayacaklarım daha çok geleneksel medyanın da ağır topları olan şirketlerin web siteleri. BBC, CNN, NYT, The Guardian, WSJ şirketlerinin web sitelerini inceleyeceğim.

BBC 



BBC Online web sitesi paylaş butonlarını içerik başlığının yanında ve yazıların en alt kısımlarında sayfanın altında bulunduruyor.

CNN 
CNN de aynen BBC'nin yaptığı gibi içeriğin başında ve sonunda paylaş butonlarına yer vermiş. Ekstra olarak Facebook Recommend butonunun da görebiliyoruz.



NYT'de paylaş butonumuz sadece yazının başında yer almakta. Yazının alt kısımında paylaşma opsiyonumuzu mailden yana kullanmak zorundayız.

Guardian paylaş başta ve sonda olan paylaş butonlarının yanında Facebook Share, Tweet, Reddit ve Yahoo Buzz butonlarını da yazının başına koymayı eksik etmemiş.








WSJ'de diğer siteler gibi yazının başında ve sonunda paylaş butonlarını eklemiş. Yazının başında ekstra olan Facebook Like buton ve Tweet butonu da yer almakta. Tekrar hatırlayaım Facebook tarihinin en fazla "like" alan haberine sahip olan site WSJ'dir.

Görüldüğü üzere bütün websiteler içeriklerinin sosyal medyada dolaşmasını istemekte ve bunları insanlaraın rahtaça yapabilmesi için paylaş butonlarını bir şekilde ulaşılabilir kılmakta. Genel kullanım yazını başında ve sonunda kullanmak. Bazıları Facebook like ve Tweet butonunu kullanmayı tercih etmiyorlar. Bir kaç yerde okuduğuma göre Facebook Like butonu web sitelerinin açılış hızını düşüyormuş. Nedenlerden biri bu olabilir. Her tarafı buton doldurarak görüntü kirliliği yaratmak istemiyor da olabilirler.

Yine de çıkartacağımız en önemli ders her içerik geliştiricisi en azından paylaş butonlarını bloglarına entegre etmesinin gerekli olduğu. Popüler bir kaç paylaş butonu uygulamasını da ekleyip yazımızı bitirelim. Facebook ve Tweet butonlarını zaten blogger kullanıcıları otomatik ekleyebiliyor ya da Facebook ve Twitter'ın ilgili sayfalarında bulabiliyor. 
  
Share This 

Not: Görseller ile biraz lüzumsuzca şişti yazı sanki ama idare edin artık. Bu seferlik böyle oldu :)
Saygılar.

15 Mart 2011 Salı

Yeni yılda yeni Blogger



Malum SXSW devam ediyorken ve her servis yeni özelliklerini açıklıyorken Blogger da boş durmamış bir çok yeniliği açıklamaya karar vermiş. Zaten geçen sene boyunca tema tasarımcısı, anlık istatistikler ve spam engelleyici gibi önemli değişiklikler yapmışken bu sene kumanda paneli ve kayıt gönderme bölümlerinde büyük yapılandırmalara gidilmiş. Video hem eğlenceli bir video olmuş, hem de bilgilendirici. (Acaba bu videolara da infovideo mu deniyor?) Videoda 50 dil demişler ya hani haliyle merak edip Türkçe'yi arayanlar sağ üst köşede bulabilir.

Adamlar boş durmuyor tabii olarak biz bloglarımıza giremesek de adamlar  bu büyük platformu daha kullanılabilir ve tercih edilebilir bir hale getirmek için uğraşıyorlar. Bu arada yeni bir haber olarak Blogspot sansürü yakın zamanda kalkacakmış. Karar iptal edilmiş. Şimdi dört gözle Digitürk'e açılan davanın sonuçlanmasını bekliyorum. Bir çok kişiyi bloglarına ulaşma konusunda mağdur eden Digitürk'ün ceza alması en büyük dileğim. Eğer bu kafa ceza alırsa belki bundan sonra görevlerini kötüye kullanmaktan kurtulabilirler. Sansür ile haberin kaynağı Cyber-Rights.Org.Tr

Bir kaç gün sonra SXSW bitince büyük bir kapanış yazısı yazacağım kaynakları biriktiriyorum. Bakalım bu senenin parlayan yıldızı hangi servis olacak?

Saygılar.

14 Mart 2011 Pazartesi

Viral mi? Kaç kaç kaç!

Yukarıdaki İstanbul'da hoş bir kız olmak adlı virali (izlenilme sayısı pek viral olduğuna dair bir sayıyı göstermese de viral olsun maksatlı çekilmiş bir videodan bahsediyoruz) seyretmişsinizdir.  Bunun reklamcılık veya pazarlama açısından değil virali çeken markanın sosyal medyada nasıl algılandığına ve algılanacağına dair ufak bir şeyler yazacağım.

Bu video biraz izlenildiğinde anlaşılıyor ki yurt dışında popüler olmuş bir çalışmanın epey bir benzeri olmuş. Hatta öyle ki genellikle viral olan işlere burada yer vermediğimi düşünürsek blogda daha önce malum video hakkında yazdığım için gayet popüler olduğunu da söyleyebilirim. Kıç kamerası hakkında yazdığım ufak yazı

İnsanlar peki bizimkilerin yaptığı video hakkında neler dedi ve diyecek?

1-  İlk saldırı "Çakma lan bu! Ecnebiler yapmış, siz de çalmışsınız" üzerinden olacak. Çalma kelimesini kullanmayacağım fakat ağır bir esinlenme olduğu ortada. Bu tarz bir eleştiri alan bir iş ürün ne kadar güzel olursa olsun itibarı için iyi şeyler bırakmaz hafızamızda.

2- "Yeter artık cinsiyetçilik üzerine reklamlar çektiğiniz" eleştirisi ki en ağır nokta burası olacak bana göre. Bir çok marka benzer(çakma) ürün şokunu atlatabilir lakin cinsel ayrımcılık yapanlar bundan kolay kurtulamaz. Ciddi bir itibar zedelenmesi olabilirdi lakin video pek yayılmadı

3- "Eee arkadaşım adamlar ürüne bakmıyor, kıza bakıyor"  evet kızın giyim tarzı ve endamı yüzünden arka cebe zorla tıkıştırılmış bir ürüne bakılmıyor olması çok normal değil mi? Takımın önüne geçen futbolcular gibi ürünün önüne geçen unsur burada oynatılan şahıs olmuş.

4- "Yahu artık yemiyoruz bunları" evet insanlar bunları yemiyor ki bu yenilecek bir şey mi? Orası belirsiz bir çok kişi artık böyle videolara Gitti Gidiyor virali yüzünden mesafeli yaklaşmaya başladı. Süper bir şeyler yapmadıkça olmuyor sanırım.

5- "Bırakın artık milleti aptal yerine koymayı sanki yurtdışını bilmiyoruz" Ee haklılar ağır esinlenme kokan bu tarz işler hele ki böylesine popüler olmuş işlerde esinlenen işler insanları aptal yerine koyuyormuşsunuz hissi yaratabilir.

6- "Eee abi o videoda görünenlerden izin alındı mı? İster istemez refleks olarak bakmış olsa bile adamın adı çıkmaz mı?"  Bunu videoyu hazırlayanlara sormak lazım.

İlk etapta muhtemel tepkiler bunlar olacaktır. Youtube yorumlarını okursanız da bu yazdıklarımın civarında ve çoğunlukla olumsuz olarak yapıldığı görürsünüz. Bir de videonun puanlama kısmınında kapalı olması bu olumsuz yorumların puan ve puanlara dönüşmemesi için olduğunu fark etmek gerekli. Neyse bir viral denemesini daha izliyoruz bakalım ne olacak? Bir viral uğruna ne itibarlar batıyore.

Saygılar.

13 Mart 2011 Pazar

Eski kral öldü, yaşasın yeni kral!

Bir çok kişinin bildiği gibi Facebook marka fan sayfaları liginde birinci Nike Football/Türkiye'ydi uzun süre. Son yapılan kampanya AVEA'yı birinciliğe taşıdı ve kampanyaları daha uzun süre devam ederse 1 milyon barajını aşan ilk marka olacak. Peki bu nasıl oldu? Şimdi bu birincilik nasıl geldi ona bir göz atalım.


Yukarıda Socialbakers'tan aldığım grafik var. Fan sayısı bir haftada 200 binden 700 bine çıkmış. Nasıl olduğunu anlamak için 6 martta açıkladıkları yeni kampanyalarına göz atmakta fayda ver.(Benim kampanyaları olduğundan haberim yoktu AVEA kullanıcısı değilim. Rutin Socialbakers liste kontrolü sırasında bunu fark ettim sadece) . Kampanya içeriği şöyleydi ; sayfayı beğendikten sonra açılan forma ad, soyad, telefon numarası girdikten sonra telefon hattınıza konuşma süresi yükleniyordu. Basit bir kurgu, direkt sonuca gidecek bir iş beğen sonra hediyeyi kap. Bunun Facebook tarafından bir engellemesi de yok. Tabii olarak sonuç olarak fan sayısını artırıp bir numara olmak istiyorlarsa başardılar. Buraya kadar her şey çok güzel ama iş halen devam ederek halen bir kaç soru var kafamda.

1- Bu işe katılacak fanların sürekli aynı soruyu sormalarına rağmen bir cevap bulmadım. Bir 7 tl mevzusu sürekli yorumlarda yer ediyor. Bir açıklama göremedim sadece söylenen mesaj bedava başka bir açıklama yok.

2- Bu şekilde kazanılan fanları, fan sayfasında aktif tutmak için ne yapılacak? İzleyeceğiz bakalım. Ahmet Vardar misali peşinde olacağım.

3- Diğer operatörler girip benzer bir hamle yapıp fan sayılarını katladıkları zaman AVEA tekrar böyle bir hamle yapacak mı? Yoksa biz zaten bir kez birinci olduk deyip boş verecek mi? Yoksa bu kampanya AVEA'nın son mermisi miydi?

4-  Bu kampanya sonucu gelen fanlar uzun süre fan sayfasında kalacak. Araştırmalar bunu gösteriyor eğer bir gün bir kriz ile karşı karşıya kalırsanız (topluluk yöneticisinin bir gafı, hatlarda çıkan bir sorun vesaire ve fanlar aktif olmasalar bile kriz durumları ölüyü bile diriltir) böylesine hızlı büyüyen bir fan sayfasını kontrol altında tutabilecek bir strateji kurdunuz mu?

5- Şu an çok fazla yorum alındığı ortada bu yorumların denetimlerin yapılmadığı da ortada bu durum nasıl düzelecek? Fan sayfası yöneticisi yetişemiyor mu?  Yoksa ortada bir yönetici yok mu? Yönetici yoksa 4 numaralı soru gerçekleşirse nasıl ilerleyecek işler?

Soruların cevapları için izlemede kalacağım bakalım işler nasıl yürüyecek 200 bin civarından 700 bin civarı çıkan fan sayfasının yönetimi zor olacak lakin.

"Yemek bulduysan ye, dayak bulduysan kaç!" kafası ile büyütülen bir topluma böylesine kolay kazanımlar sağlayan kampanyalar her zaman büyük başarılar sağlayacak. Böylesine kolay bir kampanyayı yurt dışında yapmamış olmaları bana "Neden onlar yapmadı da biz yaptık?" sorusunu aklıma getirmiyor değil. Neyse nasılsa katılan da yapan da halinden memnundur büyük ihtimal. Başarılı iş devamı nasıl olacak? İzleyeceğiz.

Not: Aldığım grafik kampanyayı düzenleyen CandyTech'in iştiraki olan Socialbakers'ten alınmış olması enteresan oldu.

Saygılar.

12 Mart 2011 Cumartesi

Gazeteler, Okur Yorumları ve Topluluk Yönetimi

Bugün rastgele gazetelerimizin web sitelerinde gezerken bir gazete okurunun alenen ağır bir argo kullandığını ve bu argoyu bir devlet büyüğü ile ilişkilendirdiğini gördüm ve bu yorum halen orada durmaya devam ediyor. (Argo dediğim kelime ise "Düdüklemek" yani öyle şeker gibi bir kelime değildir kendisi). Burada gereksiz bir ahlakçılık peşinde koşmayacağım elbette sadece durumu göstermeye çalışacağım ve topluluk yönetimi için bir iki şeye dikkat çekeceğim. Bu yazıyı yazmadan önce bir de şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim Serdar Kuzuloğlu'nun araştırması.

Gazeteler tarafsız haber verirken taraflı yorumlarla bunları süsleyebilirler ki bu normaldir. Herkes kendi istediği şekilde olan gazeteyi okumakta serbesttir. Şimdi "Gazeteler neden tam zamanlı bir topluluk yöneticisine neden sahip olmalıdır?" sorusuna biraz kafa yoralım.

* Bizim insanımız neyin küfür olan kelimeleri tam olarak seçemeyebiliyor. Düdüklemek ağır argo kelimedir fakat küfür olmadığını düşünüp insanlar bunu her şekilde kullanabiliyor. Topluluk yöneticisi bu kelimeleri denetlemesi gerekli.

* Siyaset, spor ve din üzerine yazıyorsunuz ve bu konular başlı başına bir çatışma durumu yaratıyor. Uygunsuz yorumları denetlemek için bir adet topluluk yöneticisi.

* İnternet artık o tek taraflı iletişim olan yer değil sosyal medya, yeni medya ve her ne deniyorsa adına diyalog geliştirme üzerine kurulu. Her yorum alanı diyalog geliştirmek için var ve konuya bağlı olarak kavga çıkması kaçınılmaz. Çıkan kavgaları fazla büyütmeden uzlaştırmak gerekli.

* Yorumları kapatmak çok özlemini çektiğinizi söylediğiniz ifade özgürlüğünü engellemektir. İfade özgürlüğünü engellemeden hakaretleri engellemenin tek yolu topluluk yöneticisinden geçer.

* Sosyal medyaya özel içerik oluşturmanızın zamanı gelmedi mi? Bunun için elinizde bir tane topluluğun isteklerini bilen birisinin yardımı iyi olmaz mıydı? Konuyu bulurken yardımcı olur bulunan konulara şekil vermede de yardımcı olur ama haber yazma konusunda topluluk yöneticisine pek yaslanmanız doğru olmaz.(Bunlar gazeteler için yapılacak içerikler için geçerli. Facebook gibi topluluklara doğru içeriği sunmak bu kişinin görevidir)

* Yapılan hatalı yorum silme durumlarında ateşe atılacak birisi olmalı değil mi? Ateşe atın derken bütün gazete yerine topluluk yöneticisi yaptı deyip kurtulmak en garantisidir.(Evet bu böyledir, böyle olacaktır ne yazık ki. Sen yanmazsan, ben yanmazsam kim yönetir bu toplulukları)
 
İlk olarak aklıma gelen topluluk yöneticisinin yapacağı işler bunlar. Elbette bir çok özelliğe daha sahip olmalı fakat kimse ondan haber yapmasını beklemesin, işi değil.

Bu yazıya aslında böyle Google Görseller'de "Community Manager" yazınca çıkan top kafalı adamların görseli kullanmak gerekli ama neyse çok klişe topluluk yönetimi yazılan her yere o görsel kullanılıyor.

Saygılar.

10 Mart 2011 Perşembe

The Like Log Study


The Like Log Study from Yury Lifshits on Vimeo.

Yahoo Labs son zamanlarda gördüğüm en derin araştırmalardan birine imza atmış. "Like Log" adını verdiği bu çalışmada 45 siteden 100 binden fazla makaleyi araştırmışlar. Bu sitelerin oluşturduğu 40 milyondan fazla reaksiyonu sıralamışlar. Bu özgün çalışma sonucunda elimize çok geniş bir kaynak geçmiş oldu.

Araştırma ABD'nin en popüler 45 sitesinin yayınladığı içeriklerin derlenmesi ile oluşturulmuş. Her sitenin aldığı toplam "like" sayısı, en çok "like" alan hikayesi, en çok "like" alan 13 hikayenin toplama oranı, en çok "like" alan 90 hikayenin toplama oranı, medyan(ortancası bunu açıklayarak kafanızı şişirmek istemiyorum wiki maddesi) ve 3 ve 3'ten fazla like alan hikayelerinin sayısını derlemiş.

Bu listeye göre en çok like alan web sitesi New York Times olurken, en çok like alan hikaye ise Why Chinese Mothers Are Superior ile WSJ olmuş.

Benim sıkça merak ettiğim bir konu hakkında da bir araştırma yapılmış. Lifespan of a Story : "Bir hikayeni ömrü" diye çevireceğim bölüm içeriğin paylaşılma zamanları hakkında bilgi veriyor. Araştırmada da belirtildiği gibi bir içerik 24 saat içinde etkisini kaybediyor genellikle. İşte bu durumu verilerle gerçekleyerek bize göstermiş oluyor bu araştırma.

Engagement Trends başlığı altında ise en çok paylaşım yapan 27 sitenin içeriklerde kullandığı anahtar kelime görülüyor bulutları ile. Aynı bölüm içinde hangi markaların ve hangi konuların konuşulduğu listesi de yer almakta.

Çalışma 5 öneri ile bitiriliyor. Çeviriler için şimdiden kusura bakmayın.

1-Big effort for big stories (Büyük emek büyük hikaye)
2-Improve promotion of your best content ( Promosyon içeriği geliştirir)
3-Improve your median story (Ortalama hikayeni geliştir. Medyan ortalama demek değil ama tam karşılık bulmadım ama şöyle açıklayayım hemen medyan orta değer demek istatistikte. Yani içerikleri aldıklaraı likelar göre sıraladıkları zaman en az ile en çok like sayısına eşit uzaklıkta olan like sayısı. 0 olanlar var arasında onları bilemeyeceğim zaten medyan kavramını da bir türlü sevemedim zaten. Demek istedikleri şu kısaca bütün hikayeleriniz aynı sayıda like alabilecek şekilde geliştirin.)
4-Invest in demand analytics (Talep analizine yatırım yap)
5-Invest in social media optimization (Sosyal medya optimizasyonuna yatırım yap)

Çok derin bir analiz iyi incelenmesi gerekir. İçerik konusunda kafa yoranlar için iyi bir kaynak olacaktır bu çalışma. Çalışmanın infografik hali de linkte yer alıyor. The Like Log Study

Saygılar.

9 Mart 2011 Çarşamba

Artık şu hataları yapmayın!

Sosyal medya artık o kadar da yeni değil. Benim blogum 1.5 senedir var en az 1 senede önceden var olduğuna göre 2.5 senedir  sosyal medyada ciddi ciddi işler yapılıp paralar kazanılıyor.  Hiç de fena olmayan bütçeler ile hiç de fena olmayan işler çıkartılıyor hatta düşük bütçeler ile bile iyi işler çıkabiliyor. Artık herkes bir şekilde bu işin bir ucundan tutmayı başardı kimi el yordamıyla kimi profesyonel yardım alarak herkes artık sosyal medyada. Hala ufak tefek sorunlar var olmakta ne yazık ki. Şunları artık yapmayın diyeceğim hataları şurada yazayım.

* Facebook duvarı kampanya yapmak için oraya konmamıştır.

* Hadi yorumumuzu beğenin hediye kazanın bir kampanya yöntemi değildir. Hatta fotomuzu beğenin de bir kampanya yöntemi değildir. Bizim yazımızı en çok paylaşan kişiye ödül veriyoruz da doğru bir yöntem değildir.(Arada uygulama ile bir şey yaptıysanız ok). Bunu ben demiyorum Facebook kuralları diyor

* Büyük harfle yazdığınız iletileri veya tweetleri daha çok kişi duymaz.

* Çok konuşursan çok okunmazsınız. Çok fazla güncelleyip spamci olmayın.

* Takipçilerinizi aptal yerine koymayın.

*Takipçilerinizin bir çoğu sizi çok sevdiğinden değil belki "hediye bir şeyler veririsiniz" diye takip ediyor unutmayın. Bir büyük hediye yerine sürekli küçük hediyeler dağıtın.

* Yurtdışından "esinlendiğiniz" işi çok yeni bir şeymiş gibi gözümüze sokmayın. Tamam çok iyi bir yabancı dilim yok eyvallah ama sizin de bizi cahil yerine koyup dünyadan bihaber olduğumuzu düşünmenize gerek yok.

* Marka avukatı yaratacağız diye fanatikleri yaratmayın. Her şeyden önce fanatikler antipatik oluyor bir de markanızı savunurken yeterli bilgi sahibi olmamaları size daha çok zarar veriyor. Unutmayın fanatikler eğitilirse çok yararlı olur.

* Asla ve asla robota dönüşmeyin.Robota dönüşmemeye çalışırken cıvımayın.

* Hep aynı bloggerlar ile konuşmayın.

* Bilmediğinizi ve markanız ile alakalı olmayan konular ile ilgili konuşmayın.

* Krizlerin en kolay çözüm yolu o krizin çıkmamasını sağlamaktır. Ha bir de krizin çıktığın noktayı bulmaktır :-)

* Facebook ve Twitter kullanım kılavuzlarını okuyun. Hadi çok karışık geliyor ve okumaya üşeniyorsanız Google'dan çözümlenmiş halini yazan onlarca blog yazısı bulabilirsiniz.

Son bir hafta içinde gördüğüm markaların ve kişilerin yaptığı tipik hatalar bunlar. Normaldir derdim bu yazıyı bir sene önce yazmış olsam ama ne yazık ki artık bunlar normal değil. Hatta bazıları ciddi büyük hatalar ve tam büyük bir kampanya ortasında fan sayfasını kapattıracak hatalar. Artık biraz daha dikkat etmeniz gerekiyor sanırım.

Saygılar.

7 Mart 2011 Pazartesi

Bunları paylaşasım var # 62 (Kişisel marka değeri ölçümü)

Sosyal medya yaygınlaştığından beri herkes "nasıl farklılaşırım, göz batarım" diye çaba sarf etmekte. Herkesin bu durum için kendi yolu var elbette. Bir de bu durumun nasıl ölçüleceği konusu var. Bu konu hakkında  Smart Blog on Social Media ölçüm araçlarının altısını sıralamış ve yorumlar ekleyerek neden bunları kullanmamız gerekir not etmiş.

Hangi altı ölçüm aracı bunlar diyorsanız işte şu araçlar.

Klout: Influencer kavramını öğrenmek için insanların Klout skorlarına bakmanız yeterlidir çoğu zaman. Kimin ne paylaştığını ve Twitter hesabını nasıl kullandığını öğrenmeniz Klout sayesinde olur.

Twitalyzer : Twitter analiz aracı kendi adından anlaşılacağı gibi. Twitter kullanıcı adınızı girip Impact Score'nuzu ortaya çıkartıyor.

BackType : Linklerin sosyal ağlarda olan etkinliğini araştıran bir araç kendisi. Bir çok kişinin bildiği gibi aynı zamanda bloglar için yorum eklentisi de sağlıyor bu araç.

PostRank : Yazdığınız blogların postlarını skorlayan bir araç oldukça popüler ve net sonuçlar çıkartıyor kendisi. Reader ile entegre çalışıyor olması takip ettiğiniz blogların Postrank değerlerini öğrenmenizi sağlıyor.

Your LinkedIn Profile Stats (Linkedin Profil istatistikleri) : Linkedin'i kullananlar bilir profilinizi gezenlerin hangi sektörden çalıştığını, hangi günlerde profilinize girdiğini öğrenebilirsiniz.

Bit.ly : Son zamanlarda adını Libya sayesinde daha çok duyduğumuz ve erişimi konusunda kafamızın karıştığı servisin çok ciddi bir analiz altyapısına sahip olduğunu unutmayalım.

Yazımızın linkini tekrar verelim daha ciddi ve profesyonel bir bakış açısı ile yazılmış bu yazıyı da gözden kaçırmamanızı sağlayalım.

6 tools to measure your personal branding efforts  

Saygılar.

6 Mart 2011 Pazar

SXSW Interactive ve Foursquare


SXSW (South by Southwest)  ABD'nin Austin kentinde yapılan çok acayip ve büyük bir etkinlikler topluluğu. 1987'den beri genellikle mart ayında yapılan bu etkinlik müzik, film ve interaktif üzerine bir sürü etkinliğe ev sahipliği yapar. 1994'ten bu yana da Film ve Multimedia ayağında internet projelerine değinir. Sonrada Multimedia kısmı ayrılıp Interactive olarak aynı etkinlik altında ayrı bir başlığa dönüştü. Neyse daha fazlası için SXSW resmi sitesi ve Wikipedia maddesine bakabilirsiniz. Bir de etkinlik takvimini merak ederseniz Interactive bölümünün takvimi şöyle. Bölgeye katkısı gibi diğer bilgiler için ise Press bölümünü kurcalayınız.

"Bu etkinlikler topluluğunun Foursquare ile alakası nedir?" diye sorarsanız. O sorunun cevabı şöyle 2009 SXSW etkinliği Foursquare ciddi olarak kendini  ilk gösterdiği etkinlik oldu. Bir de üstüne Mashable'den Yılın Mobile uygulaması ödülünü alınca Foursquare son yılların en popüler sosyal medya uygulamalarından birine dönüştü. Tabii Foursquare bu durumu unutmadı ve bu sene çok ciddi bir hazırlık yaptı. Benim gördüğüm bir etkinnlik için hazırlanan en ciddi rozet serisi hazırlandı bu etkinlik için 20'ye yakın farklı rozet oluşturuldu. Şu an hangi etkinliklerden hangi rozetler kazanılacak bilinmiyor. Foursquare yine bu etkinliğe özel bir açıklama yapacakmış. SXSW için özel hazırlanmış sayfalarında "Foursquare 3.0 çok yakında" ibaresi yer alıyor. Sayfaya girdiğinizde zaten büyük bir hazırlık içinde olduklarını göreceksiniz.

Foursquare'ın kendi gösterdiği arenada bu sene kimler olacak diye de merak ediyorsanız bu öğrenmek için SXSW Accelerator Finalislerine göz atmanız gerekecek. Finalistler arasında adını bu sene sık sık duyduğumuz ve duyacağımız servisler var. Sene içinde zaten belli bir popülerliğe ulaşan servisleri burada görmek şaşırtıcı değil. Storify, OWNI, Crowdmap, Hipmunk vesaire gibi. Accelerator finalistlerinin tamamına göz atmak gerekli buradan birçoğu yararlı servisler olacaktır.

SXSW Interactive Awards adlı bölümde ise bu senenin bir toparlaması yapılım en göz alıcı işlere ödüller verilecek. Interactive denilince aklınıza neler geliyorsa o dalların hepsinde birer ödül verilecek. Örneğin sosyal medya bölümünde adaylar Team Coco, Google Chrome Fastball, Pepsi Refresh Project, SOUR 'Mirror', Stanfield's Guy at Home in His Underwear. Sosyal medya bölüm gibi diğer bölümlerde sadece uygulamaları değil belli hareketleri de burada adaya olarak görebiliyoruz. Bu konu aslında derin biraz, uzatmayalım.  

SOn olarak böylesine büyük bir etkinliği yerinde takip etme şansım olmasa da buradan olanı biteni gözlemek iyi olacaktır. 11-15 mart tarihleri arasında SXSW Interactive bölümünü takip edebilirsiniz bir yerlerde elbette Live Stream olacaktır. Gözden kaçırmayınız.

Saygılar.

4 Mart 2011 Cuma

Tumblr ve Geleneksel Medya

Twitter'da bir keresinde "bir servis markalar tarafından kullanılmaya başlamışsa olmuştur" demiştim. Bu cümleyi Instagram ile ilgili şu haberi okuduğum zaman kurmuştum. Haber kısaca Instagram'ın markalar ile ilişkisini yazıyordu. Bir çok servis yavaş yavaş böyle markalar ile beraber kullanılmaya başlıyor. Bu konuda son zamanların en dikkat çekici örneği olarak geleneksel medyanın Tumblr ile olan ilişkisi gözüme takıldı. Şimdi hangi markalar Tumblr kullanıyor bir listeleyelim. Aklımızda duracağına blogumuzda dursun.

Newsweek Tumblr : Haftalık haber dergimizin, zamanın ruhunu yakalayan blog hesabı. Yakın zamanda olan ve derginin web sitesinin genel mizacına uymayan içerikleri paylaşmaya yöneldiği hesap.

FOXBroadcasting : Fox kanalının "bu mecrayı da kaçırmayalım, aman burası eksik kalmasın" hevesi ile blogladığı adres. Sadece kanalın değil popüler dizilerin de Tumlr hesapları var daha çok yeniler. Açılmışsa devam edecektir umarım. Diğer hesaplar ise GLEEonFOX, FRINGEonFOX, The Chicago Code, BONESonFOX, The Cleveland Show, The X Factor (USA)

The New Yorker : Haftalık kültür-sanat dergisinin günlük dozlar haline büründürülmesi ile oluşturulan blog. Günün karikatürü bölümü dikkat çekici.

The Economist Tumblr : Günün nabzını tutan ve o resmi web sitelerindeki karmaşıklıktan uzak bir şekilde bu nabzı tutmak isteyenleri düşünmüşler sanırım.

Life : Çok geniş bir görsel arşivi olan bir derginin böylesine görsel ağırlıklı bir mecrada yer almaması zaten büyük eksiklikken bu eksikliği iyi değerlendirmişler.

Elle Magazine : Popüler moda dergisinin bu mecra için biçilmiş kaftan olması çok normal. Tumblr kullanıcısı diğer bloggerlara göre daha stilize hareket edebiliyor ve düşünüyor(ne yalan söyleyeceğim bu iş böyle)

Total Film : Dijital ortamı çok iyi kullanan ve web sitesinde sürekli buraya uygun içerikler(yani paylaşıma yönelik) üreten dergi buraya uzak kalamazdı.Yine buraya uygun olarak dergi ve web sitesi dışında farklı bir içerik üretmeye çalışarak gününü geçiriyor.

Sesame Street :  İşte Susam Sokağı'nın Tumblr hesabı. Bir göz atınız.

Team Coco : NBC kanalı haric bir çok kişinin sevdiği adama Conan O'Brien'nın internet sevdalısı ekibi tarafından kurulmuş blog. Gif manyağı olabilirsiniz bu blogta. (Uzun süre sonrasında Conan ile ilgli bir şeyler yazdım. Team Coco ve son durum hakkında bir yazı yazabilirim yakın zamanda)

Benim bildiklerim gözüme ilişenler ve bu yazıyı yazarken bulduklarım bunlar. Daha başka varsa yorum alanından destek olabilirsiniz.

Saygılar.

Social-Search.com : Bir tane daha sosyal arama motoru


Social-Search.com Intro from social-search on Vimeo.

Social-search.com adlı bir siteye denk geldim.(Anlayın denk geldim diyorsam Make Use Of sitesinde görmüşümdür) Sitemiz bir sosyal arama motoru. Şuna Public Beta sürümü olduğu için pek net sonuçlar vermese de başarılı olacaktır ilerleyen günler.

Arama motoru Greplin'nin bir benzeri fakat daha Greplin gibi çok fazla servisi desteklemiyor şimdilik sadece Twitter ve Facebook üzerinde arama yapabiliyor. Kendi söylediklerine göre link bazlı paylaşımlar üzerine gitmek istiyorlar. Herkesin kendi ağı ve sadece arkadaşlarının paylaştıklarına ulaştıran bir arama motoru olmayı amaçlıyorlar. Bence en dikkat çekici özelliği arkadaş listenizde olan kişilere önem derecesi atayabiliyorsunuz ve yaptığınız aramalarda üst sıraya çıkmasını sağlıyorsunuz. Üste olan video zaten nasıl çalıştığını size anlatacak.

Sosyal arama kavramının iyice dillendirmeye başladığı bu günlerde bu tip bir servis kendini geliştirir ise ve ilerleyen günlerde yatırımcı bulabilirse (Servis üniversite desteği ile kurulmuş ilerleyen günlerde daha büyük bir yatırımcı alabilir) kullanışlı bir servise dönüşebilir. Bu sene sonuna doğru Google sosyal arama işine iyice adapte olacak muhtemelen yaptığı hazırlıklardan anlaşıldığına göre. İşte o zamana kadar bu ve Greplin gibi irili ufaklı servisler bize neler yapılacağını gösterecek. Bing zaten Facebook ile anlaşmış olmasına rağmen arama motorları arasında 1 numara olmaması bu gerçekten etkili özelliği biraz göz ardı edilmesine sebep oluyor sanki. Yahoo'yu geçmiş olması(daha yeni açıklandı) insanların artık alternatif olarak görmeye başladığını görmemizi sağlıyor.

Sosyal arama konusunda çok hevesliyim. Çünkü şu ana kadar yapılan şeyler çok fazla değil. Daha fazlası yapılacak bundan eminim. Hatta sosyal arama ile öneri motorları birleştiği zaman her an her istediğimize(istemediklerimizi de) çok rahat tanıdıklarımızdan aldığımız güven ile bulabileceğim(z).

Neyse uzatmayalım bu Blogspot yasaklanması yüzünden keyfim yok. Sosyal medya konusuna direkt odaklanıp yazmak istediğim şeyleri yazamıyorum. Şimdi kızacağım, bir de üstüne birilerine söveceğim diye uzun tutmuyorum yazıları kısa kesip atıyorum. Bu aralar böyle mazur görünüz.

Saygılar.

3 Mart 2011 Perşembe

En ok oyuncusu olan 25 Facebook oyunu (01 Mart 2011)



Yeni bir ay ve geçen ayın yeni kralı bu ay içinde de yerini kaybetmedi. CityVille halen bir numara fakat bu ay biraz oyuncu kaybetti. Geçen ay yaptığım 100 milyonu geçer tahmini tutmadı. Sanırım bu ay içinde bir reklam hamlesi yapıp bu sayı bulma ihtimalleri var.

Zynga bu ayda en çok oynanan ilk 10 oyununun 7 tanesine sahip ve ilk 6 oyun geçen ay olduğu yerleri koruyor. 7.lik için Millionaire City ve Treasure Isle sıkı bir kapışma halinde. Bu ay 7. Millionaire City oldu.

İlk 10 oyun değişmedi fakat Ravenwood Fair listeye hayli yakınlaştı. Diğer bir çok oyun oyuncu kaybederken kendileri 3..7 milyon oyuncu kazanarak ilk 10'a bir adım daha yakınlaştı. Bu yükseliş de bu ayın dikkat çekici yükselişiydi. Diğer oyuncu kazananlardan bazıları şunlar It Girl (1.1 milyon) ve Monster Galaxy (1.4 milyon)

Bu ayın büyük sayıda oyuncu kaybedenleri ise şöyle; Texas Hold'em hariç bütün Zynga oyunları, happy Aquarium, Zoo World ve MindJolt Games.

Bu ayın yenileri ise Monster World ve Monster Galaxy isimleri sizi yanılması iki farklı şirketin iki farklı oyunu. Monster Galaxy oyununa bir RPG diyebiliriz. Başta seçtiğiniz canavarları Pokemon gibi dövüştürerek ilerliyorsunuz ve level atlıyorsunuz. Dövüştüğünüz canavarları ele geçirebiliyorsunuz.(İşte tam Pokemon gibi bir şey :)) Oyuna başlamak için bir yol gösterici bölüm(tutorial) ile uğraşıyorsunuz biraz uzun sürüyor.  Monster World ise canavarlı Farmville diyelim. Yani kısacası benim pek sevmediğim ağır kanlı bir oyun. Monster Galaxy adlı oyuna göre daha çok arkadaşım oynadığına göre bizim kullanıcımızın asıl sevdiği tür bir oyun Monster World.(Tamam Famville gibi dedim ya ondan böyle bir tespit yaptım ne var şimdi kızmayın)

Listenin sahibi Inside Social Media sitesidir. Eğer ticari bir şey yapacaksanız onlar ile sorun yaşarsınız. Listenin ingilizce analizi buradadır.

Not: Blogspot'un engellenmesi hakkında ise bir şey söyleyemiyorum . Engelleyenlerin kafa yapısı ile aslında interneti komple kapatmamız lazımdı. "Bu ülke neden hala internete giriyor ki kapatalım gitsin" diye düşünmekten kendimi alamıyorum

Saygılar.

2 Mart 2011 Çarşamba

Bunları paylaşasım var # 61 (Facebook App ve Topluluk Yöneticisi)

Bugün yine kolaya kaçıp iki liste paylaşacağım sizinle. İlk listem Facebook fan sayfaları uygulama geliştiren şirketlerin bir listesi. Diğeri ise bir topluluk yöneticisinin elinin altında bulunması gereken 10 araç.

Socialnomics Eric Qualman'ının blogu olur kendisi. Facebook fan sayfaları için uygulama geliştiren şirketlerin listesini paylaşmış bu blogta. Aslında listeteyi yapan Social Media Examiner'dan Mari Smith olmasına rağmen yararlı bir liste olduğu için paylaşılmış burada da. Best 11 Facebook Promotion Apps . Zaten bu işlerle haşır neşir olan kişilerin bildiği şirketler var listede. Örnek olarak  Wildfire, Vitrue ve Fanappz'ı söyleyebilirim. Bir göz atıp yabancılar fan sayfalarına neler ekliyor görülmesi gerekir.

Diğer liste ise beni zor zamanlarda kurtaran Social Fresh blogundan. Topluluk yöneticisinin elinde bulunması gereken 10 araç listesi. Listede Social Mention,  Summify, Shareaholic gibi uygulamalar yer alıyor. her uygulamanın neden listede olduğu anlatılmış. Örneğin; topluluk yöneticilerinin aynı zamanda link paylaşmayı seven olduğunu belirtip Shareaholic gibi bir uygulamayı  listeye yerleştirmeleri gibi.

Saygılar.

Facebook Sayfası